"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Toplulukta kimsenin yanlışını yüzüne vurmamalı

Ali FERŞADOĞLU
21 Kasım 2020, Cumartesi
Filozofa, “Dünyada en zor iş nedir?” diye sormuşlar. “Sözdür!” deyip devam etmiş: “Zira, anlaması da zor, anlatması da zor!”

Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (H. 604–672/ M. 1207–1273) de şöyle demiştir: “Bil ki ağızdan bir kere çıkan söz, yaydan fırlayan ok gibidir. Oğul, o ok, gittiği yerden dönmez!” 

Bediüzzaman da doğru ve yalan sözün tahlilini yaptıktan sonra şöyle der: “Hülâsa, yol ikidir: Ya sükût etmektir; çünkü söylenilen her sözün doğru olması lâzımdır. Veya sıdktır; çünkü İslâmiyetin esası, sıdktır.” (Bediüzzaman, İşaratü’l-İ’caz, s. 93) 

Konuşmak, güzel söz söylemek bir sanattır. Bunun için söz ustaları damarlara basmazlar. Hata ve kusurları düzeltirken de insanları rencide etmezler. Bilhassa başkalarının yanında kimsenin yanlışını yüzüne vurmamalı. Özellikle çocukların. Çünkü, aksülamel yapar, damara dokundurur, ya inkâr eder veya karşı cepheye geçerler. 

Allah Resulü (asm) öyle nezih, öyle nazikti ki, konuştuğunda bile asla kimseyi rencide etmezdi. Kendisine kötü davranıldığı zaman bunu şahsîleştirmez, genelleme yapar ve düzeltirdi. Bir davranış görse yapanın yüzüne vurmaz; şöyle derdi: 

“İnsanlara ne oluyor, niçin şöyle söylerler veya böyle yaparlar!” diye konuşur, davranışın kötü olduğunu hissettirir ve insana ağır gelecek söz söylemezdi. (Ebû Davud, Edep, 6; Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, s. 277) 

Onun eğitim ve terbiyesinden geçen Hz. Ali’ye (ra) birisi topluluk içinde demiş ki: “Bir kusûrun var, söyleyeyim mi?” O, “Hayır, burada söyleme!” dedi. 

Dışarıya çıkmışlar; adam söylemiş. Hz. Ali (ra): “Allah razı olsun, kendimi düzeltmeye çalışayım!” demiş. Adam: “İçeride de aynı şeyi söyleyecektim, neden orada razı olmadın?” 

“Ola ki, topluluk içinde nefsime ağır gelir ve nefsimi müdafaa ederdim!”  

“Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husûmet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.” (Bediüzzaman, Mektubat, s. 256) 

Okunma Sayısı: 1787
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı