"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Tebliğ yapmayan Nurcu, Nurcu değildir”

Ali Demir
06 Kasım 2026, Cuma
Lâhika okumaları

Tebliğ genel manada Hakk’ı anlatmak, İlâhî emir ve yasakları hikmete uygun şekilde insanlara izah etmek, uyarmak ve uyandırmaya çalışmaktır. Tebliğ nübüvvet vazifesi olduğundan Peygamber Efendimizden (asm) sonra gelen her mü’minin de ortak görevidir.  Madem tebliğ Peygamberimizin (asm) aslî vazifesidir, veraset-i nübüvvet vazifesiyle vazifeli Üstad Bediüzzaman Hazretleri ve sahabe mesleği sahibi Nur talebeleri de tebliğle vazifelidirler.

Üstadın sağlığında hazırlanmış ve Üstadın tashihinden geçmiş Tarihçe-i Hayat’ta bu hususta şöyle denilmiş: “Zira madem ki bir âlim, peygamberlerin vârisidir; o halde, hak ve hakikatin tebliğ ve neşri hususunda, aynen onların tutmuş oldukları yolu takip etmesi lâzımdır –her ne kadar bu yol, bütün dağ, taş, çamur, çakıl, uçurum, daha beteri takip, tevkif, muhakeme, hapis, zindan, sürgün, tecrid, zehirlenme, idam sehpaları ve daha akıl ve hayale gelmeyen nice bin zulüm ve işkencelerle dolu da olsa...” (Tarihçe- Hayat, s.19)

Helaket felaket asrında irşadla vazifelendirilmiş Said Nursî ve Nur talebeleri de tüm olumsuz şartlara rağmen başta iman hakikatlerinin neşri olmak üzere topluma hak ve hakikati tebliğ vazifesini yapmışlar, yapmaya da devam ediyorlar ve edecekler.

Risale-i Nur’un ilk talebesi Hulusî Yahyagil ağabey Barla Lâhikası’ndaki bir mektubunda Üstad Hazretlerine vekaleten, imkânlar ölçüsünde, mü’minlere Risalelerden aldığı dersi tebliğ etmeye çalıştığını şöyle bildirmiştir: “Verdiğiniz dersi, namınıza olarak vekâleten, alâkadri’l-imkân, mü’minlere tebliğ eylemek ve [...] iman-ı tahkikî yolunda buluştuğumuz Hakkı Efendi ile niyetimiz hakka, sıdka, ihlâsa iştirakimiz muhakkaktır.” (Barla Lâhikası, s.59)

Başka bir mektubunda ise Hulusî ağabey, Risale-i Nur’ları araştırıp mütalâa ederek kazandığı manevî feyizleri gücü yettiğince başkalara neşir ve tebliğe devam ettiğini bildirmektedir. (Barla Lâhikası s.61)

Üstad Said Nursî’nin Barla sürgünü yıllarında Zekai isimli talebesi de Bediüzzaman’a yazdığı mektubunda, Kur’ân hükümlerini tebliğ ve irşadda karşılaştığı sıkıntılarından bahsetmiş ve insanların iki yüzlü davranışlarından duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş: “Ah Üstadım! Ne vardı, insanlar ya göründüğü gibi olsa, yahut olduğu gibi görünseler idi. Ehl-i irşad ahkâm-ı Kur’âniyeyi tebliğ hususunda müşkülât çekmeyecek ve inkâr edilmeyecekti. (Barla Lâhikası,  s.213)

Hulusî ağabey Risale-i Nurlar’ı insanlara okurken, hak ve hakikatleri insanlara tebliğ ederken, ruhunda hissettiği sevinci ve yaşadığı duyguları Üstada yazmış ve Üstad ona yaşadığı bu halin sebebini şöyle izah etmiştir: “Velâyet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur’ân Said’in vekili, belki manen aynı hükmüne geçtiğin içindir.” 

(Barla Lâhikası, s. 292)

Tebliğ hususunda yazımıza vesile olan ve makalenin başlığının arkasındaki hadisede, memleketimizin sahil şehirlerinden birinde yaşayan Türkiyeli Hıristiyan bir kadının evlilik sonrası, Müslüman ve Nur talebesi olmasının hikayesi yatmaktadır. Müdakkik bir hanım olan kahramanımız, Risale-i Nur’lar ile muhatap olduktan sonra dikkatlice okumaya devam eder... Üstad Hazretlerinin adalet-i mahza hakikatini izah ederken verdiği gemi misaline hayran kalır. Malum misalde Üstad, bir gemide bir tek masum on cani bulunsa, o geminin batırılmasına hiçbir adaletin müsaade etmeyeceğini, o tek kişinin hayatının muhafaza edilmesi gerektiğinden bahseder. (Emirdağ Lâhikası, s. 488) Bunun üzerine Müslüman olan o hanım kardeşimiz iyi bir Nur talebesi olur. Ve hayatının maksadını ve her bir Nur talebesi için pusula olacak şu sözü söyler: “Tebliğ yapmayan Nurcu, Nurcu değildir.”

Okunma Sayısı: 72
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı