İnsan “er” de doğar, “hür” de doğar; doğar doğmasına da ancak, ömür sermayesi kadar yaşar.
Divan şairi Bâkî’nin, “Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” tasvirinde olduğu gibi; Yaşar Erdoğan kardeşimiz de öyle yaptı; bir hoş seda bıraktı.
Geldi, bir soluk gölgelendi ve gitti.
Ölmek için, “olmak” yeter; sair şeyler tecellîye vesile.
Dost insan, değerli Yaşar kardeşimize Allah’tan gani gani rahmet diler; ailesine, dostlarına ve sevenlerine taziyetlerimizi arz ederiz.
Yaşar kardeşimizden “bâkî kalan bir hoş seda” olan yazımızı, vefatına ithafen, siz saygıdeğer karilerimize tekraren arz ediyoruz:
DOST SESİ: KARDEŞLERİN NEFESİ
Tanıdık bir sesin “var” oluş serüveninden bahsedeceğim buğün.
Dikmen sırtlarına monte edilen verici anten çalışmaya başlayıp otomobil radyosundan dost nameler çıkınca neşe ile dolmuşlar, çocuksu bir safiyetle, düpedüz oynamışlar.
Dost FM’nin sesini duymuşlar, duymak isteyenlere de duyurmak için, o an. Bunun için ne gayretler ne çabalar yaşandı; elde ne var, hepsi de, bu maksada harcandı.
Ankara’nın gençleri gönül verdiler buna.
Ön sırada Yaşar ile Erdoğan kale gibi durdular, bu kurumu beraberce kurdular. Gel gör ki, “Doğan” gibi Erdoğan önce dünyadan ardından da, Yaşar kardeşinden ayrıldı; bugünkü manzarayı görmekten mahrum kaldı. Rabbim ona, o kadar ömür vermiş, rahmetine erdirmiş.
Askerlikten dönerken göl suyuna gark oldu, o gün orada birden, eşini de götürdü, ahirete giderken.
Yılmak bilmez bir grup genç; dinç, dinamik bir avuç insan revan oldu yoluna durmadan, dinlenmeden. Rabbim, onların birine binler kattı, akıbet, başarıyı yaşattı. Ankara’da en çok dinlenen radyo doğdu nihayet. Ardından da TV ile taçlandı.
Ne saadet.
…
2004 yılının sonuydu.
Hacca gitmek üzere hazırlık yaptığımız son günler…
Bir Cuma günü, Cuma namazını kılıp camiden çıkarken karşılaştığım Yaşar Erdoğan kardeşim; “Abi, Allah nasip ederse televizyon kurma teşebbüsündeyiz. Orada bize, muvaffakiyetimiz için dua et” dedi.
Orada dua ettim, listemdeki isimleri birer birer zikrettim; bu maksatla niyaz edenler gibi.
Cenab-ı Hak lütfeyledi, gerçekleşti Dost TV.
Demek dualar üst makama erince, insanlar da biraz “katran” sürünce yani, sebeplere müracaat edince, emeklerin semeresi yeşerdi.
Yayın politikasının esasını teşkil eden Risale-i Nur eksenli yayınların dinleyici ve izleyici potansiyeli hedefleneni aştı; bu surette, pek çok gönle ulaştı.
Sadece benim bilebildiğim birçok insan, ya kendisi ya da eşinin bu programları takip etmeleri neticesinde, Nurları keşfettiler.
Bu medyayı dinleyen, izleyen pek çok kimse bizlerle aynı safta; bizlerle biz oldular, mekânlara doldular.
Bunu görmemek olmaz!
Evet.
Niyet hâlis, maksat safî olunca Rabbimiz de âsân eder zorları, önünde sonunda.
Tebrikler!
Sermayesi “gönül” olan neferler.