"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Laiklik: Dindarların yeni iç kavgası mı? -2

Ahmet BATTAL
05 Temmuz 2026, Pazar
Gelelim Müslümanın laik de olabilmesi meselesine:

“Ben laikim” diyen insan ne söylemek istiyordur? 

Ya “ben dinsizim ama bunu sosyal baskı vs. sebebiyle açıkça söyleyemiyorum, aslında söylemek isterdim” demektedir ya da “ben laikliği benimsiyorum” demektedir. 

Biz ikinci kısma bakacağız:

Benimsemek de iki türlü olabilir (İlginçtir, bu noktada “benimsemek” lafı kıymetli oldu:): Benzemek/bensemek ya da benimsemek…

İnsan, herhangi bir tür laikliği ya sadece devlet için “güzel, doğru, faydalı ya da gerekli” görüp benimser ya da -muhtemelen abartıp- hem devlet ve hem de kendisi için benimser. 

***

“Ben kendim de laik olacağım” diyenin bununla kastı şunlardan biri ya da bazıları olabilir: 

-Ben imansız (ışıksız/nursuz) ve dinsiz (istikametsiz ve pratiksiz) yaşayacağım.

-Ben imanlı ama dinsiz yaşayacağım.

-Ben imanlı ve dinli olacağım ama kimseye dilimle dinî nasihat etmeyeceğim. 

-Ben dindar olacağım ama kimsenin dinine ve dinsizliğine dilimle ve elimle müdahale etmeyeceğim/ettirmeyeceğim. 

-Ben din konusunda sadece samimî tavrımla çevreme örnek olmayı sürdüreceğim.

Bu tercihlerden hangisi hangi insanı ne kadar laik yapar ve hangi dinden ne kadar çıkarır? 

***

“Devlet laik olmalı” diyenin de kastı şunlardan biri ya da bazıları olabilir:

-Devlet baskın dinin toplumdaki görünümünü kaldırarak toplumu dinsizleştirmeli ve fertleri de en azından yetişkin oluncaya kadar dinden uzak tutmalı. 

-Anayasaya “devlet laiktir” yazmak yetmez, “devletin de toplumun da dini olmaz” ibaresi mutlaka yazmalı.

-Anayasaya “devletin tek dini vardır o da İslam’dır” ibaresi asla yazmamalı. 

-Anayasa’ya kişilerin dinlerini ferdî ve kollektif olarak yaşama ve dinî kanaatlerini dilediği gibi açıklama hürriyetinin var olduğu ve devletin her dinden/mezhepten vatandaşlarının hizmetkârı olduğu ve vatandaşlarının dinlerinin devletin de “dinleri” olduğu yazmalı. 

-Devlet demokratik olmalı ve kanun yaparken, mesela Cuma gününü/saatini tatil ederken bile, “din böyle istiyor/emrediyor” diye değil “yeterince vatandaş böyle istiyor” diye yapmalı. 

***

İnsana düşen; seçmek, beğenmek ve birini almak. 

“Ben bunların hiçbirini beğenmiyorum” diyenimiz varsa nasıl bir anayasa istediğini söylesin. Şunu da unutmayalım: 

1925 ila 1950 arasında cari olan ve “dinsizlik hesabına, îmanına ve ahiretine çalışanları mes’ul edecek kanunları yapan” ve “irtidâd-ı mutlakı rejim altına almakla, sefâhet-i mutlaka medeniyet ismi vermekle, cebr-i keyfî-i küfrîye kanun ismini takmakla” övünen dehşetli rejim Demokratlar sayesinde bitti. 

1946’dan ve bilhassa 1950’den bu yana laik ama manası “bîtaraf kalmak” olan “yani hürriyet-i vicdan düsturuyla dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükûmet” modeli şeklen yürürlükte. Jakoben laiklikçilerle demokratik laiklikçiler arasındaki siyasî kavga sürüyor. Siyasal İslâmcılar aradan sıyrıldı ve iktidar nimeti yiyor.

Daha iyisini nasıl buluruz? 

Daha iyisi için dindarların birbirine manen kılıç sallaması lazım mı ve caiz mi? 

Yani mesela 25-50 laikliğini benimsemiş eski Diyanet İşleri Başkanlarına ve resmî hocalara dinsiz oldular demek ne demektir? 

Cevap için baştaki soruya dönmemiz ve dönmek için de iki mesalikten birine süluk etmemiz şart: Şefkat mesleği ve hiddet mesleği.

“Hiddet mesleki”nde gidip önüne geleni tekfire cür’et eden “salik”ler şunu da düşünsünler: 

Hakikî dindarların çoğunlukta olduğu bir toplumda gerçekten demokratik bir devletin laikliği ‘dinsizlik’çi laiklik olabilir mi? 

Okunma Sayısı: 1103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Ayer

    5.07.2026 16:25:37

    2- Eskiden vicdanları zedeleyen başörtüsü yasağı imam hatip Kur an Kursu yasağı ve dindar insanların hor görüldüğü süreçlerden çok şükür bu günlere geldik.Hali hazır zamanın aslında hürriyet zamanının kıymetini bilmek gerekiyor.İçinde yaşadığımız süreci istibdat diye tarif etmek herhalde istibdadı hiç yaşamamış veya bilmiyor olmak anlamına geldiğini görüyoruz.İstibdadı merak edenler bizim de yaşadığımız 12 Eylül 1980 ile serbest seçimlerin yapıldığı sadece üç partinin girebildiği 1983 seçimleri arasındaki üç yıllık döneme baksınlar.Zira istibdat o süreçti.Sonra kısmi 28 şubat süreci, de bunun türevidir.Benzer bir dönemdir.

  • Enes

    5.07.2026 16:22:05

    Anlaşılmayacak ne var. Laiklik güzellemesi doğru değil demiş. Diyen de yılların avukatı Kadir abi.

  • Recep Ayer

    5.07.2026 16:19:08

    1-Yine de diğer yorumculara kısmen katılıyor ve meramın iyi anlatılmadığını düşünüyorum.Laiklik meselesi tabiri caizse su götüren bir meseledir.Kişilere ve anlayışlara göre değişir.Kimine göre Ayasofya nın yeniden cami olması ve başörtüsü serbestisi laikliğe aykırıdır denir.Kimi ise bunları laikliğe aykırı görmez.Siyasi ortamın değişmesiyle önce kara dediğine sonradan beyaz diyenleri de gördük.demekki aslında laiklik konjoktürel bir şeymiş.Biz kazanılmış haklarımızın kaybolmaması derdindeyiz desem herhalde en doğrusu olur.

  • Nuri

    5.07.2026 12:48:29

    Ahmet Hocam, size şunu sorayım, Düzenli Yeni Asya okuyucularının içinde şefkat mesleğinde değil de hiddet mesleğinde giden birileri olamayacağına (girenler ya varsa eski hiddet mesleklerini değiştireceğine ya da -hiddette ısrarlı iseler- geri çıkacağına) göre bu yazıyı siz bence diğer ehliiman için yazmışsınız gibi duruyor. Ama dünkü yazınızın girişinde Yeni Asya okuyucusu olmayan demişsiniz ama bunu bence yeterince vurgulayamadınız. Bu yüzden yanlış anlaşılıyor olabilirsiniz.

  • Kadir Akbaş

    5.07.2026 09:15:07

    Yazı 25 yıldır din, manevi değerler, İslamiyet adına ekilen rüzgarların, kin ve nefret tohumlarının, her alanda uygulanan istibdadın Din ile perdelenmesinin yol açması muhtemel risklere dikkat çekmek ve bir iktidar değişiminin ülkeyi yeniden Dinsizlik manasında uygulanacak Laiklik anlayışına karşı Din ve Vicdan Hürriyetin esas alan Demokratik Laiklik anlayışına tahkimat yapmanın zarureti ile kaleme alındı ise bunu daha net ifade etmek gerekir. Özelden yazmak yerine hoşgörünüze sığınarak buradan yazmayı tercih ettim.

  • Kadir Akbaş

    5.07.2026 09:06:44

    "Laik Şeriat", "Laik Asr-ı Saadet", "Laik, Laikliği insanlık bsrışı için elzem gören Mahdi" yaklaşımı fazlasıyla fantastik iken ve bu yaklaşımın verdiği tahribat ve açılan yara hala taze iken Laikliği merkeze alan bu yaklaşımın sağlıklı olmadığını düşünüyorum. İki Yazıyı okuyan birinin zihninde oluşan kanaat nedir?

  • Kadir Akbaş

    5.07.2026 09:02:00

    Yazıyı okuduktan sonra meydanlara koşup "Türkiye Laiktir, Laik Kalacak" diye haykırmamak için zor tutuyor kendini. Sizi tanımasam yazı "Laikliğin ruhu Şeri'attendir", "Asr-ı Saadette bile bir nev'i, Laiklik, hatta ondan daha güzeli tatbik edilmiştir", "Dünya ve İnsanlık Barışı için Said Nursi Modeli;Laik ve Demokratik Cumhuriyet" serisinin devamı diye düşünecektim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı