"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eğitim yılı başlarken

Ahmet Cemil Çökren
11 Eylül 2019, Çarşamba
2019-2020 eğitim ve öğretim yılına başlarken öğretmenlerin öğrencilerini mutlaka kayıtsız şartsız sevmesi gerekiyor.

Şimdilerde velileri “Acaba özel okula mı versem yoksa devlet okuluna mı?” diye bir telâş aldı. Haliyle bu işte bir rant haline geldi. Bazı devlet okulları da bağış (!) miktarlarını güncelliyorlar.

Aslında eğitim ve öğretim işi öğretmende bitiyor. Gelir getirsin diye memurluk hele de öğretmenlik yapan kişiler, maalesef yaptığı mesleği hizmet değil de kazanç olarak görmektedir.

Bediüzzaman Hazretleri, Münâzarât adlı eserinde: “Bence memuriyete veya imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa yalnız maişet ve menfaat için girse, bir nevi çingenelik eder. 

Haşiye: {Ey memurlar, Eski Said’in kırkbeş sene evvel söylediği bu sözünden gücenmeyiniz.}

2005 yılında umrede tanıştığım bir arkadaş Arapça öğretmenliğinden mezun, fakat kadro sıkıntısından Çorum’da bir köyde sınıf öğretmeni olmuş. Kendini geliştirmiş, İngilizce, Arapça, Farsça dillerine vâkıf.

“İngilizce derslerini nasıl sevdirdin?” diye sordum. Cevaben, “Öğrencilerime soruyorum ‘en çok sevdiğiniz yabancı oyuncu kim’ diye. Onlar da hep bir ağızdan ‘Jackie Chan’ diyorlar. Peki şimdi Jackie Chan gelse, onunla nasıl konuşacaksınız? Biliyorsunuz ki; Türkçe bilmiyor. Ya Çince ya da İngilizce konuşmanız lâzım. İşte başlıyoruz deyip ‘What is your name?, Where are you from?’ gibi İngilizce cümleleri, meraklarını çekecek şekilde zihinlerine yerleştiriyorum.”

Bediüzzaman Hazretleri hakikat çekirdeklerinde “... merak ilmin hocadır” diyor.

Son olarak ‘Pozitif Pencere’ adlı kitaptan bir örnek vermek istiyorum:

“Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi. Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi. Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’sinin olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da iş adamı olduklarını ortaya çıkardılar. Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu.

“O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı: “Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde.”

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hâlâ hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hâlâ dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, başarılı birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi: “Çok basit” dedi, “Ben o çocukları çok sevdim...’’

Okunma Sayısı: 850
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı