"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Esma’nın tecellisi ne demektir?

Ali FERŞADOĞLU
26 Ağustos 2019, Pazartesi
Tecelli; belirme, bilinme, görünme, bir anlamda yansıma demektir.

İlâhî kudret ve sırların insanlarda ve nesnelerde görünmesi, Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerinin kâinatta ve insanda zahir olmasıdır. Esma-i Hüsna’nın tecellisi tam olarak yansıma değildir. Binlerce perdelerden geçtikten sonra gölgelerinin yansımaları şeklinde düşünülmeli. 

Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellileri sadece bir cilve, bir gölge, bir göstergedir. Gölge, zâtın, varlığın negatif tek boyutlu bir aksidir. Onun bir boyutlu şeklinden başka bir özelliğini yansıtmaz. Gölge böyle olursa, Esmâ-i Hüsnâ’nın gölge ve cilvelerini de bu kıyasla anlayabiliriz. Elbette, bu misallerle O’nun sıfatlarını anlayabiliriz, yoksa mahiyetlerini kavrayamayız.

Misal, gölge, işâret, cilve, ayine ve tecelli’de de batmamak, boğulmamak gerekir. Bunlar sadece Allah’ın kudret, azâmet gibi sonsuz sıfatlarını anlamak, akla yakınlaştırmak içindir. Meselâ, otomobillere far takılır. Diyelim ki, far, onların gözüdür. Far, göze yalnızca bir misaldir. Yoksa ona hiçbir cihette benzemez. Aynen onun gibi, insana takılan göz de, Allah’ın basar sıfatına bir misâldir. Hiçbir cihette, Basır-ı mutlak olan Allah’ın görme sıfatına hiçbir yönden benzemez.

Bir kitapta âlimin ilmi, bir yapıda mimarın bir mobilyada marangozun sanatı tecelli eder. Kitap ilmî, yapı ve mobilya sanatı gösterir. Ne kitap ilimdir, ne yapı ve mobilya sanatın tâ kendisidir. Yâni, ilim, kitaptaki ne paragraf, ne cümle, ne kelime, ne noktalama işâretlerine benzer. 

Ayine de buna benzer. Bir insanın aynadaki görüntüsü, görünüşten başka hiçbir mahiyeti tutmuyor. Ayine, esas varlığın aynı değil, ölüdür. Onun görünüşten başka hiçbir özelliğini taşımaz. İşte bütün varlıklar, Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının bir âyinesidir. Aynadaki görüntü nerede, hakikî mahiyet nerede.

Cilve, akar suda, güneşin yanıp-sönen parıltılarıdır. Bu parıltılar, güneşten haber verir. Ama, güneşin ne ısısını, ne hararetini, ne yedi rengini taşırlar. Tecelli, bir sanatkârın sanatının eşyada tezahürüdür diyebiliriz. Meselâ, ressamın, mobilya ustasının sanatı, kâğıda, ağaca tecelli etmiş. O tecelliler, sanatkârın bütün özelliklerini, mahiyetini taşımaz. Tecelli başka bir şey, hakikî sanat başka bir şeydir.  

Sâir bütün isim ve sıfatlara da bu ölçü ile yaklaşmalı, atomdan galaksilere kadar yansıyan, görünen, cilvelenen cihetlerini görebilmeli, okuyabilmeliyiz. 

Okunma Sayısı: 987
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı