İnsan sosyal bir varlık olduğundan ilgi görmek; yardım almak; hemcinsleriyle bir arada bulunarak yalnızlığın pençesinden kurtulmak ister.
Oysa, hayat şartları, insan duyguları çoğu zaman bu ihtiyacı karşılayamaz. Karşılasa da çok pahalıya satabilir. Belki birçok sıkıntı ve problemleri de beraberinde getirir.
İşte meleklere imân; bu fıtrî ihtiyacı çok ucuz ve yan etkisiz karşılamaktadır. Eğer, kâinatı dolduran ve tabiat hadiselerini yöneten meleklere imân olmazsa bu sefer, hayâlî uzaylılar icad eder ve onları yücelterek melekî özellikler atfeder.
Ömrümüzün her saatinde, her gününde karşılaştığımız çeşitli sıkıntı, problem, hastalık, felâketler ve “ölüm” karşısında âczimizi ortaya koyar. Onun baskısından kurtulmak için kaçış, aldırmama, unutma gibi mekanizmalar geliştirilir. Oysa, öldükten sonra dirilmeye imân, stres ve çâresizliklerimiz karşısında tam bir emniyet verir. 1 Eğer hayatımız imânla yoğrulmazsa, ıztırap, sıkıntı, üzüntülere boğuluruz. 2 İşte imân, dünyada dahi mânevî Cenneti temin eder ve ölümü Cennet tezkeresine çevirirerek 3 gayr-i meşrû, palyatif ve zararlı savunma mekanizmaları geliştirmekten kurtarır.
Dipnotlar:
1- Sözler, s. 25.
2- Mektûbât, s. 450.
3- Hutbe-i Şâmiye, s. 75.