"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’a göre kuralları da çiğnemeden pekâlâ dersler yapılabilir (2)

Ali FERŞADOĞLU
26 Mart 2020, Perşembe 00:05
Derslerimizi kesinlikle iptal edemeyiz; dershanelerimizi de kapatamayız.

Zira, “Risale-i Nur benim değil, Kur’ân’ın malıdır; Kur’ân’ın feyzinden gelmiştir. Hiçbir kuvvet onu Anadolu’nun sinesinden koparıp atamayacaktır. Risale-i Nur Kur’ân’a bağlıdır; Kur’ân ise Arş-ı Âzamla bağlanmıştır. Kimin haddi var ki, onu oradan söküp atsın?”1 

Şu halde nasıl bir formül uygulamalıyız? Üstadımıza göre teknik, teknoloji, yani keşifler de beşere ilham yoluyla hediye edilmişlerdir ve İlahî birer nimettirler. Onların şükrü, onları istihdam etmekle mümkündür. Şöyle ki:

Birinci ve ikinci dersleri yapacak olanlar, yanlarına bir veya üç gönüllü daha alarak ve azami derecede tedbirlere riayet ederek dershaneye giderler, derslerini okurlar. Telefonla sesli veya bilgisayardan görüntülü olarak naklederler. Biz de bulunduğumuz mekanlardan dinleriz.

Veya şu teknikler de kullanılabilir:

Bildiğiniz gibi, ortak katılımlı, Skype (10 kişi), Zoom (100 kişi), Hangouts meet (100 kişi). Bu programlardan canlı yayın yapılabiliyor.

Veyahut, facebook live, periscope, ınstagram canlı veya paket yayın ile dersleri evden takip etmek mümkün.

Ki, Üstadımız bu yolu apaçık zikredip yolunu gösteriyor: Hava unsurunun yüksek ve ehemmiyetli bir vazifesi “Güzel sözler O’na yükselir.”2 âyetinin sırrıyla güzel ve mânidar ve imanî ve hakikatli kelimelerin kalem-i kaderin istinsahıyla ve izn-i İlâhî ile intişar etmesiyle, bütün küre-i havadaki melâike ve ruhanîlere işittirmek ve Arş-ı Âzam tarafına sevk etmek için, kudret-i İlâhî kaleminin mütebeddil bir sayfası olmaktır.

Madem havanın kudsî vazifesinin, hikmet-i hilkatinin en mühimmi budur. Ve rûy-i zemini radyolar vasıtasıyla bir tek menzil hükmüne getirip nev-i beşere pek büyük bir nimet-i İlâhiye olmaktır. Elbette ve elbette, beşer, bu pek büyük nimete karşı bir umumî şükür olarak o radyoları herşeyden evvel kelimat-ı tayyibe olan kelâmullahın, başta Kur’ân-ı Hakîm ve hakikatleri ve imanın ve güzel ahlâkların dersleri ve beşerin lüzumlu ve zarurî menfaatlerine dair kelimatları olmalı ki, o nimete şükür olsun. Yoksa nimet böyle şükür görmezse, beşere zararlı düşer.3 

Buna başka açılımlar da getirir: “Şu Risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda herbiri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor. Ve Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın hazine-i kudsiyesinin sandukçaları olan Risalelerin satıcı ve dellâllarına muhteşem ve müzeyyen bir dükkân ve bir menzildir. Herbiri aldığı kıymettar mücevheratı birbirine ve müşterilerine orada gösteriyor.”4

İşte, bu mezkür teşhis ve tesbitler çerçevesinde derslerimizi yapabiliriz.

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikâsı, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 384. 2-Fâtır Sûresi: 35:10. 3- Emirdağ Lâhikası, s. 307. 4-  Barla Lâhikâsı, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 54.

Okunma Sayısı: 2375
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı