"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Makam sevmeyen adam

Ali HAKKOYMAZ
18 Ekim 2019, Cuma 00:52
Onu anlamıyoruz ya da anlamak istemiyoruz.

Said Nursî...

Çok, çok çok değişik birisi... Seveni kadar sevmeyeni de var. Sevenlerin niye sevdiği belli; eserlerini okuyorlar, hayatını inceliyorlar ki... burada dünyaya, ahirete, Sonsuz Var’a herkesin baktığı gibi bakmayan biri var. İçindeki dışındaki dertlere reçeteler yazan bir başka hekim var. Hikmetli, şefkatli, hakikatli bir hekim... Ve düşüyorlar peşine... 

Hoş; onun kalabalıklarla bir işi yok... Yalnızlığa âşık bir adam... Ağacın tepesine kulübe yapan, dünyadan hiçbir beklentisi olmayan biri ile karşı karşıyayız.

Kim bu adam? Tarikat mı kurmuş, köşe başlarını mı tutmuş, okullar mı açmış, paralar mı toplamış, bir yerleri ele geçirmeye mi çalışmış? Gülmek geldi içimden. Hiçbiri, hiçbiri... 

Gözlerine bakılmasından bile rahatsız olan biri tarikat mı kurar! Postlara, koltuklara, tahtlara mı kurulmak ister! Para pul mu toplar!

Zekât mı, sadâka mı... geç efendim geç! Hediye de almıyor. Garip; çok garip... Bir adının da Garibüzzaman olduğunu yine duyalım. Vermeyi seven; almayı bilmeyen bir adam... Koca bir ömrünü insanlığa adamış bir adam...

Ve sen tut onun peşine düş; köyde, dağlarda, ağacın tepesinde ne yapıyor diye! Ne yapıyor? Karıncalardan kuşlara, yıldız böceklerinden yıldızlara canhıraş hayretler içinde... Aldığı her nefesin, attığı her adımın farkında... Taşların tıktıkasından, kuşların civcivesine kulak kesilmiş biri... Gündüz kuşların, yaprakların; gece de yıldızların hutbesini dinliyor. Seni, beni dinleyip ne yapacak! Moral bozucu bütün haberleri önüne yığardık her halde! 

Deseydiniz ki: “Meraklardayız efendim; birkaç saat sizinle kalabilir miyiz? Hatta bir gece misafiriniz olsak... siz de biz de bu amansız takipten kurtulsak...

Okuduklarıma göre “insten tevahhuş, vuhuşa ünsiyet” onun mesleklerinden olsa gerek... Dağda yabanî hayvanlara yakın, ama insanlardan uzaklık onu keyiflendiriyor. Çok az kişinin görüşme teklifini kabul ediyor.

Geçimini ben de merak ederdim. Tam bizim ötekimizi yaşıyor yani müsrif değil. İktisat ve kanaatla geçen bir ömür... Medeniyeti dört ihtiyacı kırka çıkardı diye yazan; israfın yani Deccal’ın tuzağına düşer mi!

Bizler mezarımızı dişimizle kazıyoruz. İktisadın da kitabını yazıyor. İsrafın nimete karşı hürmetsizlik olduğunu söylüyor. İsraf demek; yaşadığımızın farkında olmamaktır. 

Şeftaliyi koklamadan, düşünmeden, rengini şeklini incelemeden yemenin insanlık olmadığını da ondan öğrendim. 

Bir yerde de diyor ki: “Hayvan gibi yutma!”

Çok bi’ tuhaf olduydum belki de... Bir şeyler yer içerken bu cümle aklıma geldiğinde daha bir incelerim elmayı, karpuzu... Bazen kesmelere kıyamam bir zaman bekletip seyrederim.

Said Nursî’yi sevmeyenlerin derdi ne peki! Okumadıklarından, tanımadıklarından, kulaktan duymalarla yetindiklerinden... Bir sanatkârı tanımak için onun yaptıklarına bakacaksın. 

Mimarsa taşlarını okşayacak, bestekârsa tellerine dokunacak, şairse mısralarını mırıldanacak. Said Nursî’ye uzak olmak istemek de ayrı bir gurur... Kulak âlimliği de bir yere kadar...

“Beni anlamıyorlar ya da anlamak istemiyorlar” sitemi de bundan...

Okunma Sayısı: 1309
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İbrahim Ersoylu

    18.10.2019 15:29:16

    Hocam, tebrikler.. Nefis bir yazı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı