"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhikalarda birinci söz olan Bismillâh Risalesi

Ali Demir
06 Temmuz 2021, Salı
Âhirzamanın Garibüzzamanı olan Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin yazılmasına vesile olduğu Risale-i Nurlar’ın telifinde de garip hallere mazhar olunmuştur.

Elbette Garibüzzaman bu Nurlu eserleri; sırça köşkler yerine dağda, derede, bağda, bahçede, ağaç dalları üstünde, kâh at üzerinde, kâh yağmurda, sevk-i İlâhî, talim-i Kur’ân ve irşad-ı Nebevî ile, teşvik-i Gavsî ve sünûhat-ı İlâhîye göre telif ettiğinden, telif sırası bugünkü tanzime göre olmamıştır. Meselâ, Yirmi İkinci Söz, Birinci Söz’den daha evvel te’lif edilmiş ve Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mektup’tan daha evvel yazılmış. Başka bir gariplik de, Risalelerde aynı risaleye farklı isimler verildiği gibi farklı Risalelere de aynı isim verilmiştir.

Meselâ 29. Lem’a ve 7. Şuâ’ya Âyetü’l-Kübra; Lemeat, Mesnevî ve 15. Lem’a-10. Şuâ’ya Fihrist gibi farklı risalelere aynı isimler verildiği gibi, Birinci Söz içinse, Besmele Sözü olan Birinci Söz, Birinci Söz olan Bismillâh Risalesi, Risalelerin Başı ve Birinci Söz olan Bismillâh Risalesi gibi farklı isimlendirmeler yapılmıştır.

Zamanın müstebit idarecileri tarafından sudan bahanelerle Şarktan alınıp Garba sürgün edilen Said Nursî Hazretleri tarafından Barla’da telifine başlanılan Nur eserlerinin ilk ismi Lâhikalarda “Sözler” olarak geçer ve bilâhare İmam-ı Ali’nin (ra) gaybî sevk ve işaretiyle yapılan tanzim neticesinde Risale-i Nur Külliyatı ismini almıştır. Ve bu Külliyatın Sözler Mecmuasının ilk Risalesi; Risale-i Nur’un ilk ve halis talebesi Albay Hulusi Beyin tabiriyle “Bismillah ismini alan Birinci Söz” olmuştur. Yapılan bu düzenlemede ilk sıraya inci bir söz olan Besmele Risalesi’nin gelmesini Hulusi Ağabey şöyle tasvir eder: “dünyaya arkasını çeviren Üstad, Hazret-i Gavs’ın teşvikiyle belki delâletiyle Kur’ân’ın gayr-ı mekşuf (keşfedilmeyen) bir hazinesinden Bismillah ile giriyor, Kur’ânî tarlaya Bismillah diyerek Sözler tohumunu ekiyor, Furkanî bahçeye Bismillah diyerek nurlu Mektuplar çekirdeğini dikiyor.” Her hayrın başı olan Bismillah ile başlamış oluyor.

Üstad Hazretleriyle alâkalı ‘son şahit’lerden aktarılan bir çok hatıradan özetle; Üstadın “yaşadığını yazdığını ve yazdığını da yaşadığını” dinlemişizdir. İşte bu kanaatin kayıtlı metinlerinden birisi, Risale-i Nur’un bir cüz’ü olarak Yirmi Yedinci Mektup’ta neşredilmiş ve Hulusi Ağabeyin kaleminden ve aynı mektubun devamında, Birinci Söz’deki temsilde seyahat eden mütevâzi zâtın da Üstadımız olduğunu öğrenmekteyiz. Malûm Birinci Söz’de bahsedilen temsilde bedevi Arap çöllerinde seyahat eden adama lâzım olan bir reisin ismini alarak seyahatine devam edip etmemesi hikâye edilmektedir. Ki seyahat edip o hali fiilen yaşayıp yazanın da Üstad Bediüzzaman olduğunu anlıyoruz.

Risale-i Nur’un ikinci talebesi olan ve Üstad tarafından “Hulusi-i Sânî” diye tesmiye edilen Sabri Ağabey ise, Nur’un ilk giriş kapısı gibi gördüğü Bismillâh Risalesi’ni; “Besmele Sözü” olan Birinci Söz diye vasıflandırmaktadır Barla Lâhikası’ndaki neşredilmiş bir mektubunda...

Telif edildikten sonra, Nur’un saff-ı evvellerinden olan ve Üstadı yerinde Denizli Hapsinde şehid olmuş İslâm Köylü Kahraman Hafız Ali Ağabey, ‘Birinci Söz’ü okuduktan sonra, iç dünyasında meydana gelen duygularıyla birlikte istikbale ait kanaatlerini yazdığı mektubunda; “inşaallah, bir zaman olacak, zulümat perdelerini yırtarak, bütün dünyaya hitap edip, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın mu’cize-i bahiresini ispat edecektir.” tesbitini yapmıştır.

Hulusi ve Sabri Ağabeyler tarafından ilâve isimlerle vasıflandırılan Birinci Söz hakkında gaybî işaretlerde bulunan, Celcelutiye isimli Kasidede Hz. Ali (ra); “Hazine-i esrar olan Bismillâhirrahmânirrahîm ile başladım. Ruhum, onunla o hazineyi keşfetti” diyerek başlamasından farklı manalarla beraber Birinci Söz’e de işaret ettiğini çıkaran Bediüzzaman Hazretleri, Sekizinci Şuâ adlı Risalede; “Risale-i Nur’un Bismillâh’ı hükmünde ve Fâtihası ve Besmelesi ve Bismillâh’taki büyük sırrın hakikatini beyan eden ve kısa ve gayet kuvvetli (risalelerin başı ve) Birinci Söz olan Bismillâh Risalesi’ne îma, belki remiz, belki işaret ediyor…” demektedir.

Üstad Hazretleri, Rus esaretinden İstanbul’a döndükten sonra 1920’lerde Arapça telif ettiği Mesnevî-i Nuriye’den Zühre namındaki Risaleyi, Barla’da bizzat kendisi tercüme eder. Ve bu tercüme edilen Zühre Risalesi eline geçen Hulusi Ağabey “Çok muhtasar olarak duygularımı arz edeceğim” dediği mektubunda; Zührenin On Üçüncü Notasının, Birinci Söz’ü ayan beyan gösterdiğini yazmaktadır. 

Bu tesbitten hareketle biz de On Üçüncü Nota’nın son kısmı ve Birinci Söz’ün son paragrafı ile yazımızı tamamlayalım inşallah:

“O halde, hem veren Bismillâh demeli, hem alan Bismillâh demeli. Eğer o Bismillâh demiyor, fakat sen de almaya muhtaç isen, sen Bismillâh de, onun başı üstünde rahmet-i İlâhiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al. Yani, nimetten in’âma bak, in’amdan Mün’im-i Hakikîyi düşün. Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen, Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle, vesselâm…”

Okunma Sayısı: 705
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Çetin

    6.7.2021 08:58:22

    Maşaallah tebrik ediyorum. Güzel bir derleme olmuş. Devam inşaallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı