"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Hükümetin işine karışmayacağız”

Atilla YILMAZ
21 Ocak 2020, Salı
19 yıllık bir mücadeleden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti adeta kansız bir darbe ile ülkeyi yeniden Meşruti sisteme kavuşturarak amacına ulaşmış, Osmanlı Devleti için yeni bir dönemi başlatmıştır.1

Meşrutiyetin ve Kanun u Esasi’nin ilan edildiği ayın öncelerinde, Bediüzzaman İstanbul’dadır. Matbuat lisanını aktif olarak kullanan Bediüzzaman, doğduğu yörelerin problemlerini ve çözüm önerilerini gazetelere verdiği makaleleriyle kamuoyuna arz etmektedir.

Osmanlı tebaası, temmuz hareketiyle istibdat idaresinden kurtulmuştu belki, fakat halk meşrutiyetle doğan  “hürriyet” kelimesinin anlamını dahi bilmiyordu.2

Meşrutiyetin ilanıyla birlikte sözlü ve yazılı olarak Meşruti idarenin şeriata muhalif olmadığını ısrarla vurgulayan Bediüzzaman; ateşli bir meşrutiyet savunuculuğuna soyunmuştur.

İstanbul’un büyük camilerinde halka hitap ederek, dindar halk kitlelerindeki muhalefetin kırılmasına önemli ölçüde katkı sağladı.3

Asırlarca hükümdarlık ve tek adam idaresiyle yönetilen bir toplumda parlementer sistemin birden bire kabul görmesi düşünülemezdi. Meşrutiyetiyeti, din adına istemeyen, Şeriata aykırı bulan din adamları ve bir toplum katmanı bulunmakta ve faaliyet göstermekteydi.

Meşrutiyet karşıtı kimselerin yol açtığı olaylar ciddi asayiş sorunlarına yol açtı. Bunların bir kısmı dini duyguların istismar edilmesi yoluyla ve toplumun genel ahlakını koruma gerekçesiyle ortaya çıkan taşkınlıklardı.

 Bunlardan biri Kör Ali olayı idi. Fatih’te Halıcılar Camii’nde yaptığı vaaz esnasında Anayasa ve Millet Meclisi aleyhinde sözler sarfetmişti. Şeriat talebinde bulunan göstericiler parlementer yönetimin ve anayasanın ortadan kaldırılması gibi taleplerde bulunmuştu. Bir süre sonra sorumlular yakalanarak idam edildi. 4

Bu kargaşa ortamlarında Meşrutiyeti her fırsatta ve her ortamda ders veren Bediüzzaman; Avusturya Boykotajı’na hamalların da müdahil olmaları sebebiyle; hamalların arasına karışarak, kahvelerini dolaşarak onları, anarşi ve kargaşaya meydan vermemeleri konusunda ikaz etmiş yatıştırıcı rol oynamıştır.

Said Nursi ayrıca hamalları ihtilafa düşmemeleri; ayrılık tohumları ekenlere, meşrutiyetin dışında yollar arayanlara itibar etmemeleri, ırkçılığı esas alan cereyanlara ve fırkalar karşı uyanık olmaları gerektiği konusunda ikaz ediyordu. 5

“İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi hamal ve gafil ve safdil olduklarından bazı particiler onları iğfal ile vilayat-ı şarkiyeyi lekedar etmelerinden korktum. Ve hamalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim….Hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla( Ermeniler) dost olup ele ele vereceğiz zira husumette fenalık var…..Hükümetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükümeti bilmiyoruz. İşte o hamalların, Avusturya’ya karşı- benim gibi bütün Avrupa’ya karşı boykotajları ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda akılane hareketlerinde bu nasihatın tesiri olmuştur.” 6

Bediüzzaman ‘ Hükümetin işine karışmayacağız, zira hikmet-i hükümeti bilmiyoruz.’ Sözünü hamallara söylemiştir. Hamalların kendilerini kolluk kuvveti yerine koyarak düzeni sağlamak adına isyan ve kargaşa çıkarmak üzere oldukları bir zamanda onları yatıştırmak amacıyla bu sözü söylemiştir.

“Söylenene bak, söyleyene bakma.” Söylenilmiştir. Fakat ben derim: Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne içinde söylemiş? Niçin söylemiş? Söylediği sözü gibi dikkat etmek, belegat nokta-i nazarından lazımdır, belki elzemdir.’ 7 Diyen Said Nursi’nin hükümetin işine karışmayacağız dediği Meşrutiyet hükümetinin anayasasının 11. Maddesinde, “Osmanlı devletinin dini din-i İslam’dır.” diye yazıyordu. Ve Bediüzzaman; Dini İslam olan Osmanlı meşrutiyet hükümetini, meşruta-i meşrua olarak görüyordu.

Bediüzzaman’ın isyan eden hamalları yatıştırmak üzere ‘onların anlayacağı surette’ kullandığı bu cümleleri, günümüzün gündelik siyasetine uyarlamak; şartlar, olaylar ve dönemsel olarak mümkün değildir.

Üstelik bu gün Bediüzzaman’ın bu sözünü istimal edenlerin; tam da siyasetin göbeğinde bir vaziyet almaları da şaşılacak bir durumdur.

Dipnot:

1- Doç. Dr. Erhan Metin, ıı. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Olayları, Çankırı Karatekin Ünv, Tarih bl, Yakınçağ Tarihi ABD.

2- Age,

3- Yük, Lis, Öğr,İbrahim Halil Ozan, ıı. Abdulhamid Döneminde İslamcı Muhalefet ve Mehmet Akif Ersoy, Yüzüncü Yıl Ünv, İlahiyat Fak, Dergisi, Sayı,4-5, Yıl, 2016

4- Dr, Nurettin Van, ıı. Meşrutiyetin İlanından Sonra Polis Teşkilatının Değişim ve Dönüşümü, Dumlupınar Ünv, Sosyal Bilimler Dergisi,s,238, Sayı,34/ Aralık 2012

5- Atilla Yılmaz, Tarihi Açıdan Bediüzzaman said Nursi’nin Divan-ı Harb-i Örfi savunması, YAN, s,79

6- Bediüzzaman Said Nursi, Divan-ı Harb-i Örfi, YAN, s,24

7- Bediüzzaman Said Nursi, Muhakemat, YAN, s,100

Okunma Sayısı: 1672
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • R.Kalyoncu

    27.1.2020 04:16:37

    Makalede dikkatimi çeken, "Bediüzzaman; ateşli bir meşrutiyet savunuculuğuna soyunmuştur." cümlesi ile ilgili olarak; değerli Yazar dostumuzun maksadını aşan bir ifade kullandığı kanaatindeyim. Çünkü bu ifade, güzel Türkçemizde, inanmadığı veya haddi olmayan bir işe teşebbüs edenler için kullanılır. Oysa Bediüzaman, Meşrutiyet meselesinden samimidir; hatta daha ileri noktadadır, yani cumhuriyetcidir..

  • Sertaç

    21.1.2020 14:45:28

    Bu sözü gündelik siyasete ve iktidara uyarlayanlara bende çok rastlıyorum. Orda süreçte ayaklanma durumu mevcut burda yani günümüzde hiç sorgulamayalım mantığı.İyi bir konuya temas etmişsiniz.Teşekkürler.

  • Nahit Topaloğlu

    21.1.2020 08:47:17

    Bediüzzaman’ın isyan eden hamalları yatıştırmak üzere ‘onların anlayacağı surette’ kullandığı bu cümleleri, günümüzün gündelik siyasetine uyarlamak; şartlar, olaylar ve dönemsel olarak mümkün değildir. Yukarıdaki ifadeler sıkıntılı. Bu ifadeleri günümüze uyarlamak mümkün değilse niçin mevzu ediliyor. Bir sehiv olmalı

  • Özcan Yurtsever

    21.1.2020 03:19:00

    Atilla Bey, tufeyli ne demek; bir yazınızda konu yaparmısınız?

  • Oğuz Yiğiter

    21.1.2020 00:23:35

    Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı