"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayat ve engelliler

EVREN SABANCI
08 Şubat 2013, Cuma
Bu yazımızda toplumun bilinçlenmesi adına küçük öykücüklerle altyapı oluşturmaya çalışacağız.
1. Öykü:
Herkes gibi engelliler de günlük hayatlarında olumlu ve olumsuz birtakım olaylarla karşılaşırlar. Bir arkadaşımız şöyle anlatıyor:
“Sabah bastonumu alıp şehrin sokaklarında gidiyordum. Bastonum bazen bir arabaya çarpıyor, bazen de ben kaldırımın bozukluğundan dolayı sendeliyordum. Bir-iki adım sonra kendimi yarım metre genişliğinde bir çukurda buldum. Hayret! Belediye bu çukuru kapatmamış… Nasıl oluyor ki hâlâ engellilerin rahat yürüyebileceği yollar yok. Etraftaki halk benim çukurda olduğumu görmüş, yardım edip beni çıkardılar. Baston kırılmış, sağ ayak bileğim ağrıyordu. Âcilen hastaneye götürüp ayağımı sardılar. Doktor sordu: ‘Neden böyle oldu?’ Ben de dedim: ‘Ben bir engelliyim, herkes üstüne düşeni yapsa bu toplumda aksamalar azalır. Zaman olur ki, engellinin kazaya maruz kalma ihtimalinormal insana göre daha fazla… Biz toplum olarak duygusallığımızı bıraksak ya da engelliye yaklaşım tam yerinde olsa bu sorunlar azalır.’ Doktor, sesi biraz şefkatli ‘Gerçekten doğru söylüyorsunuz. Bizlerin size her noktada destek olmamız lâzım’ dedi. Hastaneden çıktıktan sonra şöyle bir düşündüm. Allah bizi imtihan ediyor. Bu durumda ne yapacağımızı deniyor. Demek ki burada bize düşen şey sabır içinde şükür… Halk arasında şöyle bir söz var: ‘Ateş düştüğü yeri yakar.’ Diğer insanlar bize ‘Ah, oh’ der, ama bir de kendini engellinin yerine koysa ne yapar kim bilir!”
2. Öykü:
Bir öğretmen arkadaşımız şöyle anlatıyor.
“Ben bir ilkokulda Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğretmeniyim. Okulda öğrenciler bir engelli öğretmenin bulunmasına hayranlıkla bakar, çok yardımsever davranırlardı. Odamın kapısı her teneffüs öğrenciler tarafından çalınırdı. Ya ne istediğimi sorar, ya da gelip muhabbet kurmaya çalışırlardı. Çünkü engelli olmak aslında toplumla, bilhassa çocuklarla iletişimi kolaylaştırıyor. Bir öğretmen olarak onlarla değişik aktiviteler yapabiliyorsunuz. Odada bir gün öğretmen arkadaşlardan biri ‘Hocam, hayret ediyorum sizin iletişimdeki başarınıza… Biz sınıfta çoğu zaman öğrenciyle iletişimde zorlanıyoruz. Bunun sırrı nedir?’ dedi.  Ben de ‘İnsanlarda, bilhassa çocuklarda şefkat çok ileridir. Sizdeki eksikliği gördüğü zaman yardım etmek için yarışırlar. Evvela bir öğretmene düşen vazife öğrenciyle empati kurmak, onun duygularını okumaktır. Bu toplumun buna çok ihtiyacı var. Ben bir engelli öğretmen olarak “Bir engellinin çocuklarla iletişim kurup onları yönlendirmesi, yani onların duygularını hayra kanalize etmesi, çok kolaydır” diye düşünüyorum. Ama toplum bilhassa engelli camiası bunun sırrını keşfetmiş değil.’ ”
Bu üstün hizmetlerinden dolayı okulu, senenin sonunda engelli arkadaşımıza plâket verdi.
İşte bu iki öykü, engellilerin hayatından iki kesit...
Okunma Sayısı: 896
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı