"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastanın hastalıklara bakışı nasıl olmalı?

Aytekin COŞKUN
10 Nisan 2020, Cuma
(Amaç; Değişim şart mı? Hastalar Risalesi Ekseninde değişimi başlatmak)

OP. DR. AYTEKİN COŞKUN
mdaytekincoskun@gmail.com

Çağımızın en büyük kayıplarından biri, başımıza gelen hastalık ve musîbetlerin, ‘Neden ben?’ sorusu ile cevap aranmaya çalışılmasıdır. Bu da insanı hem isyana hem de mutsuzluğa sürüklemektedir. Bundan kurtulmanın yegâne çaresinin, hastalıklara bakış tarzımızın değiştirebilmekte yattığını bilmemiz yeterli.

DSÖ, (Dünya Sağlık Örgütü) sağlığı şöyle tanımlıyor: “Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir.”

Hastalar Risalesi’nde ise, aklın, kalbin, ruhun, bedenin, nefsin, heva ve heves ile beraber insanda derc edilmiş bütün sırlarla beraber ve birlikte, iyilik halinde olma olarak tarif ediliyor. Birçok hastalıklara karşı da, temel olması açısından, hastanın hastalığa nasıl yaklaşım içinde olacağını ‘deva’lar şeklinde ifade ediyor. Bu eserin hastalara ilk olarak anlatıldığında, hem yol gösterici hem de hastalarda hastalıklara karşı pozitif yönde bir değişimin olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Ayrıca hastalara moral - motivasyon desteği sağladığını, immün sistemlerini daha dirençli hâle soktuğunu gözlemledik.

Hastalığa olan bakışın pozitif yönde değişimi ile birlikte, hastalığın kabullenme evresi ve daha sonrasındaki zamanlarda ciddî değişimlerin olduğunu ifade edebiliriz.

Bu bakıştaki değişimleri şöyle sıralamak mümkündür: (Her bir ‘deva’daki hastalığa bakışı tek tek almaya çalıştık.)

1. Deva: Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. 

2. Deva: Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir. Hastalıklar, musîbetler vasıtasıyla musibetzede, yani hatsallar, aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur. Senin bir dakika ömrünü bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekkî değil, teşekkür et.

3. Deva: Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve afiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir. 13

4. Deva: Ey şekvacı hasta! Senin hakkın şekva değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. 

5. Deva: Hastalık bir ihsan-ı İlâhî, bir hediye-i Rahmânîdir. Eğer hastalıklar olmasa idi, gençlik sarhoşluğu ile gaflet içinde, Allah’ı unutup, bir saatlik hayat-ı dünyevîyenin zâhirî keyfiyle hadsiz bir hayat-ı ebediyesini sarsabilirdi. 

6. Deva: Madem bir günlük gayr-ı meşrû lezzet bazen bir sene manevî elem çektiriyor. Muvakkat bir günlük hastalıkla gelen elemin zevalindeki halâs ve kurtulmaktan gelen manevî lezzet sana yeter. 

7. Deva: Dünya bir gün bize “Haydi, dışarı” diye kovmadan, hastalıkların ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız. 

8. Deva: Gururu bırak, aczini anla. Malikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren. Hastalıklar, sıhhatteki nimet-i İlâhiyenin lezzetini kaçırmıyor, bilâkis tattırıyor, ziyadeleştiriyor, sana yeniden hatırlatıyor. 17

9. Deva: Hastalıklar, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü’z-zünubtur. Ahireti bilmiyorsan ve/veya Allah’ı tanımıyorsan, öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; sen ondan feryat et. 

10. Deva: Ey Hâlıkını tanıyan hasta! Evvelâ bil ve katî iman et ki, ecel mukadderdir, tagayyür etmez. ehl-i iman için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir. Rahmet kapısıdır, ehl-i dalâlet için zulümat-ı ebediye kuyusudur. 

11. Deva: Ey meraklı hasta. Merak, hastalığı ziyade ettiği gibi, hikmet-i İlâhiyeyi ittiham ve rahmet-i İlâhiyeyi tenkit ve Hâlık-ı Rahîminden şekva hükmünde olduğu için, aksi maksadıyla tokat yer, hastalığını ziyadeleştirir. Evet, nasıl ki şükür nimeti ziyadeleştirir; öyle de, şekva, hastalığı, musîbeti tezyid eder. 

12. Deva: Hastalığın zevalindeki bir lezzet-i maneviye ve sevabındaki bir lezzet-i ruhiye veriyor. 

13. Deva: “Müttakî bir mü’min, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanır.” 

14. Deva: Hastalık gafleti dağıtır, âhireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir.  

15. Deva:Eğer ehl-i imanın gözüne gelen perdenin altında nasıl bir nur ve manevî bir göz olduğunu bir bilsen, imanla gitmiş ise, dürbünlerle bakar nev’inde, Cennet bağlarını sinema gibi görüp temaşa ederler. 

16. Deva, “En ziyade musîbet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en kâmilleridir.” Çektikleri hastalıklara birer ibadet-i hâlisa, birer hediye-i Rahmâniye nazarıyla bakmışlar, sabır içinde şükretmişler, Hâlık-ı Rahîmin rahmetinden gelen bir ameliyat-ı cerrahiye nev’inden görmüşler. 115

17. Deva: Hastalık, hayat-ı içtimaiye-i insaniye de en mühim ve gayet güzel olan hürmet ve merhameti telkin eder. 

18. Deva: Zira hastalık du$anın vaktidir; şifa duânın neticesi değildir. Belki Cenâb-ı Hakîm-i Rahîm şifayı fazlından verir. 

19. Deva: “Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?” diye rububiyet-i İlâhiyeyi tenkit etmek gibi bir hâlet, maddî hastalıktan daha musîbetli, mânevî bir hastalıktır. 

20. Deva: Sâni-i Hakîmin ayrı ayrı isimlerinin nakışlarını göstermek gibi çok vazifeler için, o hastalık senin vücuduna misafir olarak gönderilmiştir. 

21. Deva: Hastalıklar su-i istimâlâttan, perhizsizlikten ve israftan ve hatîattan ve sefahetten ve dikkatsizlikten geliyor. 

22. Deva: Unuttuğun gayet lezzetli o şefkatler ve muhabbetler, hastalığın cazibesiyle yine sana dönerler. Bu maddî elemin pek ucuz düşer. 

23. Deva: Yarı vücudunun sıhhatini kaybeden kardeş! Vücudunun vaziyeti, dünyanın zevalini ve insanın fâni olduğunu ihtar ediyor. Daha gaflet senin gözünü kapayamıyor, nefs-i emmâre, hevesât-ı rezile onu aldatamaz ve nefsin belâsından kurtulur. 

24. Deva: Hastalık anında, kimsesizlik ve gurbetteysen, imanla O’na intisab edersen, O’nun nazar-ı rahmetini celb edersin. 

25. Deva: Hastalık anında ruh u canla O’na hizmet etmek İslâmiyet’in muktezasıdır. 

26. Deva: İman ilâcı ise, fersizi mümkün oldukça yerine getirmekle tesirini gösteriyor. Gaflet ve sefahet ve hevesât-ı nefsâniye ve lehviyât-ı gayr-ı meşrûa, o tiryakın tesirini men eder. Hastalık madem gafleti kaldırıyor, iştihayı kesiyor, gayr-ı meşrû keyiflere gitmeye mâni oluyor; ondan istifade ediniz. İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir. 

Hakikî imanın kudsî ilâçlarından ve Nurlar’ından, tevbe ve istiğfarla, duâ ve niyazla istimal ediniz.

Sonuç: Bu bakışımızın bir çok hasta ile paylaşıldığında inanın bana duygu ve düşüncelerinin değiştiğini, moral olduğunu ve hayata daha farklı baktığını söyleyebiliriz.

Kaynak: Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, 25. Lem’a, Sayfa, 205-221, (11 -125 ), 1-25 ‘deva’lar.

Okunma Sayısı: 1699
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı