“Münfesih örgüt” ifadesiyle, manipülesiyle başka gayeler hedeflenmiş olabilir, ancak bu terör örgütüne yönelik düzenlemeler kamu vicdanını sızlatır.
Bebekleri bile katletmekten çekinmeyen canilerin, teröristlerin affedilip topluma salıverilmesi, bu vatana ve millete hatta İslâm âlemine en büyük fenalıktır. Stratejik bir hata ve yeni bir aldatılma ve aldanma sürecidir. MOSSAD-CIA Holywood senaryolu daha önce görüp yaşadığımız bu planın vizyona konulması, ülkemize ve milletimize çok büyük faturalara mal olacak, BOP planının haritaları, paylaşılan Türkiye sürecinde bu teröristlere zemin açmak için kullanılacaktır. Dolayısıyla bu teröristleri affedip salıvermek, harakiri yapmaktan başka bir şey değildir.
Bediüzzaman Hazretleri, şu cümlelerle anarşist (terörist) zihniyetlere karşı uyarıda bulunuyor: “Hem bir Müslüman, başka milletler gibi değil. Eğer dinini bıraksa anarşist olur, hiçbir kayıt altında kalamaz; istibdad-ı mutlaktan, rüşvet-i mutlakadan başka hiçbir terbiye ve tedbirle idare edilmez.” Çok önemli, üzerinde çok durulması gereken içtimaî ve siyasî bir tespit. Peki, bu anarşistlerin affedilip nasıl kayıt altına alınılacağı zannediliyor! Bu teröristler, tevbe edip imana gelip ıslah mı olmuşlar ki, af düzenlemesinden söz ediliyor. Gelin, Bediüzzaman’ın sesine kulak verelim.
Silah bırakan örgüt gibi laflar çok sathî, mesnetsiz ifadeler. Keşke öyle olsa ve bir daha bu milletin başına bela olmasa! Acaba öyle mi? Gerçekten silah bıraktılar mı? Haydi sorunuz milletimize, kim inanıyor? Haydi, birer silah verdiler diyelim bu pasifize etme sürecinde her şey halloldu mu? Bunların tekrar silaha kavuşması zor mu? Gömdükleri yerlerden! Ya da onu besleyenlerin, silahlar verenlerin tekrar silahlandırması zor mu?
Öncelikle bu taşerona silah verenler, finanse edenler olduğu müddetçe ve onların bu ülke üzerine, Fırat-Dicle arasında arz-ı mevud idealleri olduğu müddetçe, “örgüt kendini fesh etti, silah bıraktı” sözleri abesle iştigaldir. O nedenle bu teröristler için, “münfesih örgüt” kılıfıyla af kanunu çıkarılması, affedilmesi ve salınması, bu ülkeye ve millete en büyük zarardır. Ehl-i vicdan basiretli, ferasetli, dirayetli vatanperver devlet erkânını, siyasileri, STK’ları, bu yanlışa karşı durmaya ve onları da ikaz etmeye davet ediyoruz. Münfesih Örgüt sözlerini söyleyenlerin bir değil bin defa daha düşünüp çekilmek istenen tuzağı görmelerini, bu söylediklerinden vazgeçip böyle bir af kanununu Meclise getirmemelerini istiyoruz.
Sonuç olarak tam demokrasiyi ve gereklerinin esas alarak, terörsüz Türkiye’ye can-ı gönülden evet fakat teröristlerin affedilmesine, hayır. TBMM’nin sağduyulu milletvekilleri böyle bir kanunî düzenlemeye, arka planda birilerinin sürdüğü “münfesit örgüt” aldatmacasına kanmayarak, hayır diyeceklerdir. Hayır demelidirler. Hayır demelerini bekliyoruz.
Esasında terörün de, Doğu ve Güneydoğu sorununun da çözümü belli. Çözüm, adaleti, hukuku, ideolojisiz tam demokrasiyi esas almaktır. Bediüzzaman, 115 yıl önce Münazarat adlı eserinde çözüm önerilerini ortaya koymuştur. Bediüzzaman’ın ifadesiyle İstibdat-ı mutlak, rüşvet-i mutlaktan başka idare edilmeleri mümkün olmayan teröristleri affetmek, çözüm değil.
Şayet samimiyseniz, Bediüzzaman’ın bölge için söylediklerine kulak veriniz. Onun reçetelerinden istifade ederseniz, yaraları tedavi edersiniz vesselam.