"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân gaybdan haber verir

Bünyamin Âdem
23 Eylül 2026, Çarşamba
Kur’ân-ı Kerîm pek çok konuda bizi bilgilendirir, bazen anlamadığımız veya anlayamayacağımız konularda da bize açıklamalar verir. Bazı zamanlarda da bilmediğimiz ama öğrenebileceğimiz şeyler hakkında ya bilgi verir ya da öğrenmeye teşvik eder.

Bunlara örnek olarak  “...hem kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlar için (birçok) menfaatler bulunan hadîd’i (demiri, bir ni’met olarak) indirdik...” (Hadîd Suresi, 25.) ayetinden yola çıkarak düşüneceğiz. Ayetin Arapçasında indirdik manasındaki “enzelnâ” kelimesi bizim dikkat etmemiz gereken noktadır. Çünkü bu ayetteki “enzelnâ” kelimesi bir şeyi fiziksel ve somut olarak indirmek manasında kullanılmıştır. Yani Kur’ân’da demirin gökyüzünden yeryüzüne indirildiği belirtilmiştir.  Peki Kur’ân’ın yüzyıllar önce belirttiği bu hadise ilmî olarak ne zaman keşfedildi?

1794 yılında Alman fizikçi Ernst Chladni demirin uzaydan geldiğini teorik olarak fark etti ve fikrini bilim camiasına açtı, ancak fikri kabul görmedi. Daha sonra 1802 yılına gelindiğinde İngiliz kimyager Edward Howard bazı meteorlar üzerinde çeşitli kimyasal analizler yaparak demirin uzaydan geldiğini somut olarak da kanıtladı. Son olarak 1803 yılında Fransa’nın L’Aigle bölgesinde meteor yağmuru yaşandı ve bu yağmurda 3.000’den fazla taş ve demir parçasının yağdığı tespit edildi. Bilim insanı Jean-Baptiste Biot düşen parçaları inceledi ve bu parçaların kesinlikle uzaydan düştüğü belirlendi. Böylece bilim camiası demir elementinin uzaydan geldiğini kesin olarak kabul etti.

Bunun yanı sıra demir için Güneş’te bile üretilemeyecek kadar muazzam bir enerji ve sıcaklık gerekir. Bilimsel deliller ise demirin ancak süpernova patlamaları ile oluşabileceğini söylemektedir.

Demir manasındaki Hadîd Suresi’nin Kur’ân’daki sırası 57 ve “el-Hadîd” kelimesinin ebcet hesabı 57’dir. Bu sayı, demirin tabiatta kararlı olan izotoplarından birinin kütle numarasıdır. Başındaki “el-” takısını çıkarınca kalan “Hadîd” kelimesinin de ebcet hesabı 26’dır ki 26 sayısı demirin atom numarasıdır (proton sayısı).

Kısacası Kur’ân-ı Kerîm nasıl oluyor da neredeyse 12 asır önce daha insanlar tarafından ilmî olarak kanıtlanmamış bir gerçeği apaçık bir şekilde söylüyor ve ihbar-ı bil-gayb ediyor? Demek gerçekten de Kur’ân insan tarafından yazılmamıştır; yoksa hangi insan bunları asırlar önce eksiksiz ve kusursuz bir şekilde bilip yazabilir? Evet, Kur’ân apaçık ve harika bir icaz-ı ilmî ve kelamullahtır. Başka bir açıklaması da olamaz.

Okunma Sayısı: 163
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı