"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya biyografisi

Ali HAKKOYMAZ
29 Şubat 2020, Cumartesi 00:07
Yeni Asya benim çocukluğum demek...

Daha, çok küçükken tanıştık. 

Babamın siyah beyaz o kırçıllı paltosunun cebinde gelirdi akşamları. 

Askerî dikimevinde terziydi babam. Öğrenme açıydı. Meraklıydı. Araması, sorması, ciddiyeti çoktu. Titizdi, tertipliydi. Kendi kazanacak; kullara el açmayacaktı. 

Parasız pulsuz, çulsuz bir ülkenin karnı aç; gönlü toklarındandı. 

Önce İttihad’la tanıştık. Son sayısını satma şerefine nail olduğum “dergigazete” her zaman olduğu gibi yasakların hışmına uğradı. 

Kelimeden, kalemden kimler, niçin korkardı?! Fertleri, cemiyetleri kelimesiz bırakmak; kargaşaya zemin hazırlamak değil miydi! Ah bir anlayabilsem bu yasakların mantığını! 

O İttihad’ın son sayısını sattığımda on beş lira da para kazanmışım meğer! Hatta çocuk aklımla bu para alınır mı diye direttiğimi gören ağabey tatlı tatlı bunu hak ettiğime beni ikna edecekti. 

Böylece matbuat âlemiyle tanışmaya başlamıştım. Ve Yeni Asya yolculuğu başlamıştı İttihad’dan sonra. Çok çocuğum ve nereden bilebilirim ki dergi, gazete nedir!

Aslında çok az kişiye nasip (olacak) olan bir hazine ile tanışmaya başlamışım. Bitmez tükenmez kelimelerle yakınlığım başlıyormuş meğer!

Bir yerlerde okumuştum; Japonya’da öğrencilerin gazete dağıta dağıta okula gittiğini... Gazetesini hem satan hem okuyan bir öğrenci...  

Ve o öğrenci çocukların ülkesi “Japonya” gibi oluyor demek ki!

Haberim yokken Japon öğrencilerden olmuşum!  Hür gazetelerin olduğu ülkeler hürdü ve onlar büyürdü çünkü. Japonya’da böyle böyle büyüdü. 

Günde beş altı köşe yazısı okuyan; yılda ortalama on kitap okumuş oluyordu ki bu ciddî bir sayı idi. (Zaten yılda yirmi bir kitap okumak aydın olmanın şartlarındanmış. Fena bir araştırma değil hani!)

Çocukluk, gençlik çoktan geride kaldı da... o tatlar da ne yazık ki... 

İsterim ki herkesin geçmişinde böyle bir “geçmiş” olsun. Böyle kültür birikimine erkenden başlansın.

O gün bugündür bu Yeni Asya gemisindeyim. Bir yere gitmedim. Bana sen nerdesin, diyorlar; buradayım işte! Siz nerdesiniz?! Orda durma; buraya gel, diyenler de oluyor. Tamam da... niye ki?! Yok; Yeni Asya “Eski Asya” değilmiş. Hayır! Hürriyetçi kimliği ile aynı yerde... Fakat burada durmak çok da kolay değil... Para pul yok burda... Şöhret yok... Makam yok... Tiraj yok, ama “traş” da yok... Durursan dur; gittinse gel! Bir iki nokta hariç; yine kardeşiz.

Çok şey oldu, çook... Gidenler; gelenler... Gelenler; gitmeyenler... Gidenler; bir daha gelmeyenler... İbretli, acılı, gözyaşılı, parasızlı, sokakta bırakmalı, anlaşılmazlı, tuhaf, bu da mı olacaktılı, hasılı çok geceli az gündüzlü zamanlar...

Şaka gibi... Yarım asır... Birkaç nesil demek bu... Perde olmadan yaşamak öyle kolay değil... 

Pırıl pırıl bir ayna olmak... Puslu/yanları hemen silmek... Paslanmamak... Aklı ve kalbi dengede tutmak... İki tarafı da dinlemek... Haktan yana olmak... Cehalete yüz vermemek... Aç kalıp tok gibi yaşamak... Minneti Sadece Hüda’ya bilmek... Hürriyeti baş tacı etmek... zorlu işlerden, ama zor olmasa gerek...

Yeni Asya nedir diye merakları tatmin olmayanlar varsa; biraz daha diyelim o zaman:

Hamaset yapmadık. Doğruları doğru söylemek derdimizdi. Belki her zaman üslûp tutmadı; bu da oldu. Kin gütmedik. Arkadaşlarımıza geçti nazımız; devletten para pul almadık. Çok zorlandık. Horlandık. Atıldık. Ters baktılar. 

Hasbünallah dedik. Avrupa kâfir zalimleri, Asya münafıkları ekmeğimizi çaldı, yağmaladı. La havle çektik. İşimiz muhabbetti. Cehaletin yakasını tutmak, cakasını bozmak keyiflerimizin başını çekiyordu. Epey yol aldık. Yeterli mi; değil... 

Sanat insanlıkla yürüyecekti. Kitaplar bastık. Kasetler çıkardık. Tiyatrolar çevirdik. Karikatürler çizdik. Yıllarca dudaklarımıza tebessüm taşıdı Vehbi âlemlerden mi inerdi çizgiler parmaklarına. Merhum ve mağfur Vehip Sinan şimdi halefi İbrahim Özdabak... Çizgileriyle yoğuruyor hayatı. 

Arada ahiret gidenler oldu. Yolculuk hali... Şoför Hamdi... Ona göbek, ona pelteklik yakışıyordu. Anadol taksisi vardı. Gözlerimin önünde. Ahirette sanki aynı işi yapıyor. 

Belli işler için doğmuş insanlar var ya o da öyleydi. Şevkimiz yerindeydi. Yeni Asya gemisi çok su aldı. Yaralandı, berelendi. 

Fatihanın o sırrından sır kapmıştı. Sana eğilir, Senden isteriz. 

Bizi dünyaya çağıranlara biz de bakmamalıydık. Kalemimize el koydular. Nezarethane, hapishane takip, tehdit, tahdit gırla gitti. Fukaralığın açlıktan ağzı kokuyordu. Bu kokuyu giderme derdindeki Yeni Asya’nın yoluna zaman zaman çıkanlar oluyordu. Meyveli ağaçmışız ki taşlanıyorduk. Öyle anlı şanlı tirajı olmasa da yaramaz çocukların dikkatini çekiyoruz.

Yeni Asya mütevazı, mütevekkil, müstakar yürüyüşünü sürdürmeli ki insanlık nümune-i imtisal şeyler bitmemiş desin. Ümidin, hürriyetin, adaletin, kanun önünde eşitliğin, insanlığa gidecek yolların kapısı hep aralık kalsın diyen Yeni Asya’ya destek olanlar şu âna kadar pişman olmadı. 

Yeni Asya üzerine araştırmalar yapılmalı... Bir tez çalışması olduğunu da biliyorum. Bu gazetenin romanı yazılmalı... İlk ve âcilen  burada kimler yazmış çizmişse, kimler gelmiş geçmişse onlardan birer yazı alınıp bir hatıra kitap çıkarmalı... Bu duruşu gelecek nesiller görmeli, duymalı, okumalı...

Ne çileler çektin be Yeni Asya! 

Dile kolay... Yarım asır devrilmiş. Garip bir hüzne bulanıyorum. Adı yok. İçimde bir yerlerde siyah-beyaz fotoğraflar... 

İstanbul’un ortasına atılan bir çekirdek ağaç oldu, çok meyve verdi. 

Şimdi onların herbiri bir yerde insanlık bestesini icra ediyor.

Okunma Sayısı: 967
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gazi

    29.2.2020 08:11:51

    Sevgili Abim Selamünaleyküm. Uzun zamandır gazetemizin tüm yazarlarını takip ediyorum. Farklı güzel hoş tatlı naif bayram şekeri tadındaki üslubunuzun daim olmasını dilerim. Allah sizden ve yazarlarımızdan razı olsun. Yeni Asya gibi iyiki sizlerde varsınız. Allah’a emanet olun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı