"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dilde hassasiyet: “ulusal’ mı, “millî” mi?

A. Fuat ZİMMETOĞLU
13 Ağustos 2026, Perşembe
Bir milletin hafızası, yalnızca tarihiyle değil, diliyle de yaşar. Kelimeler ise o hafızanın taşıyıcılarıdır. Ne yazık ki günlük konuşma ve yazılarımızda kullandığımız kelimelerin kökeni, anlam dünyası ve kültürel muhtevası üzerinde yeterince durmuyoruz.

Bin küsur yıllık bir medeniyet coğrafyasında çok zengin bir dile sahibiz. Her ne kadar dilimiz, 1930’lu yıllardan itibaren kasıtlı olarak büyük yıkımlara ve değişimlere maruz kalmış olsa da, bu muazzam dilin zenginliğinin kaybolmaması için çok büyük bir mücadele veren ve bunu hâlâ başarıyla sürdüren elimizde Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin Risale-i Nur Külliyatı bulunmaktadır. Aynı şekilde Mehmet Âkif Ersoy gibi büyük mütefekkir ve şairlerimiz de dilimizin korunmasına büyük katkılar sağlamışlardır. Allah hepsinden ebeden razı olsun.

Bu konu oldukça geniştir ve üzerinde uzun tahliller yapılabilir. Ben konuyu uzmanlarına bırakarak bugün burada tek bir kelime üzerinde durmak istiyorum.

“Ulusal” Kelimesi Üzerine

Yeni Asya Medya Grup’un önemli yayınlarından biri olan Köprü Dergisi, uzun yıllar boyunca “Üç Aylık Fikir Dergisi” başlığıyla yayımlanmaktaydı. Son sayılarında ise derginin kapağında “Ulusal Hakemli Dergi” ifadesinin yer aldığını görüyoruz.

İşte bu noktada kullanılan “ulusal” kelimesi üzerinde düşünmeye ihtiyaç bulunduğu kanaatindeyim.

Bilindiği üzere “ulusal” kelimesi, 1930’lu yıllardaki öz Türkçeleştirme ve dilde tasfiye hareketleri sırasında yaygınlık kazanan kelimelerden biridir. Bu dönemde özellikle Arapça ve Farsça kökenli birçok kelime ve tamlamanın dilimizden çıkarılması hedeflenmiştir.

“Ulusal” kelimesi, “ulus” köküne “al” ekinin getirilmesiyle oluşturulmuştur. Dil araştırmacılarının önemli bir kısmı “ulus” kelimesinin Moğolca kökenli olduğunu belirtmektedir. Kelimedeki “-al” ekinin ise Fransızca “national” kelimesinin yapısından etkilenerek türetildiğini ifade eden görüşler de bulunmaktadır.

Dilimizde yaşanan bu değişimlere dikkat çeken isimlerden olan Prof. Dr. Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu, Necip Fazıl Kısa Kürek ve Yavuz Bülent Bakiler gibi mütefekkir isimler; dilimize yerleştirilmeye çalışılan “sel” ve “sal” ekleri konusundaki hassasiyetlerini şu sözle ifade etmişlerdir:

“Türkçemizi sala bindirip sele verdiler.”

Risale-i Nur Külliyatı’na baktığımızda, “ulusal” kelimesinin kullanılmadığını görürüz. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri eserlerinde dilin tarihî devamlılığını muhafaza etmiş, İslâm medeniyetinin kavram dünyasını yaşatan kelimeleri tercih etmiştir. En önemlisi de Kur’ân’ı anlamamız noktasında Kur’ân dilini öğretme gayesidir. Bu tercih sadece edebî bir tercih değil, aynı zamanda bir kültür ve medeniyet tercihi olarak da değerlendirilebilir.

Bu sebeple, Risale-i Nur’un dil tercihleri dikkate alındığında “millî” kelimesinin, külliyatın üslubuna ve ruhuna daha uygun düştüğü kanaatindeyim.

Sonuç olarak, “Ulusal Hakemli Dergi” ifadesindeki “ulusal” kelimesi yerine “millî” kelimesinin veya benzeri bir ifadenin tercih edilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyorum.

Gazete ve dergilerimizde sıkça rastladığımız ve İzmir’den Bilal Tunç ağabeyimizin çok sık haklı eleştirilerine konu olan “kır yemeği, kır buluşması” gibi güzel ifadelerin yerine sıkça kullanılan “piknik” kelimesi de ayrıca değinilmesi gereken bir konu. 

Sevan Nişanyan’ın  “Sözlerin Soyağacı” kitabı, sayfa 492’de bu kelime için aynen şu ifade yer almaktadır:

Piknik: Fr. Pique-nique kırda yenen hafif yemek ‹ piquer gagalamak, bir tutam almak.

Okunma Sayısı: 168
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı