"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyük şeyhin kerameti büyük olur -5

Ahmet Feyzi KONURALP
08 Kasım 2026, Pazar
Fütuhatü’l-Mekkiyye yolculuğumuza devam ederken, kelimelerde derinleşiyoruz. “Mehdî’nin gerçekte kim olduğuna gelirsek, Mehdî elinde hakikat kılıcı bulunan ve medenî siyasetin sahibidir.”1 cümlesinin ikinci kısmına ışık tutuyoruz. Yani Mehdî’nin medeni siyasetin sahibi olduğunu ifadesine...

Risale-i Nur’a baktığımızda Üstad Hazretlerinin bir İslâm âlimi olarak medenî siyasetin kavramlarını Müslümanlar için Kur’ân’a dayalı bir zihni revizyona tabi tuttuğunu görmekteyiz. Bu revizyonu ıstılahî olarak tecdid olarak ifade edebiliriz. Birinci olarak “Ve emruhum şura beynehum”2  ayetine dayanarak meşveret-i şer’iyenin yani bugünkü manada hukuka dayalı, parlamentoya dayanan demokratik sistemi İslâmî bir sistem olarak tanımlamıştır. Yani demokratik sistem hukukî olarak şeriat kanunlarına dayanmasa bile, sistemin istişareye dayanması, meclis ve millet iradesi merkezli olması sistemin İslâmî olduğu manasına gelmektedir. Üstad hazretlerinin “Ben, hükûmet‑i cumhûriyeyi, ilcaat‑ı zamana göre bir kısım kanun‑u medenîyi kabûl etmiş ve vatan ve millete zarar veren dinsizlik cereyanlarına meydan vermeyen bir hükûmet‑i İslâmiye biliyorum.”3 diyerek kendisini mahkeme mahkeme gezdiren İslâm düşmanlarına aldırış etmeden bu ifadeleri kullanması söylediklerimizi ispat ediyor. Ayrıca Üstad Hazretleri, demokratik yönetimi ve usullerini Kur’ân’a dayandırdığı gibi Sahabe efendilerimizin hayatlarında da demokrasinin izlerini takip etmiştir. Mesela; “Hulefa-yı Râşidîn; her biri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddık-ı Ekber (ra), Aşere-i Mübeşşereye ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mana-yı dindar Cumhuriyetin reisleri idiler.”4 diyerek bu konuda ilk defa böyle bir tespit yapmıştır. 

İkinci olarak, “Fakat zaman-ı meşrutiyetin zembereği, ruhu, kuvveti, hâkimi, ağası haktır, akıldır, marifettir, kanundur, efkâr-ı ammedir.”5 diyerek bilimle, akıl ile, kamuoyunun fikrinin yönetime yansıması ile demokrasilerin ayakta durabildiğini ifade etmiştir. Demokrasinin milletin yönetime katıldığı bir rejim olarak tanımlamış, milletin temsilcileri olan mebusları her zaman yürütme makamlarının üzerinde görmüştür. Bu durumu ifade eden bir bahiste; “Meşrûtiyet hâkimiyet-i millettir. Yani efkâr-ı ammenizin misal-i mücessemi olan meb’usan hâkimdir; hükümet hâdim ve hizmetkârdır.”6 diyerek Müslümanlara siyaset aleminde usül göstermiştir. 

Son olarak, İbnü’l-Arabî’nin ifadesiyle medenî siyasetin sahibi olarak Bediüzzaman, tek bir kişinin ya da tek bir zümrenin iktidarını da asla kabul etmemektedir. Şöyle ki; “Meşrutiyetin sırrı; kuvvet kanundadır, şahıs hiçtir.”7 “Bu zamân, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar harika da olsalar, cemaatın şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir.”8 “Bir ince teli, rüzgâr her tarafa çevirebilir. Fakat icma ve ittihad ile hâsıl olan hablülmetin ve urvetülvuska (sağlam halat) değme şeylerle tezelzül etmez.”9 “O kadar geniş daire-i ahrara (hürriyetçi çevrelere) efkâr-ı umumiyeden (kamuoyu) başka serpuş olamadığından, riyaset-i şahsiyenin (şahsî tek kişilik yönetim - monarşi) kat’iyen aleyhindeyim.”10 diyerek bu karşıtlığını kalın çizgilerle vurgulamıştır. 

Hülasa, Makalat eserinde Avrupalılar için “Zira İslâmiyet’in mâni-i terakkî ve müsaid-i istibdat olduğunu hataen zannetmişlerdi.” diyerek İslâmiyeti istibdata müsait bir din olma zannından kurtarmış ve medenî siyasetin sahibi olmuştur. 

Medenî müdafaa devam edecektir.

Dipnotlar:

1- Fütuhatü’l-Mekkiyye - Muhyiddin İbnü’l-Arabî, Litera Yayıncılık, Çeviri: Ekrem Demirli, Sayfa 66

2- Onların işleri, aralarında danışma iledir. (Şura Suresi: 38) 

3- Tarihçe-i Hayat, s. 393. 

4- Şualar, s. 455-456.

5- ESDE, Münazarat, s. 217. 

6- Age., s. 225.

7- Age., s. 221.

8- Emirdağ Lâhikası, s. 136.

9- ESDE, Münazarat, s. 223.

10- Age., Nutuk, s. 196.

Okunma Sayısı: 83
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı