"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mutlu Aile Modeli

Cenk ÇALIK
18 Şubat 2024, Pazar
Aslında bir tek şeyi söylemek gerekiyor: Hayatımızda ne kadar iman varsa, ne kadar sünnet-i seniye varsa, o kadar mutluluk olacaktır. İman ve sünnet-i seniye en büyük kaynaktır. Kaynak ne kadar güçlü ve kudsî olursa, mutluluklarımız da o derece “büyük, kalıcı ve sürekli” olacaktır.

Eşimle birlikte gazetemizin yazarlarından Yasemin Yaşar ve Sebahattin Yaşar’ın “Mutlu Aile Modeli” isimli kitabını okuduk. 190 sayfalık kitap, 10 başlık ve 105 alt başlıktan oluşuyor. Hemen her sayfada altına çizecek bir cümle ya da vecize bulabiliyorsunuz. Kitabın hacmi sizi korkutmasın. Birkaç saatte okunabilecek şekilde sade ve akıcı bir muhtevaya sahip.

Kitaptaki tespitler üzerinde düşünmek bir tefekkür penceresi sunuyor. Belki de bu sebeple kitap içinde çok sayıda makale yazacak açılımlar mevcut. 

Son olarak sizleri kitaptan aldığımız bir kısım tespitlerle başbaşa bırakıyoruz. İstifadeye medar olması duasıyla…

-Ailede baba unsurunu “eğitici boyutu, model olması ve üzerinde taşıdığı sorumluluk” ile ele almak gerekiyor.

-Anne ev içi işleyişin belirleyici aktörüdür; yani müdir-i dâhilîdir, içişleri bakanıdır.

-Anladık ki, mutlu olmak bir süreç. Farkında olmakla başlayıp hayatın sonuna kadar devam eden, bitmeyecek bir süreç.

-Dâvâsına hayatını verene dâvâsı hayat verecektir.

-Aile anne-baba ve çocuklar için ilk mekteptir…

-Evlilik iki yarımın birbirini tamamlamasıdır. Eşlerin önce her birisinin “yarım” olduklarını kabul ederek, evlilikle “bütün” olacaklarını bilmeleri gerekmektedir.

-İnsanın iç âleminde huzur ve sükûnetin adresi kelime-i tevhit inancıdır. Dış âlemde huzur ve sükûnetin adresi ise ailedir.

-Eşlerinin birbirini “mülk” gibi algılaması eşlerin birbirlerinin hakkını hukukunu çiğnemesine, birbirine zulmetmesine, baskı kurmasına dönüşmektedir.

-Aile ahiret misyonunu kaybetmediği sürece kutsiyetini ve önemini muhafaza etmeye devam edecektir.

-Aile tam bir “yanlışlardan arınma ve doğru davranışlar kazanma” ortamıdır.

-Çocuğa zamanında verilmeyen bilgiler, ileriki hayatında asla verilemeyecektir. Bu durum, dinî telkinler ve terbiye için de geçerlidir.

-Ailede öğrenmeyenler toplumda uygulayamazlar.

-Türkiye’deki suç istatistikleri incelendiğinde, suç işlemiş insanların daha çocukluk yıllarında sevgi ve ilgi ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadıkları gözlenmiştir.

-Çocuklar “ailelerin aynası” hükmündedir.

-Sevgiyi saygı ve güven ile beslemek, “fedakârlık, itaat, sadakat ve emniyet, hürmet ve merhamet” ile de süslemek gerekir.

-Nikâhın hayır ve bereket getirmesi için “besmele” önemlidir. “Allah adına” olan işler bereketli olur. Zaten “Bismillahirrahmanirrahîm”deki “Rahman ismiyle menfaatleri celp, Rahîm ismiyle mazarratı def” anlamında mühim bir dua yapılmış olmaktadır.

-Evlilik, “kendini tanımak ve geliştirmek” için muhteşem bir ortam olduğu gibi, “bir başkasını gönül dünyasına almak, onun mürebbisi olmak, onu tamamlamak, sabretmek, idare etmek, kırmadan dökmeden kusurları örtmek, farklılıklara rağmen beraber yaşamak” san’atını icra etme ortamıdır.

 -“Sıfır beklenti” içerisindeyken beklemediği güzel davranışlarla karşılaştığında insan mutlu olur. Ama yüksek beklenti muhataplar tarafından karşılanmadığında üzüntü ve kırılganlık kendini gösterecektir…

-Hayâ, kötülüğü terk etme ve hayrı tercih etme; iffet ise seçilen bu güzel ahlâkı karakter olarak ortaya koymaktır.

-Çocuk büyütmek başka, çocuk yetiştirmek başkadır.

-Güçlü ailenin özelliklerinden en önemlisi, aile fertlerinin “dine bağlılığı”dır. Meselâ Osmanlı Devletinin temelini “imanını güçlendirmiş aileler” oluşturmaktadır.

-İnsan önce samimiyet ve ihlâsı ile vicdanını geliştirir. Vicdanı gelişen bir insan da eşine yalan söylemez, onun hak ve hukukunu çiğneyecek davranışlara girmez.

-İnsanın istidatları vasat bir kıvamda kaldıkça gelişebilir. Aşırılıklardan kurtulmuş bir hayat, insanı kâmil bir noktaya taşır.

-“Sen” diliyle konuşmak, negatif duyguları bu dille söylemek, tenkit etmek karşı taraf için negatif duygular ve sonuçlar doğuracaktır. Oysa “ben” diliyle verilecek mesajlar sağlıklı iletişim ve anlaşılırlık için daha etkili olacaktır.

-Babanın merhametli olması, eşine ve çocuklarına karşı evde bir sevgi esintisi oluşturacaktır.

-Müslüman kadın hem “çelik ve polat” gibi sarsılmaz bir şahsiyete sahip olacak, hem de bir çiçek nezaketinde “naif, zarif ve nâzik” olacaktır.

-Araştırmalar, çocukların yüzde 70’lere varan oranlarda babayı taklit ettiğini göstermektedir.

-Bazı anne-babalar, evdeki eşten, çocuklardan gelen çığlıkları duymazdan gelerek ya da, “Kes sesini, saçmalama, gevezelik yapma, seni dinlemiyorum, beni rahat bırak!” vs. kızgınlık cümleleriyle birbirlerine “Ne hâlin varsa gör!” mesajı veriyorlar.

-Genelde eşler, “Engelleri o aşsın, problemleri o çözsün, sıkıntıları o göğüslesin” düşüncesindedirler. Özellikle çocukların yanlışlarında “sorumluluğu karşı tarafa atmak, ama başarısını sahiplenmek” gibi bir düşünce hâkimdir.

-“İletişim bağını güçlü kılmak, eşinin vücut dilini öğrenmek, jest ve mimiklerini doğru okumak,” sağlıklı bir iletişim için gereklidir.

-Araştırmalara göre, “en uyumlu” denilebilecek evliliklerin bile uyum oranı yüzde 60 olarak tespit edilmiştir. O zaman burada dikkat edilmesi gereken şey, çatışması olmayan, tartışma içermeyen bir evlilik beklentisi içerisinde olmamak, olabilecek tartışma ve çatışmaları “hoşgörü, sükûnet, anlayış ve bağışlamak” esasları çerçevesinde atlatabilmektir.

-Önce mutsuzluk sebeplerini ortadan kaldırıp sonra mutluluğun temellerini atmak lâzımdır. Yani “televizyon, gazete, internet” gibi harama açık olma riski taşıyan araçları evimizin en rahat köşelerine, en sıcak odalara koyarak, sonra da onlardan şikâyetçi olmak tam bir tezattır.

-Araştırmaya göre, iş yerinde karşı cinsten çok sayıda kişi bulunması, evliliklerin yüzde 70 oranında bozulmasına yol açmıştır. Aynı cinsten insanların bir arada çalıştığı iş yerlerinde ise benzeri bir duruma rastlanmamıştır.

-Hazret-i Peygamber (asm) 63 yıllık hayatı içinde 38 yılını “evli bir resul” olarak yaşamıştır. Öyle ki gazvelere bile yanında bir eşini götüren resul, gazvelerin haricinde çocuklarına ve eşlerine yeterli vakit ayırmıştır.

-Şefkat temelli kahramanlığın temelinde karşılıksız sevgi ve fedakârlık vardır. Zaten kadını kahraman yapan sır da buradadır.

-Hepimizin muhtaç olduğu bir başka formül, yıpranmışlık düzeyi ne olursa olsun pek çok mes’eleye çözüm getirecek olan “istişare” biçimindeki aile içi toplantılardır.

-Araştırmalar, evlilikleri güzel seyreden eşlerin aralarında fikir ayrılıkları oluşsa bile bunu tartışırken gülüşebildiklerini, şakalaşabildiklerini kaydediyor.

-Eşler bir konuyu konuşurken olumlu diyalog kurarlarsa katılımcılık artacak, “biz” duygusu hâkim olacak, iki kişi olmalarına rağmen “dört kulakla işitip dört gözle görür,” diğerinin adına üzülür, sevinciyle sevinir ve onun hakkını savunur hâle gelecektir.

-Evliliğin ikramı olan çocuk, kendisi için yaşayacağı zeminde birtakım hazırlıklar beklemektedir. Eşlerin bu şuur içerisinde gerek maddî gerekse manevî dünyalarını yeni gelen misafire göre tanzim etme zorunluluğu vardır.

-Bugün dünya üzerindeki problemlerin hangisi kaldırılsa altından “insani” unsuru ortaya çıkar. İnsanlık insaniyete ihtiyaç duymaktadır. Ne gariptir ki dünyanın bu gidişatından şikâyetçi olan da insandır, bu kötü gidişe sebep olan da insandır. Elbette düzeltecek olan da yine insandır…

-Bugün çocuklarını ihmal eden anne-babalar, sadece dünyevî işleri, meşgaleleri, ekonomik sıkıntıları olan aileler değildir. İman ve Kur’ân hizmeti yaparken ölçüyü kaçıran ehl-i iman anne-babaların çocukları da tehlikededir.

-Anne-babalar, çocuklarına kendilerini “ulaşılması gereken değil, aşılması gereken kişiler” olarak takdim etmelidirler!

-Aslında bir tek şeyi söylemek gerekiyor: Hayatımızda ne kadar iman varsa, ne kadar sünnet-i seniye varsa, o kadar mutluluk olacaktır. İman ve sünnet-i seniye en büyük kaynaktır. Kaynak ne kadar güçlü ve kudsî olursa, mutluluklarımız da o derece “büyük, kalıcı ve sürekli” olacaktır.

Okunma Sayısı: 3614
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • fikret aydoğdu

    18.2.2024 01:52:24

    Özet bilgilerden bir özet de biz çıkaracak olursak: " Evliliğin ikramı olan çocuk, kendisi için yaşayacağı zeminde birtakım hazırlıklar beklemektedir. Eşlerin bu şuur içerisinde gerek maddî gerekse manevî dünyalarını yeni gelen misafire göre tanzim etme zorunluluğu vardır.Bugün çocuklarını ihmal eden anne-babalar, sadece dünyevî işleri, meşgaleleri, ekonomik sıkıntıları olan aileler değildir. İman ve Kur’ân hizmeti yaparken ölçüyü kaçıran ehl-i iman anne-babaların çocukları da tehlikededir. Bugün dünya üzerindeki problemlerin hangisi kaldırılsa altından “insani” unsuru ortaya çıkar. İnsanlık insaniyete ihtiyaç duymaktadır. Ne gariptir ki dünyanın bu gidişatından şikâyetçi olan da insandır, bu kötü gidişe sebep olan da insandır. Elbette düzeltecek olan da yine insandır…" . Mutluluk dünyada bir çekirdektir, ahirette meyveye durmuş bir ağaçtır.Ahiret meyvesine dünyada kavuşmak isteyen galiba nerede yaşadığının farkında olmayandır.Yukarıda ki özetlerden ben bunu anladım...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı