"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasî ahlak, demokratlar ve gerçekçilik

Ahmet BATTAL
09 Ekim 2026, Cuma
Bürokratın ve belediyecinin sosyal gücü ve buna bağlı malî gücü malumdur.

Adeta bal taşırlar denebilir. 

Ama bizim memlekette ve şarkta balın kabı narindir ve kolay sızdırır. 

Bu bala ve sızıntılara bir de siyasetçinin parmağı değerse balın çoğu yolda ziyan olur. Vatandaşa hizmet yerine yandaşa fon ve kayıt dışı siyasî sermaye haline gelir. 

İşte biz bu sebeple öteden beri “bal tutan eldivenle tutmalı” diyoruz. 

Burada “eldiven”den kasıt elbette şeffaflık ve denetimdir. Yoksa, her şeyi kamu görevlisinin ve bir tür kamu görevlisi sayılabilecek olan siyasetçinin vicdanına bırakmak demek değildir. 

Devlet düzeninin bilinçli olarak bozulduğu 12 Eylül sonrasında, Özal döneminden itibaren yerel muktedir siyasetçinin yerel bürokrat üzerinde gayrimeşru güç elde etmeye başladığını ve bu gücünü neredeyse tamamen kötüye kullandığını biliyoruz. 

Bunun da tesiriyle ama asıl AKP’nin siyasî cahil cesaretine dayalı şımarıklığının etkisiyle, uzun zamandır, devletin denetim yapısı bozuldu. 

Bilhassa son on senede, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen ucubeyle geçilen tek adam rejimiyle, bağımsız düzenleme ve denetleme kurumları ve kurulları iğdiş edildi, denetim neredeyse yok edildi. 

Bu olumsuz gidişi erken görenlerden biri eski AKP’li Ahmet Davutoğlu idi.

Başbakanlığı döneminde, 2015’te, bir “Şeffaflık Paketi” ve “Siyasî Ahlak Kanunu Tasarısı” hazırlatmıştı. 

Bu tasarı siyasetin finansmanını şeffaflaştırmayı hedefliyordu ve partilerin il ve ilçe başkanlarına kadar geniş bir siyasî kadroya mal beyanı mecburiyeti getiriyordu. Böylece başta imar rantları olmak üzere “rantiyeciliği önlemeyi” yani “bal tutup parmak yalamayı engellemeyi” amaçlıyordu.

Ancak 2014 ila 2017 arası AKP’nin gizli genel başkanı durumunda olan Erdoğan, bu tür düzenlemelerin siyaset yapmayı zorlaştıracağını savunarak Ahmet Davutoğlu’na karşı çıkmış ve kanunu engellemişti. 

Ne de olsa “AKP=Adamın Kendi Partisi” idi ve halen de öyle. (Bunun sonuçlarını ise AKP iktidardan düşünce ya da en geç Erdoğan partisinin başından gidince göreceğiz). 

Sonradan Davutoğlu’nun aktardığına göre, işte o dönemde, Erdoğan Davutoğlu’na; “Bu düzenlemeyi yaparsanız ilçe yönetecek başkan bulamazsınız Ahmet Bey!” demiş. 

Bu hikâye de gösteriyor ki “siyasî başarı” ile “siyasî ahlak” arasında bir zıtlık var. Ahlak standartları düştükçe başarı yükseliyor. 

“Siyaset neticede seçmene dayanma sanatıdır ve bu demektir ki seçmen de bunu onaylıyor” denebilir mi? 

Hayır denemez, zira herkes biliyor ki bu onay iki kötüden birini tercih etmeye yönelik kerhen destek biçiminde. 

Zira seçmen “Bu işleri yapacak başka kim var ki, bunlar çalıyorlar ama çalışıyorlar, rakipleri bunu da yapamaz” diyor. 

Fakat unutmayalım ki bunu da seçmene birileri dedirtiyor. 

Ancak bu son fon krizi ile birlikte durum değişmişe benziyor. 

Su-i istimalin büyüklüğünden haberdar olanlar “biz bu kadarını onaylamamıştık” diyorlar. 

Öfke patlaması sokaklarda görünmüyor. Ama sandık yakın. 

Bakalım muktedir derin siyasetçiler, o zamana kadar, muhalif belediyelere yapılan ve bizce tamamı siyasî olan “güya yolsuzluk” operasyonlarını da perde edip bu öfke patlamalarını söndürebilecek mi? 

Ve seçmen, bu kere de, “ehvenüşşer” mantığı ile de olsa, yine “lanet olsun, yok başka alternatif, alın size rey” mi diyecek? 

Biz siyasî ahlak kanununu çıkarmayı samimiyetle vaat edecek ve başarma ümidi verecek türden demokrat siyasetçiyi önde görmek istiyoruz. 

Varlar ama dağınıklar. Toparlanmalılar.

Okunma Sayısı: 161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı