"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Güvenli bölge” güvensizliği…

Cevher İLHAN
24 Temmuz 2019, Çarşamba 00:17
Amerikan Kongresi, Dışişleri ve Pentagon “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA)” şantajları savururken, Ankara’ya gelen ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’le “Suriye’nin kuzeyinde ‘güvenli bölge’ mutâbakatına varıldığı” duyuruldu.

Bu konuda öncelikle, “Güvenli bölge için ABD ile görev gücü oluşturduk” diyen ve “İdlib savsaklaması”ndan, “Menbiç yol haritası”ndan on dört aydır bir sonuç alınamadığından yakınan Dışişleri Bakanı’nın “Güvenli bölge oluşmaz, teröristler temizlenmezse ve bize tehdit devam ederse Fırat’ın doğusuna harekât düzenleriz” diye konuşması çarpıcı.

Keza Jeffery ile Milli Savunma Bakanının görüşmesinin ardından Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Başta Türkiye ve ABD’nin koordineli bir şekilde birlikte ‘güvenli bölge’ tesisi, PKK/YPG terör örgütü unsurlarının güvenli bölgeden çıkarılması, ayrıca bölgedeki mevzi ve tahkimatın imha edilmesi ve ağır silâhlarının toplanması, yerinden edilen Suriyelilerin evlerine dönmeleri için gerekli şartların oluşturulması ifâde edildi” cümleleri dikkat çekici. 

Belli ki Ankara, ABD’nin Fırat’ın doğusundan ve Münbiç’ten PYD/YPG militanlarının tasfiye edeceğinden, örgüte silâh ve mühimmat desteğini keseceğinden emin değil. Bunun içindir ki “güvenli bölge”nin en az 32-40 kilometre derinlikte olması, “terör örgütü unsurlarından temizlenmesi”, “kontrolün TSK’ya bırakılması” şartlarını ileri sürüyor. 

“TÜRKİYE’NİN KONTROLÜNDE” OLSA DA

Ne var ki, tam da “ABD’li bazı sivil, asker üst düzey yetkililerin, PKK/YPG terör örgütü elebaşları ile Suriye’de yaptıkları görüşmelerden rahatsızlık duyulduğu”nun Ankara’da Amerika’nın Suriye temsilcisine iletildiği saatlerde, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Kenneth McKenzie’nin YPG güdümündeki Demokratik Suriye Güçleri komutanı Mazlum Kobani kod adlı Şahin Cilo ile samimi pozlar verip “Biz Türkiye’nin bölgeye müdahalesini engellemeye çalışıyoruz” demesi, Amerikalılara güvenilmeyeceğini yine açığa çıkarıyor. Gerçek şu ki, ABD’nin Suriye’yi kuzeyden bölüp parçalama plânını yürüttüğü bölgedeki en yakın işbirlikçisi PYD/YPG’yi güneye çekeceğine dair güvensizlik devam ediyor.

Füzeden uçaksavara kadar 20 bin tır dolusu ve kargo uçağı her türlü silâh ve mühimmat yığdığı, 70-80 bin militanını eğitip “ordu” oluşturduğu örgütü “ikna” edeceğine kimse inanmıyor. 

Kaldı ki ABD’nin “telkiniyle” Fırat’ın doğusundaki on binlerce militan güneye çekilse de, sözkonusu “güvenli bölge” oluştuktan sonra yeniden kuzeye sızmayacaklarının güvencesi yok. 

Bunun içindir ki, Türkiye’ye yaptırım dayatılmasını isteyen Cumhuriyetçi senatörleri Beyaz Saray’a çağıran Trump’ın ve temsilcilerinin “Suriye’den çekilme” yalanında olduğu gibi her an “taahhütleri”nden cayacaklarından endişe ediliyor. 

Aslında ABD’nin Suriye temsilcisi Ankara ile “güvenli bölge”yi konuşurken, daha baştan Amerikan Dışişleri’nin “güvenli bölgede Türkiye’nin yer almamasını ve PYD/YPG’nin bazı unsurlarının olmasını” şart koşması, “Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığını” duyuran Pentagon’un “Türkiye’ye sadece 5 kilometre derinlikte bir şerit bırakılması”nı önermesi vaziyeti ortaya koyuyor. 

Kaldı ki, Türkiye yer alsa ve TSK’nin kontrolüne verilse de, sözde “silâhtan arındırılmış uçuşa yasak güvenli / tampon bölge”nin sınır güvenliği için olmadığı, Suriyeli göçmenlerin iskân edilmesinde kullanılamayacağı yapılan açıklamalarla ortada. 

“TEFRİKA PROJESİ”NİN BİR PARÇASI 

Özetle, tıpkı 1991’de Çekiç Güç konuşlanmasıyla 36. paralelin üstünün “güvenli bölge” paravanında Irak’tan koparılan Kuzey Irak’ın “ikinci İsrail” işleviyle terör örgütlerinin yuvası ve terörün türediği “terör bataklığı” haline getirilmesinde olduğu gibi, Türkiye’nin yanıbaşında kuzeyinin Suriye’den koparılmasıyla yeni bir “koridor devlet”e ortam oluşturuluyor. 

Kısacası “güvenli bölge” bir “Amerikan tefrika projesi.” Amerikan merkezli Rand Corporation’a çalışan ABD Dışişleri Konseyi kıdemli üyesi Gordon’un başında bulunduğu “Gordon plânı”yla, Irak ve Libya’nın parçalanmasında olduğu gibi Suriye’yi bölüp parçalama plânının bir parçası. İsrail Savunma eski Bakanı Moşe Yaalon’un, Washington’da “Suriye’nin bütünlüğü artık mümkün değil, federalizmle bölünmeli; Esad’ın ‘Alevistan’ı var, ‘Kürdistan’ var, rejimle çalışan ‘Dürzistan’ da olabilir” ifsadının sahadaki uygulamasına zemin hazırlanıyor. (Reuters, Sptunik, 14.1.19; AA, 16.3.16)

Ve Birinci Dünya Savaşı’nda İsrail’i kurdurma hesâbına Ortadoğu’daki Müslüman ülkeleri cetvellerle taksim eden 103 yıl önceki İngiliz-Fransız mâmulü menhus “Sykes-Picot anlaşması”nın devamı ve Bediüzzaman’ın “âlem-i İslâma ve merkez-i hilâfete bir suikast” olarak tanımladığı “gaddarâne Sevr Muâhedesi”nin yeniden hortlatılması tuzağı kuruluyor. Asıl menhus plân ve strateji bu. Gerisi “taktik senaryolar”dan ibâret.  

Ankara’dakiler, “güvenli bölge” paravanında Suriye’yi bölüp parçalamayı hedefleyen “tampon / tefrika projesi” tuzağına düşmemeli…

Okunma Sayısı: 869
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı