"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşk nedir, ne değildir?

Ali Rıza AYDIN
12 Mart 2020, Perşembe
Arapça aslı “ışk” olan aşk, tasavvuf, İslâm felsefesi ve edebiyatta kullanılan geniş manalı bir terim Kur’ân ve hadislerde aşk kelimesi çoğunlukla “hub”, “muhabbet”; bazen de “meveddet” kelimeleriyle ifade edilir.

Sözlükte, “şiddetli ve aşırı sevgi; bir kimsenin kendisini tamamen sevdiğine vermesi, sevdiğinden başka güzel görmeyecek kadar ona düşkün olması” 1 demek oluyor, aşk.

İslâmî eserlere göre ise aşk, İlâhî ve beşerî olmak üzere başlıca iki manada kullanılmış ve İlâhî aşka “hakikî aşk”; beşerî aşka da “mecazî aşk” denilmiştir.

Allah’tan başkasına -ne olursa olsun- gönül vermek, onu sevmek, aşık ve müptelâ olmak mecazî aşktır. Meselâ Mecnun’un, Ferhat’ın ve Zeliha’nın muhabbeti birer mecazi muhabbettir.

“Aşk kelimesiyle aynı kökten olan ve “sarmaşık” manasına gelen ‘aşeka’ ile yakından ilgili olduğu belirtilmektedir. Bu anlayışa göre sarmaşığın sarıldığı ağacın suyunu emmesi, onu soldurup zayıflatması ve bazen kurutması gibi aşırı sevgi de sevenin sevdiğinden başkasıyla ilgisini kestiği, onu sarartıp soldurduğu için bu duyguya ‘aşk’ denilmiştir.

“İbn Teymiye, aşkı, ‘nefsin kendisine zarar veren şeyi sevmesi’ olarak tarif ediyor ve ‘Kendini aşka kaptıran hüsrana uğrar’ 2 diyor.

Bediüzzaman ise; “Aşk, mahbubuna hasr-ı nazar edip (bütün dikkatini sevdiğine çevirip) her şeyi mahbubuna fedâ eder. Yahut mahbubunu îlâ (yükselme) ve senâ etmek için başkalarını tenzil (alçaltma) ve mânen zemmeder ve hürmetlerini kırar. Meselâ biri demiş: ‘Güneş mahbubumun hüsnünü (sevgilisinin güzelliğini) görüp utanıyor; görmemek için bulut perdesini başına çekiyor.’ Hey âşık efendi! Ne hakkın var, sekiz İsm-i Âzamın bir sahife-i nuranîsi olan güneşi böyle utandırıyorsun?” 3 yorumunda bulunuyor.

Bilindiği üzere, aşk denilen aşırı sevgi hissi, duygusal şehevî arzulardan çok farklı bir gerçektir. Genellikle aşk, kişinin iradesi dışında, insanın kalbine -dâvetsiz misafir olarak- gelip yerleşen bir ruh hâlidir.

Akıl gönlü aşktan ayırmak ister, gönül ise, aşka koşar, onu her şeye tercih eder.

Sevgi insanı kör ettiği için, insanın kendisini günah işlemekten alıkoyması zordur. 

Bunun içindir ki: Hz. Aişe (ra) ve İbn Abbas’ın (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (asm), “Aşkını gizleyip iffetini muhafaza ederek ölen şehittir” 4 buyurmaktadır.

Bu hadis-i şerif, bir kimsenin iffetini muhafaza ederek sevgisinden, sevdiğinden ve nefsanî duygularından dolayı günah işlememeye sabretmesinin fazilet ve sevabı ifade edilmektedir.

“Şu herc ü merc âlemde ve rüzgâr deverânında hiçbir şey kararında kalmadığından bîçare kalb-i insan, her vakit yaralanıyor.” 5

Bunun içindir ki, Molla Câmî:

“Sadece biri sev, başkaları sevmeye değmez. Çünkü görünmüyorlar.”

“Biri iste, başkaları istenmeye değmez. Çünkü derde derman olamıyorlar.”

“Biri söyle, başkalarını söylemek fuzulîdir. Çünkü senin işine yaramaz” 

Çünkü: O’ndan gayri her şey, fânidir bu yerde; O’ndan gayri bir şey, derman olamıyor” derde.

Dipnotlar:

1- TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 4. cildinde, 11-17.

2- Age., 17.

3- Said Nursî, Mektubat, 35.

4- El-Makasıdu’l-hasene, 1: 658.

5- Said Nursî, Sözler, 322.

Okunma Sayısı: 1190
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı