"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençliğe el uzatmak gerek

Ali Rıza AYDIN
23 Ocak 2020, Perşembe
Bediüzzaman, “Gençlik damarı akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, akıbeti görmez; bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder”1 diyor. Bu söz boş yere, durup dururken söylenmedi elbette.

Ona, müşahede ettiği hakikatler ve hâl-i âleme dair tesbitleri bu cümleyi söyletmiş; gençlere olan ilgisi, onlara duyduğu sevgisi münhasıran, onları konu alan eser telif ettirmiş.

Aklı başında olan bir insan, günah peşinde koşarak şeytanın oyuncağı olacağına, Allah’ın hoşnutluğunu kazanabileceği, O’nun rızasını tahsil edebileceği bir hayat tarzına tutunup ebedî ve ulvî Cennet zevkini, geçici ve süflî dünya lezzetlerine tercih etmelidir.

Hayatın görünen pembe yüzüyle tanışan, o cihetiyle hemhâl olan genç nesiller ekseriyetle, hayatın ve var oluşun gerçeklerinden habersiz yaşar; daima bir boşluktan diğer bir boşluğa yuvarlanıp durur; kendi iç dünyalarına yabancı, ölüm ve ahiret hakikatinden habersiz olurlarsa; kendilerini sıradan, alelâde bir hayatın gayyasında bulurlar.

Nitekim birçok örnekleri görüldüğü gibi…

Her ne kadar bazı gençler Kur’ân’ın öngördüğü yola yönelseler, Medrese-i Nuriyeleri kendilerine tahassüngâh yapıp şeytanî tuzaklardan kurtularak vatan, millet, din ve diyanet adına kazanılmış olsalar bile, birçok gencin şeytanın ya da şeytanlaşmış insanların zehirli şerbetiyle zehirlenip, heder oldukları; camiden cemaatten habersiz, dine diyanete ilgisiz ve anaya ataya karşı hürmetsizlikleriyle şahsiyet zaafına uğradıkları, kişilik problemi yaşadıkları da bir vakıa.

Sokaklarda, zapturapt altına alınamayan; kanun kural tanımayan bir kısım gençler bu konunun en belirgin misâli.

Bediüzzaman’ın, “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor…”2 feryadıyla, hicranıyla anlattığı gerçek, bu.

Şehvet kuyusuna yuvarlanan, nefsin tuzağına takılan, fuhuş, kumar, uyuşturucu ve cezp edici hazlar gibi insanın insanlıkla alâkalı hayat arterlerini tahrip eden kimselerin eline geçen her genç, bu milletin, dolayısıyla bizim önemli bir kaybımız; koskocaman ayıbımız.

İş aş gailesiyle, mektep medrese vesilesiyle aileden kopan gençler artık eve dönmüyor. Sağlam bir iz bulurlar ve o istikamette yürürlerse, nurun alâ nur; orası, insî ve cinnî şerlere, imansızlık âfetine paratoner oluyor. Aksi halde, sosyal hayatın girdabı onları alıyor, sarıyor, derinlere gömüyor.

İhtiyacı doğru tesbit etmek; hastalığı ise, doğru teşhis etmek gerekir.

Midesi boş, suya yangın bir kimsenin zevk ü sefa neyine! Maddeye tok, manaya aç kimseler de böyledir.

Savrulana; cehalette, sefahatte kavrulana “Neme lâzım” deme lüksüne sahip değiliz!

Bu durumda bizlere—gerek fert gerekse kurum olarak—herkese koşmak, “ah” edene ulaşmak, düşküne el uzatmak; gönülleri ve kalpleri iman nuruyla buluşturmak, Kur’an hakikatleriyle tanıştırmak düşüyor.

Karınca kararınca, yapabildiğimiz kadarınca…

Dipnotlar:

1- Said Nursî, Sözler, 241.2- Said Nursî, Tarihçe-i hayat, 553.

Okunma Sayısı: 883
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı