"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İman tamam, sıra İslâm siyasetini uygulamaya geldi!”

Ali FERŞADOĞLU
30 Ocak 2024, Salı
AKP’nin bir proje olarak yoğun şekilde iktidara hazırlandığı günlerde dindar bir mühendise, “Kur’ân’a göre evvelâ tahkik-i imanı kazanmakla mükellefiz” dediğimizde, “İman tamam, sıra İslâm siyasetini uygulamaya geldi!” demişti... Siyasetin, taklidi imana sahip Müslümanların bile var olan imanlarını nasıl darmadağın ettiğinin çok acı, vahşi tablolarını dehşetle izliyoruz!

Müslümanların en büyük problemi “mârifetullah” yoksunluğudur! Yüksek, doğru, İslâm siyaseti de bu mârifetullah ve ulum-u imaniye içindedir. “Allah’a ve sair iman şartlarına inanıyorum!” sözünü tekrarlamakla “iman tamam” olur mu? 

Kendimizi test edelim: Sağlık, tıp bilgimiz ilk, orta, lise seviyesinde mi, üniversite, asistan, doçent, profesör, ordinaryüs profesörü seviyesinde mi? Keza, “Fizik, kimya, matematiğe inanıyorum, çok önemlidirler!” demekle bilgi sahibi olunmaz. İlkokul öğrencisi matematik bilir, lise, üniversite talebesi, matematik profesörü de bilir, Einstein de bilir! Aynen öyle de “Allah’a ve sair iman şartlarına inanıyorum!” demekle dünyada da huzur ve mutluluk kazanılmaz!.. Allah’a ve sair iman esaslarına iman da böyle muhtelif mertebeleri vardır. İman ettim demek başka, mârifetullah mertebelerinde terakki başkadır. Tıpkı, Mimar Sinan’ı sıradan insanların, mimari sanatkâr ve onun üzerinde ihtisas yapanların tanıması gibi bilmek var, bilmek var!.. 

Mârifet; tanımak, bilmek demektir. Marifetullah, Allah’ı Kur’an’ın bildirdiği Esma-i Hüsna, isim ve sıfatlarının sonsuz kemalde olduğunu öğrenip İlâhî hakikatlere vakıf olmaktır. Zaten, “İnsan bu âleme ilim ve duâ (istemek, talep etmek) vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidad itibariyle her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin (sosyal, fen ilimlerinin dahil) esası ve madeni ve nuru ve ruhu; marifetullahtır.” (Sözler, Enst./intr., s. 286.)  

İnen ilk âyetler, “Oku! Yaratan Rabbinin ismiyle oku!”2 (Alâk Suresi, 1, 2.) emriyle Kur’ân baştan sona mânevi, sosyal ve fenne dair marifet dersleri verir. Mârifetullah, yani Allah’ı bilme ilmi; aynı zamanda Esmâ-i Hüsnayı Kur’ân’da yazılı, kâinattaki mücessem tecellilerini görüp okumak, tefekkür ve anlamakla elde edilir. (Tecelli tam yansıma değil; binler perdelerden geçtikten sonra gölgelerinin akisleri diye düşünmeli. Atmosfer; 22 milyonda birinin dünyamıza isabet eden güneş enerjisinin tesirli ışınlarını emip yer yüzene ulaşmalarına perde olması gibi!..)  

Mârifetullahta ilerlemeyen İslâmın içtimâi, siyasi ölçü ve stratejilerini nereden bilecek ki!? 

Okunma Sayısı: 1372
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Avni Aladağ

    30.1.2024 16:16:40

    İslam dünyası tarihinin en karanlık döneminin birincisini yaklaşık bir asır önce ikincisi ise şu içinde bulunduğumuz dönemde yaşıyor.fiten hadislerinde ifade edildiği üzere insanların ekseriyeti imanla küfür arasında gidip gidip geliyor,en ufak bir dünya menfaatı karşısında dinini,imanını,ahiretini satmakta tereddüt etmiyor,okun yaydan çıktığı gibi iman dairesinden çıkıyor.kâmil manasıyla bir deccalizm dönemini yaşıyoruz. Eğer gaybi beşaretler olmasa bizde bu zift gibi karanlık tabloda kaybolup gideceğiz.Allah yardımcımız olsun...

  • Salih baş

    30.1.2024 09:30:20

    Ne irfandır ahlâka veren yükseklik ne vicdandır Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır Mehmet Akif Ersoy

  • Ramazan Çalışan

    30.1.2024 08:27:48

    " ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz'î ve küllî her şey onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat'î iman etmek ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve "Lâ ilahe illallah" kelime-i kudsiyesine, hakikatlarına iman etmek, kalben tasdik etmekle olur. Yoksa "Bir Allah var" deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnad etmek, hâşâ hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci' tanımak ve herşeyin yanında hazır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah'a iman hakikatı onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki manevî cehennemin dünyevî tazibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler.” (Emirdağ Lahikası)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı