"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her baharın bir güzü vardır

Ali Rıza AYDIN
10 Ekim 2019, Perşembe
Nebatat gibi insanın da, bir baharı, bir de güzü var. 1 Dünyada cereyan eden mevsimlerin güzellikleri ya da özelliklerine göre bahar, gelmeyi; güz ise gitmeyi hatırlatır insana.

Meselâ: Bahar mevsiminde doğan -çiçekli çiçeksiz- nâzenin nebatatla yeryüzü, ilmek ilmek dokunmuş nadide bir halı manzarasına bürünürken; güz mevsiminde, vazifesini ikmal etmişliğin yorgunluğuyla sararan, solan yaprakların hânesinden ayrılıp rüzgârın önünde savruluşları, haşr olacak nesli için yer altına girmek, onlar için ölmektir.     

Zira gitmek için, gelmek; ölmek için, doğmak gerekir.

“Her canlı ölümü tadacaktır” 2 diyor, Yaradan.

Gerçi âyetteki “tadacaktır” ibaresi “ölecektir” manasına gelmekle birlikte, âsilere zehrolan ölüm, mûnislere vuslat; Cenneti ve Cemâlullah’a müştak âşıklara, bir cihette tat verir.

 Hazret-i Yusuf’un (as), “Müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarına kat” 3 niyazındaki mana misali…

Böyle düşünüldüğünde, ölümün de, varlığında bir tat gizli demektir!

Dünya hayatı bu ya…

Yer kısım kısım olduğu gibi; insan da, çeşit çeşit mizaçta.

Nice hayat, yıllar yılı tat peşinde koşuyor; en nihayet toprak olup yer altında yatıyor.

Tadacağı şeyi değil de, yatacağı yeri düşünenler, hayattan da memattan da gerçek tadı alırlar; inşaallah, kazanırlar.

Ölmek için, olmak yeter; sair şeyler, tecelliye vesile.

Ahirete vâsıl olmanın vasıtası olan ölümü anlamak için olmanın, doğmanın önce maksadını, ardından da kıymetini bilmek gerekmez mi?

Çünkü insan, dünyaya bir defa geliyor, dünyadan da bir defa gidiyor.

Bu geliş gidiş arasında neler yaşanıyor, neler…

Öyle ise ne yaptığımızdan ziyade neler yapamadığımıza bakmak, hesabı, düzgün yapmak gerekir.

Yapamadıklarımız, elbette ki yapabildiklerimizden kat kat fazla.

“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz” 4 demiyor mu, aziz Üstadımız?

Demek ki, gelirken “hoş” gelip, giderken boş gitmemeli, dünyadan.

Yani, keçiboynuzu kemirmek yerine, emrolunan gerçek tada talip olmalı.

Her halükârda dönüp bakmak lâzım, gerilerde ne kaldı; fâni dünya ağzımıza tat çalıp, ömrümüzden ne aldı diye.

 “Eyvah! Aldandık” 5 demeden, feveran etmeden önce.

Zaman sel, insan da önünde sürüklenen kamga parçası gibi akıp gidiyor duracağı yere doğru, sür’atle.

Mâdem öyle: Pişman olmamak, “keşke” sözüne dünyamızda yer vermemek için, yapalım…

Yapılması icap eden her ne varsa, yapalım.

Malûm: Her baharın güzü var!

Dipnotlar:

1- Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, 40. 2- Âl-i İmrân Sûresi, 185. 3- Yusuf Sûresi, 101. 4- Said Nursî Sözler, 134. 5- Age., 193.

Okunma Sayısı: 981
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı