"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Engelliler dünyasından bir yıldız sahabe

EVREN SABANCI
22 Mart 2013, Cuma
Bu makalemizde engellilerin yıldızından bahsedeceğiz.
Toplumların önünde fiilde, amelde, sözde, yaşantıda köşe taşı olmuş ve insanlığa örnek teşkil eden nice zatlar vardır. Bu insanların konumları kişilerin gözünde adeta bir gaye-i hayaldir ve hedef ittihaz edilir. Onlar gibi olmaya çalışılır. Toplumun belli kesimlerinde önder ittihaz edilir. İşte biz de engellilerin medar-ı iftiharı olan bir sahabeden, yani Abdullah İbn-i Ümmü Mektum’dan bahsedeceğiz.
Asr-ı Saadette Peygamberimizin (asm) medresesinde yetişmiş, Kur’ân-ı Kerîm’de bir sûreye konu olmuş, bugün engellilerin ideal örnek olarak görmesi lâzım gelen İbn-i Ümmü Mektum, sahabeler içinde Efendimizin de (asm) güzidelerindendi. Bu zat, namaza âzamî dikkat eder, bilhassa cemaatle namazı hiç kaçırmazdı. Kur’ân’a muhatabiyeti fazlaydı. Bir gün Peygamberimiz (asm.) müşriklere birşeyler anlatırken gelen yeni iman etmiş ve şevkli bu âmâ ısrarla birşeyler sormak ister. Sonrasında onun bu kadar ısrarcı olması sonucunda Efendimizin (asm) canı sıkılıp yüz ifadesinin değişmesine binaen âyet iner.
Buradan hareket ederek onun imanî ve İslâmî meselelere aşk derecesinde bağlı olduğunu görmekteyiz. Peygamberimizin (asm) mescit ve medresesinden çıkan binlerce sahabe içerisinde bir âmâ sahabenin ilme olan düşkünlüğünü bütün âlem-i İslâm alkışlıyor.
Biz de âmâlar olarak İbn-i Ümmü Mektum’dan istifade etmeye, onun ilme ve irfana olan aşkını örnek alıp elimizden geldiği kadar kendi dünyamızı nurlandırmaya çalışmalıyız.
Bugün insanlığın önüne ideal şahsiyetler sunulmaktadır. Bu engelli camiasında da geçerlidir. Peki, neden buna ihtiyaç duyulur? Çünkü o ideal şahsiyetler bizi mükemmele götürmede etkilidir. Ama şu bir gerçek ki, bugün engelliler camiasının önüne konan bazı zevat vardır ki, bunlar mükemmelliğe değil, maddî ve manevî gerilemeye sevk ediyor. Meselâ engelli kardeşlerimizin önüne bu engelli sahabelerden bazıları örnek insan olarak konulsaydı, bugün onların dünya ve ahirette,  Allah’ı tanıma, takva ve irfanda terakki etmeleri kaçınılmazdı.
Gidişata bakıldığında toplumun her kesiminin, bilhassa engellilerin ilimde, irfanda, bilimde, Allah’ı tanımada çok geri olduğu ve  tahripçi komitelerin idealleri uğrunda kullanıldığı bir gerçektir. Ama bu tahrip yavaş yavaş aşılmaktadır. Kur’ân ve tefsiri Risale-i Nur sayesinde bu alanda ferahlık verici bir inkişafa şahit olmaktayız.
Peygamberimiz (asm) bir hadis-i şeriflerinde mealen şöyle buyuruyorlar: “Benim ashabım gökteki yıldız gibidirler. Hangisine uyarsanız yolunuzu bulursunuz.” İşte engellilerin dünyalarında da istikameti bulmaları için bir yıldız var. Eğer engelli kardeşler ahiretlerini kurtarmak istiyorlarsa bu sahabeyi örnek alsınlar. Bu vesile ile hem dünyalarında rahata ererler, hem de ahiretlerinde… Hem ilme, hem irfana, hem marifete, hem rıza-yı İlâhiye mazhar olurlar. Yaşasın İbn-i Ümmü Mektum’lar!
Okunma Sayısı: 1571
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı