Modern çağın en büyük problemlerinden biri, insanın kalabalıklar içinde yalnızlaşmasıdır.
Aynı şehirde yaşayan, aynı değerlere inanan insanlar bile çoğu zaman birbirinden habersiz, birbirine uzak bir hayat sürüyor. İşte bu noktada yapılan samimî buluşmalar, yalnızca bir piknik değil; unutulan kardeşlik hukukunun yeniden hatırlanmasına vesile oluyor.
Adana’da gerçekleştirilen “Can Kardeş Pikniği ve Mezunlar Buluşması” da tam olarak böyle bir manayı içinde taşıyordu. İnsanlar sadece bir araya gelmedi; aynı davanın etrafında yeniden kenetlendi. Çünkü Risale-i Nur’un ders verdiği en önemli hakikatlerden biri, imanı kuvvetlendiren şeyin yalnızca bilgi değil; uhuvvet, muhabbet ve samimî dayanışma olduğudur.
Bugün gençlerin en büyük boşluklarından biri aidiyet hissidir. İnsan, ait olduğu bir manevî çevre bulamadığında modern dünyanın rüzgârında savrulabiliyor. Böyle programlar ise kişiye “yalnız değilsin” duygusunu yeniden hissettiriyor. Aynı sofraya oturmak, aynı duaya amin demek, aynı gaye için tebessüm etmek; bazen uzun nasihatlerden daha tesirli oluyor.
Risale-i Nur’un ortaya koyduğu iman hizmeti yalnızca kitap sayfalarında kalan teorik bir mesele değildir. O hakikatler, insanların birbirine sahip çıkmasıyla hayata taşınır. Bir araya gelen her samimî topluluk, maddî kalabalıklardan çok daha kıymetli manevî bir kuvvet meydana getirir. Çünkü bu zamanda en büyük ihtiyaçlardan biri, menfaat üzerine değil ihlâs üzerine kurulan dostluklardır.
Bilhassa mezunların yeniden buluşması da ayrı bir anlam taşıyor. İnsan bazen yıllar geçse de aynı manevî iklimde yetiştiği insanlarla karşılaşınca kendi özünü yeniden hatırlıyor. Hatıralar canlanıyor, muhabbet tazeleniyor, hizmet şuuru yeniden kuvvet buluyor. Bu da gösteriyor ki hakikî kardeşlik, zamana yenilmeyen bir bağdır.
Belki dışarıdan bakıldığında bu tür programlar sadece sosyal bir etkinlik gibi görülebilir. Fakat hakikatte bunlar; ümit aşılayan, gönülleri birleştiren ve gelecek adına güven veren manevî buluşmalardır. Çünkü iman hizmeti sadece kürsülerde değil; bazen bir çayın etrafında, bazen bir tebessümde, bazen de aynı seccadede omuz omuza durabilmekte kendini gösterir.
Bugün insanlığın en büyük ihtiyacı daha fazla teknoloji değil; daha fazla samimiyet, daha fazla kardeşlik ve daha fazla manevî bağdır. Böyle buluşmalar da tam bu boşluğu dolduran kıymetli adımlardan biri oluyor.
Çocuklara yönelik düzenlenen ip çekme ve yumurta taşıma gibi oyunlar, programın neşesini arttırırken kardeşlik duygusunu da güçlendirdi. Bunun yanında futbol, voleybol ve koca ayak oyunlarıyla hem gençler hem de aileler keyifli vakit geçirdi. Böyle etkinlikler, sadece eğlence değil; birlik ruhunu kuvvetlendiren samimî hatıraların oluşmasına da vesile oluyor.
Bu güzel programın hazırlanmasında emeği geçen Adana Can Kardeş ekibine ve mezunlara teşekkür ediyor, bu tür manevî buluşmaların artarak devam etmesini temenni ediyoruz.