İsrail’e verdiği açık destekle bilinen Almanya Başbakanı Merz’in, İran’da rejimin “son günlerini yaşadığını” savunması, ABD’li siyaset bilimci John Mearsheimer’in, İsrail’in Filistin’de yürüttüğü etnik temizliği gizlemek için ABD’yi İran’la savaşa sürüklediğini söylemesi...
Bu iki görüşe bakalım. Gazze’deki katliamlara sessiz kalan Batılı liderlerin İran üzerinden yeni bir cephe açmaya çalışmasına şahitlik ediyoruz. İki kutuplu olduğu söylenen dünyanın gerçekten iki kutbunu temsil eden sözler.
1. Birisi kendini düşünen hak, hukuk, adalet, insan hakları gibi evrensel değerleri sadece çıkarları için kullanan bir yapının temsilcisinden gelen açıklama,
2. Evrensel değerleri kendi içinde ve çevresinde içselleştirmiş ve her platformda elinden geldiğince savunmaya çalışan açıklama,
Bu iki söylemi ele aldığımızda, dünya bu manada iki kutuplu. Gücü elinde bulunduranların “dünya yansa önemi yok” tavırları ile birlikte hak, hukuk ve insanî değerlerin hiç önemi olmadan saldıran bir yapıyı desteklemeleri. Gazze’de binlerce sivil, bebek, çocuk ölürken kılını kıpırdatmayan Almanya, Fransa, İtalya şimdi kalkıp İran’da özellikle ABD ve MOSSAD ajanlarının ülkeyi kana bulayan ajanlık faaliyetlerini ters yüz edip demokrasi dersi vermeye kalkmaları hiç, ama hiç inandırıcı değil. Tam tersi İsrail’in Gazze’de yapmaya devam ettiği soykırımı gözlerden uzak tutmaya yardım eden bir zihniyetin temsilcileri. İran’da yakıp-yıkan, camileri ateşe veren, sivil halkı bilerek katledip sistemin katletmesi şeklinde dünyaya servis eden bu yapı, inanılırlığını kaybetmiştir. İran’ın iç yapısı bizi ilgilendirmez, elbette tasvip edilmeyen bir sürü haksızlıklar ve hukuksuzlar vardır, ama bunu başka bir ülkenin gelip düzeltmesi gibi hiçbir uluslararası norma uymayan bir yapıyı kimse savunmamalı. Bu yapılan haksızlıklara ortak olma ile eş değerdedir.
İsrail tüm gözlerin İran’a çevrildiği saatlerde Gazze’de soykırıma, Suriye’de ise ilerlemeye devam ederek Golan tepelerine bayrağını dikiyor, bununla da kalmıyor 30 km daha içeriye giriyor. Bu arada Suriye’nin başına SDG denen terör örgütünü salarak, gözlerden uzak bir yapıda hukuksuzluklarına devam ediyor. AB ülkelerinden İsrail’e tek bir aykırı ses yok. Venezuela’nın seçilmiş başkanı derdest ediliyor yine ses yok. Gaye, İsrail’in ve ABD’nin hukuksuzluklarını dünyanın gündeminden düşürerek onların önüne “molla rejimi” ve yaptıklarını koymak. Bundan daha kolay bir şey yok. Türkiye adalet, hak, hukuk ve insan hakları konusunda karnesini üst seviyeye çekmeli ve bu yapılanları da sert bir dille kınamalıdır. Bugün İran’a yapılanın aynısını Türkiye’ye yapmaya zemin hazırlayan SDG/YPG terör örgütü var ve bu örgüt ABD’ye sırtını dayamış durumdaydı. Çok dikkatli olmak gerekli. Hiçbir devletin iç işlerini düzeltme vazifesi kimsenin olamaz, bu yapı gücü önceleyen devletlerin işi de olmamalıdır.
Almanya Fransa İtalya gibi sözüm ona medenî ülkelerin Gazze için eline bayrak alıp meydanlara çıkanların masum protestolarına bile tahammül edemeyen bir yapı var. Polis gücünün insaf sınırlarını zorlayan, insanlık dışı muamelelerde bulunduklarına şahit oluyoruz. ABD de “İCE” denen göçmen polislerinin nasıl insanlara haksız yere kaba kuvvet uyguladıklarına dönün bir bakın, İran’dakilere rahmet okuturlar. Dünyada birçok yerde haksızlıklar diz boyu, siz hiç Uygur Türkleri için konuşan bir Avrupalı gördünüz mü? Hindistan’da camilere girip yakan yıkan Hindu halkına karşı söz duydunuz mu? Duyamazsınız.