Günümüz dünyasında gündem, her zamankinden daha hızlı değişmektedir.
Bir gün konuşulan konu ertesi gün yerini başka bir tartışmaya bırakmakta, toplumun dikkatini meşgul eden meseleler âdeta bir haber seli içinde kaybolup gitmektedir. Bu durum, “Asıl gündem toplumda unutuldu mu?” sorusunu beraberinde getirmektedir.
Toplumların ilerlemesi; adalet, hukuk, eğitim, üretim, ahlâk ve insan hakları gibi temel meselelerin sürekli gündemde tutulmasına bağlıdır. Ancak çoğu zaman bu hayatî konuların yerini günlük polemikler, kısa süreli tartışmalar ve geçici gündemler almaktadır. Sonuç olarak, toplumun geleceğini ilgilendiren meseleler geri plana itilmekte, enerjimiz ve dikkatimizi daha az önemli konular tüketmektedir.
Asıl gündem; insanların huzur içinde yaşayabilmesi, gençlerin iyi eğitim alabilmesi, emeklilerin insanca geçinebilmesi, çalışanların haklarının korunması ve adalet duygusunun güçlendirilmesidir. Bir toplumun gerçek başarısı, bu alanlarda gösterdiği gelişimle ölçülür. Ancak gündem sürekli değiştiğinde, çözüm bekleyen sorunlar da zamanla kanıksanmakta ve unutulmaktadır.
Tarih göstermektedir ki, büyük medeniyetler günlük tartışmaların değil, uzun vadeli hedeflerin peşinden koşan toplumlar tarafından kurulmuştur. Bugün de ihtiyaç duyulan şey, dikkatimizi yeniden temel meselelere yöneltebilmektir. Çünkü gerçek kalkınma, günü kurtaran tartışmalarla değil; kalıcı çözümler üreten fikirlerle mümkündür.
Vatandaşın gündeminde geçim sıkıntısı varsa, gençler gelecek kaygısı taşıyorsa, adalet ve hukuk konusunda beklentiler sürüyorsa, bunlar toplumun asıl gündemi olmaya devam etmektedir. Geçici tartışmalar ne kadar yoğun olursa olsun, insanların hayatına doğrudan dokunan meseleler önemini kaybetmez.
Bu nedenle yapılması gereken, gündemin gürültüsü içinde asıl meseleleri gözden kaçırmamaktır. Toplum olarak sorulması gereken soru şudur: Bugün konuştuğumuz konular, yarınlarımızı ne kadar etkiliyor? Eğer bu soruya samimiyetle cevap verebilirsek, asıl gündemi yeniden hatırlamamız ve ona odaklanmamız mümkün olacaktır.
Unutulmamalıdır ki; bir toplumun geleceği, konuştuğu konular kadar, konuşmayı ihmal ettiği meselelerle de şekillenir. Gündemi unutanlar, geleceği de başkalarının belirlemesine razı olmuş olurlar.