"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

YÖK’ü ilânen arıyoruz

Ahmet BATTAL
18 Mart 2020, Çarşamba
Birkaç YÖK mü var ki ilânen arıyoruz?

Evet, hakikaten, muhatap bir “tane” ise ve adresi belli ise ilânen aramaya ne gerek var ki. 

Böyle diyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyunuz ve YÖK’e ve milletvekillerine de okutunuz. 

İsmi saklı okuyucumuzun maili:

“Sayın Hocam,

“En son A… Üniversitesi’nin 5 Mart tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan ilânına bakarsanız tüm kadroların kişiye özel olduğunu görürsünüz. Özellikle Tıbbî Patoloji kadrosu ibretlik. İki makale ismi verilmiş. ‘Pubmed’e girerseniz malûm kişinin ismini görürsünüz. Aynı durum İ… Üniversitesi’nin 19 Ocak tarihli ilânında da söz konusu.  Bunlar benim son zamanlarda dikkatimi çekenler. Sorumluluk sahibi bir basın kurumu olarak lütfen YÖK’ü ve kamuyu bilgilendirin. Saygılarımla.” 

Okuyucumuza teşekkür ediyoruz. 

Bu konuyu zaten “içeriden” biliyoruz ve zaman zaman da bahsediyoruz. 

Yeniden ve net biçimde yazalım:

Üniversitelere akademik personel alınırken kanun gereği “ilân” yapılır.  İlân şeffaflığı ve “aleniyet”i sağlar. Aleni dâvet üzerine şartları tutanlar başvururlar. Sonra imtihan/inceleme yapılır ve başvuranlar arasından en uygun kişi alınır. 

Bu durum bütün devlet kadroları için genel prensiptir. Üniversite kadroları için ise aynı zamanda bilimsel yarışmaya ve akademik kaliteye de katkı yapması beklenen önemli bir ilkedir. 

Ancak uygulamada, uzun zamandan bu yana “yanlış gelenek” haline gelen ve aklı başında bütün ilgililerin ısrarla yazıp söylediği bir yanlış gidişat var.

İstenen akademik personelde aranan şartlar öyle bir tarif ediliyor ki o tarif aslında tek bir kişiyi işaret ediyor. İlânı hazırlayan yetkililerce kimliği önceden bilinen ve adından başka neredeyse her şeyi ilânda söylenen bir kişi için kadro ilân ediliyor. Yani ilân üzerine o kadroya “şartları tutan herkes” değil, “şartları tutabilen sadece bir kişi” başvurabiliyor. Başvuruyor. Ve alınıyor! 

Ne yarışma ama… 

Okuyucumuzun mektubundaki örneklerdeki gibi. Meselâ bir profesör kadrosuna başvurması beklenen adaylarda aranan özellik şu: “Nazal mukozada polimer bazlı gümüş nanopartikül kaplı silikon splintlerin etkileri” ve “akut akciğer hasarı üzerine ketamin, midalozamın etkisi” ile ilgili çalışma yapmış olmak! 

Bu iki çalışmayı …’dan başka kim yapmış olabilir ki?

Adeta “nokta atışı” kadro ilânı(!).

Sayın Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve Sayın YÖK Üyeleri, 

Ya sistemi yeniden kurgulayın ve sıkı şekilde denetleyin ki bu gariplikler düzenli ve sürekli tekrar etmesin. 

Ya da Kanunu değiştirmek hususunda TBMM’ye teklifte bulunun. Kanuna “Üniversitelere akademik personel almak için ilân şartı kaldırılmıştır, isteyen rektör istediğini kadroya alır ve hatta istediğini de kadro/kapı dışına atar” diye yazdırın. Nasıl olsa TBMM sizi dinler! 

Böylece “…mış gibi” yapma derdinden hep beraber kurtulalım. Siz de rahat edin, akademik camia da, akademisyenliğe önem veren millet de rahat etsin…

Hem rektörler de zaten böyle atanmıyor mu? 

Onlar da cumhurbaşkanınca seçildiği gibi sorgusuz sualsiz hoca seçsin… 

Onlar da üniversitenin cumhurbaşkanı olsun, olsun bitsin!

Okunma Sayısı: 1577
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı