"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnanmayanların inanmamasına inanamıyorum

Harun SÖZLER
23 Temmuz 2026, Perşembe
Hz. Âdem’le başlayan İslâm hakikati, 610 yılında Hz. Muhammed’e (asm) gelen vahiy ile kemâline ulaştı.

İnsanlığa son hitap, son ölçü ve son hakikat bildirildi. O dönemde bugünkü bilimsel imkânlar olmadığından İslâm çoğu zaman kalbî bir teslimiyet ile kabul görüyordu; ortaya koyduğu hakikatler, bazen insan idrakini aşıyordu.

Nitekim tarih boyunca modern düşünce, İslâm’ın aklen, mantıken ve bilimsel olarak yanlış olduğunu iddia etti. Kâinatın kendi kendine işlediğini düşünen anlayış, her yeni keşif ve kesin gerçek gibi sunulan teorilerle sesini yükseltti:

“Artık dine gerek kalmadı.”

“Bilim ilerledikçe din çökecek.”

“Vahiy eski çağların masallarıydı.”

Bu gibi iddialar çoğu zaman geniş kitlelerin zihnini de etkiledi.

Fakat zaman ilerledikçe beklenen olmadı. Bilim geliştikçe İslâm’ın işaret ettiği hakikatler daha görünür hâle geldi. Astrofizikten mikrobiyolojiye kadar her alan; maddenin mutlak ve sonsuz olmadığını gösterdi, kâinatta muazzam bir ölçü, kusursuz bir düzen ve ince bir hesap bulunduğunu ortaya koydu.

Bilimsel olasılık hesaplarında bazı ihtimaller teorik olarak yazılabilse de, pratikte imkânsız kabul edilir;

1/10² → mümkün

1/10¹² → aşırı düşük ihtimal

1/10³⁶ ve sonrası → pratikte imkânsız kabul edilir.

Hal böyleyken, modern astrofizikte kâinatın mevcut yapısını mümkün kılan hassas dengelerin tesadüfen ortaya çıkma ihtimali, “hassas ayar” (Fine-Tuning) tartışmaları kapsamında 1/10^{120} gibi akıl almaz seviyelerle ifade edilmektedir. Bu ihtimal; Samanyolu Galaksisi’nin iki ayrı ucuna bırakılan iki sineğin çarpışma ihtimalinden bile daha düşüktür. Bu olağanüstü denge, kâinatta rastgelelikten çok; ölçü, düzen ve bilinçli bir ayar bulunduğunu düşündürmektedir.

Kâinatın var olması bile başlı başına hayret vericiyken, daha sarsıcı olan; dünyanın hayatı mümkün kılacak şekilde hassas biçimde ayarlanmış olmasıdır. Yerçekiminin ölçüsü, atomların dengesi, fizik sabitlerinin kusursuz oranı… Üstün bir hesabın, iradenin izini taşır.

Rastgele oluşması imkânsız bir kâinatın içinde, rastgele oluşması imkânsız bir yaşam düzenine sahip Dünya’da canlılığın ortaya çıkışı da ayrı bir imkânsızlıktır. Canlılığın temel yapı taşı olan fonksiyonel proteinin rastgele oluşumu için yapılan biyokimyasal hesaplamalar 1/10¹⁶⁴ gibi astronomik imkânsızlıklara işaret etmektedir.

DNA’nın tesadüfî kimyasal reaksiyonlar ve kör süreçler sonucu oluşması ise yalnızca bir ihtimal meselesi değil, bilgi kavramı açısından temel bir düğümdür. Çünkü DNA yalnızca bir madde yığını değildir; ayrıntılı bir bilgi sistemidir. Kod depolar, bilgi aktarır, kendini kopyalar ve hata düzeltir. 

Madde reaksiyon üretebilir, fakat bilgi üretemez.

Ve nihayetinde, atomların bilinçsiz süreçlerle bir araya gelip bir insanı oluşturduğunu düşünmek… Şuursuz ve camid parçacıklar birleşir ve ortaya “ben” diyebilen bir bilinç çıkar. Merhamet taşıyan, sanat üreten, vicdan hisseden, aşık olan, ölümden korkan ve sonsuzluğu arzulayan bir bilinç…

Üstelik kâinatın sırlarını merak eder, araştırır, anlar ve en karmaşık hakikatlerden bile mana çıkarabilir. Yani kâinat yalnızca var edilmemiş; aynı zamanda insan zihni tarafından okunabilir ve anlaşılabilir bir kitap gibi kurulmuştur.

Fakat bütün bunlardan daha şaşırtıcı olan şey ise; bütün bu haykıran delillere rağmen insanın hâlâ hiçbir irade, hiçbir hikmet ve hiçbir yaratıcı görmeden yaşamaya devam edebilmesidir.

Okunma Sayısı: 209
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı