"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yunus Emre ve Molla Kasım-4

Ekrem BAŞÇI
23 Eylül 2026, Çarşamba
Taptuk Emre dergâhında, şeyh, Yunus Emre, Molla Kasım ve diğer talebelerle zaman su gibi akıp gider.

Şeyhin riyasetinde tüm müridler ayrı ayrı dersler alır, aldıkları derslerle dalında yavaş yavaş buyüyen bir meyve gibi olgunlaşır, ocakta kaynayan tekke kazanındaki çorba gibi pişerler. Zikirler zikirleri, makamlar makamları bir bir takip eder.

Bu dergahta asıl pişen, nefisler, enaniyetler, benlikler , gururlar, kibirlerdir. Haliyle nefislerini henüz öldürememiş ama bu uğurda mücadele veren müridler arasında, bilhassa gözde iki mürid olan Molla Kasım ve Molla Yunus beyninde nefis mücadeleleri yer yer baş gösterir. Molla Kasım bu yeni yetme, kadılıktan dönme müridi bir türlü kabullenememiş, onu bu dergaha bir türlü yakıştıramamıştır. Onun yerinin burası olmadığını düşünür, yer yer de imalı ifadelerle Yunus’a söylemeye çalışır. Çünkü Yunus’un zamanla şeyhi ile arasına gireceğini ve kendisinin yerini alacağını düşünür ve bu düşünce Molla Kasım’ı günden güne yer bitirir. Molla Kasım, Yunus Emre’yi pek de sevmez, mümkünse bir vesileyle dergahdan ayrılacağı günleri arzulayıp durur. 

Durum Yunus Emre açısından biraz farklıdır. Yunus Molla Kasım’ı sever, ona hürmetini eksik etmez. Saygıda kusur etmemeye çalışarak diyalogunu sürdürmeye devam etmek ister. Mürid rabıtasını asla koparma taraftarı değildir. Molla Kasım’ın yerini alma meselesi aklının ucundan bile geçmez. Ancak burası nefis terbiyesi kapısı dedik ya, Yunus Emre’de de kadılıktan kalma bir kendine, ilmine güven hissiyatı vardır. Verilen alt seviyeli hizmet işleri canını sıkmıyor değildir hani. Kendini pek çok meseleyi iyi bilir zanneder fakat şeyhin gözünde Yunus’un nefsi “köpek” gibidir. Nereden menfaat elde ederse oraya sadık bir bekçi gibidir. Şeyh bu yüzden ilk olarak ona, dergâhın dışındaki bekçi köpeğin bakımı, temizliği ve terbiyesi vazifesini vermişti. Biri daha güzel yal verir de köpek kaçarsa, “vur boynuna zinciri, getir dergâhın kapısına bağla onu” şeklinde emir vermişti Yunus’a. Aslında bu hizmetle asıl hedeflenen, dergâhın köpeğinin bakımı vasıtasıyla, Yunus’un nefsini tanıması ve onu terbiye etmeye başlamayı öğrenmesidir. 

Şeyh,  Yunus’a yeni yeni zikirler, dersler ve görevler verdikçe, Molla Kasım’ın nefsi onu durmadan Yunus’a karşı kışkırtır. Molla Kasım, Yunus’u şeyhin dibinde gördükçe gizliden gizliye ona karşı nefreti daha da büyür, alevlenir. 

Bu rahatsızlık halinin tavan yaptığı günlerde, Molla Kasım Yunus aleyhinde onulmaz bir mesele uydurur. Bu meseleyi müridler arasında yayar. Şeyhin kulağına giden bu hayırsız haber karşısında şeyh Yunus’u dergâhtan kovar. 

Yunus’un çilesi yeni başlamaktadır. Bu kovulma, aslında onun için  yeni bir nefis terbiyesi yolculuğundan başka bişey değildir. Dergâhın köpeğinin bakımı işleri, dergâhın odun ihtiyacını karşılamak için dağlardan odun toplama işleri derken, yepyeni bir nefis terbiyesi işi daha gelmiştir Yunus’un başına. Yeni bir terbiye kapısı açılmıştır. Bunu bir Allah bir de şeyh biliyordur.

Nice zaman sonra terbiye tamam olur. Yunus sabırla çileli yolculuğunu tamamlar ve bir vesile tekrar dergaha, şeyhine döner. Ancak imtihanlar devam eder. Ağır nefis terbiyelerinden geçen Yunus’un olgunlaşması, makamının yükselmesine sebep olur. 

—Devam edecek—

Okunma Sayısı: 153
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı