"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir istiare olarak Gazze

Ahmet Said Aydil
23 Eylül 2026, Çarşamba
2016 yılında Helga Tawil-Souri ve Dina Matar’ın editörlüğünde yayımlanan Gaza as Metaphor kitabı, Gazze’yi yalnızca coğrafî bir mekân veya insanî bir felaketin sahnesi olarak değil, modern dünyanın daha geniş çelişkilerini görünür kılan bir mercek olarak ele alır.

“Açık hava hapishanesi”, kuşatma, işgal, yoksulluk, direniş, travma ve mahrumiyet gibi kavramlarla Gazze’yi somutlaştıran kitapta gazetecilerden doktorlara, akademisyenlerden yazarlara kadar farklı isimler Gazze’nin gündelik hayatını, tecrit edilişini ve dış dünyaya hangi imgeler üzerinden anlatıldığını tartışıyor.

Kitabın ana fikri şu: Gazze uzakta yaşanan, anlaşılmaz bir trajedi değil; eşitsizliğin, mülksüzleştirmenin, istisna hâlinin ve insan hayatı üzerinde kurulan tahakkümün nereye varabileceğini gösteren bir metafor (istiare).

Aradan on yıl geçti. 2026 sonbaharında, bombalar ve yıkım altında geçen üç yılın ardından Gazze hâlâ bir istiare.

Fakat bugün taşıdığı mana 2016’dakinden de geniş, daha rahatsız edici. Çünkü Gazze yalnızca

Filistinlilerin yaşadığı felaketi değil, uzun zamandır bize anlatılan dünyanın ne kadar kırılgan olduğunu da görünür kılıyor. Amerika’da ve Avrupa’da yıllarca hâkim anlatıların içinde büyümüş birçok insan, ekranında gördükleriyle kendisine öğretilen değerler arasındaki uçuruma bakıyor. Filistin meselesiyle bağı zamanla zayıflamış Müslüman toplumlarda da Gazze, unutulmuş bir meselenin yeniden vicdana dönmesine vesile olduğu gibi kabul edilmesi zor bir acizliği gözler önüne seriyor.

Daha da derine inersek…

Gazze bugün, özellikle 15-35 yaş arasındaki pek çok insan için kendi hayatındaki başka bir sıkışmışlığın da istiaresi. Elbette burada yaşananları birbirine denk tutmaktan söz etmiyorum. Gazze’nin acısı kendine mahsus ve kıyas kabul etmeyecek kadar ağır. Fakat metaforlar/istiareler zaten bu işe yarar; bir yerdeki hakikati başka yerlerdeki hissiyatla buluşturur.

Bugünün genci bombaların altında yaşamıyor fakat kendi hayatında başka türden bir kaba kuvvetin altında ezildiğini hissedebiliyor. Gelir uçurumu, ev sahibi olmanın imkansızlaşması, daha çok emek karşılığında daha az emniyet… 

Hürriyet vaat eden çağımız ise garip bir tezada düşüyor. Hürriyet, nefsin her arzusunu serbest bırakmak, her hevesi hak bilmek ve hiçbir hudut tanımamak değildir. Hakikî hürriyet, insanın ne başkasına tahakküm etmesi ne de başkasının tahakkümüne boyun eğmesidir. Fakat bugün “kendin ol” denilirken: “Devrin makbul fikirlerine, hayat tarzına ve zevklerine uygun olduğun müddetçe kendin ol”. denilerek hürriyet, insanı kalıplardan kurtaracağı yerde yeni kalıpların adı oluyor.

Belki Gazze’nin bilhassa gençler arasında böylesine güçlü bir sembole dönüşmesinin sebeplerinden biri budur. Kaba kuvvetin yalnız bombayla değil; para, statü, korku, dışlanma ve mecburiyetle de hüküm sürebildiğini hatırlatıyor. İnsanların Gazze için sesini yükseltirken okulunu, işini yahut geleceğini düşünmek zorunda hissetmesi bu hissiyatın bir parçası.

Buna mukabil Filistin halkının bütün bu yıkım karşısındaki sebatı, fedakârlığı ve haysiyeti başka bir şeye şahitlik ediyor: Evini, yakınını, geçimini kaybetse de toprağından, kimliğinden ve var olma iradesinden vazgeçmeyen insana.

“Yeis, mâni-i herkemâldir” der Bediüzzaman. Çünkü tahakkümün belki de en büyük zaferi, insana başka bir dünyanın mümkün olmadığına inandırmaktır. Gazze bunun aksini söylüyor. Bütün cebre rağmen haysiyetini muhafaza eden insanı gösteriyor.

Bu yüzden Gazze yalnız zulmün değil, zulmün ebedî olmadığına dair ümidin de istiaresi.

Okunma Sayısı: 144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı