"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Âlem-i İslâma indirilen darbeler

Hüseyin GÜLTEKİN
05 Ekim 2026, Pazartesi
Yapılan bütün saldırılara, işkencelere azaplara aldırmadan, önüne konulan bütün manilere takılmadan, gece gündüz demeden, sürgünleri, zindanları medrese-i Nuriyeye çevirerek bu milletin iki cihan saadeti için bütün ömür dakikalarını iman Kur’ân hizmetleriyle geçirdi İslâm kahramanı Üstad Bediüzzaman.

Gelin görün ki hayatı boyunca din düşmanlarının kendisine reva gördükleri bütün mezalimleri, acımasız azap ve işkenceleri kendisinden kaynaklanan bazı hata ve kusurlara hamledip, kaderin bir nevi adaleti ve şefkat tokatları olduğunu ifade ediyor Üstad Bediüzzaman.

Erek dağındaki bir mağaraya çekilerek, evrad ve ezkarı ile meşguliyetini yalnız nefsini kurtarmaya yönelik bir kusur olduğunu ve bu nedenle ehl-i dalaletin kendisini oradan çıkarıp Burdur’a sürgüne gönderilmesini adalet-i İlâhiye’nin bir şefkat tokadı olduğunu beyan ediyor.

Bu meyanda din düşmanlarının kendisine reva gördükleri bu keyfî sürgün hayatlarına Üstad müstahak mıydı sizce? Diğer bir ifade ile Üstad Bediüzzaman yalnız kendi nefsini kurtarmayı gaye edinen öyle sıradan bir âlim midir? Haşa ve kella...

”Ben kendi elemlerime tahammül ettim; fakat ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâma indirilen darbelerin en evvel kalbime indiğini hissediyorum.”  “Karşımda müthiş bir yangın var; alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum...” diyerek feveran eden böyle bir mücahid-i ekberin yalnız kendi ahiretini kurtarmayı gaye edinen bir insan olduğunu söylemek hiç mümkün mü?

O zaman acaba Üstad; hiç de hak etmediği, ehl-i dalaletin kendisine reva gördükleri keyfî eziyetlerine, adına şefkat tokatları dediği olaylar üzerinden, talebelerine bir mesaj ve bir ikazda mı bulunmak istiyor? 

Yani Üstad, “Aziz, sıddık kardeşlerim!” dediği talebelerine “Sizler yalnız kendi imanınızı muhafaza etmekle değil; aynı zamanda avam-ı ehl-i dinin ehl-i dalalete iltihak etmemeleri için onların imanlarını da takviye edip, muhafaza etmekle vazifelisiniz.” mealinde tavsiyelerde mi bulunuyor?

Yine Üstad Bediüzzaman talebelerine; ”Sizler ümmet-i Muhammedî’yi sahil-i selamete çıkarmakla vazifeli hademelersiniz..” Yani gemide yolcu değil; hademesiniz, hizmetçisiniz, tayfasınız, kaptansınız… Dikkat ediniz bu gemi bir şekilde herhangi bir kazaya düçar olursa  sizler mesulsünüz, diyerek ikazlarda mı bulunuyor Üstad Bediüzzaman...

Alevleri göklere yükselen yangını söndürmeye koşuyorum, diyerek feveran eden Üstad Bediüzzaman’ın bir asır önceden haber verdiği, insanların iki dünyasını mahveden ve halen devam etmekte olan bu korkunç manevî yangını söndürmekle öncelikle elbette Nur hadimleri vazifelidir.

Okunma Sayısı: 112
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı