"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hepimiz bir engelli adayıyız!

EVREN SABANCI
01 Şubat 2013, Cuma
Herkes bir engelli adayı olabilir. Bu engellilik ya bir kaza, ya bir kalıcı hastalık, ya da olağanüstü -ansızın olan- birtakım haller neticesi olabilir. Olmaması için hiçbir sebep bulunmuyor. Şunu iyi anlamak lâzım ki vücudumuzdaki hiçbir cihaz bizim değil, bu dünyada ahireti kazanmak için verilen birer emanettir.
Bir hafta evvelki yazıda engellilerin Kur’ân ve Risale-i Nur hizmetlerinden bahsetmiştik. Bu yazının engellileri tanımaya yeterli olduğu kanaatindeyiz. Şimdi ise herkesin bir engelli adayı olduğundan bahsediyoruz. Böyle bir durumla karşılaşıldığı zaman hangi tutum ve tavırlara girmemiz lâzım geldiğini sizinle paylaşmak istiyoruz. Buna canlı bir misal vermek yerinde olacak… Bundan altı ay evvel Ankara’da bir Kur’ân kursu tertip edilmişti. Afyon’dan kırk yaşından sonra bir kaza neticesi gözlerini kaybetmiş bir arkadaşımız vardı. Kendisi anlatıyor:
“Ah hocam! Hız meraklısı olduğumu pişmanlıkla söylüyorum. Motorla giderken aşırı sür’atten dolayı yolun kenarına yuvarlandım. Gözümü açtığım vakit kendimi zifiri karanlık bir dünyada buldum. Ailem, bilhassa hanımım bunu kabullenmekte çok zorlandılar. Tabiî ki insan elindeki nimetlere sanki elinde daimî kalacak gibi aşırı derecede bağlanıyor. İşte ben de gözüm açıkken hiç görme engelliliğin ne olduğunu fark edemezdim. Hatta engelli vatandaşlar olduğunu bilmezdim. Şimdi ise anladım ki hayatımızdaki değerler verildiği gibi geri alınabiliyormuş da. “
Bu ifadeler karşımıza ciddî bir tablo çıkarıyor. Burada değer dediğimiz ne varsa; bu göz, kulak, belki de hayat olabilir. Üstad Hastalar Risalesi’nde buna işaret edip, ‘insanın ömrünün bir sermaye ve o cihazların ömür sermayesinde istimal edilecek çok kıymetli aletler olduğu’ndan bahseder. İşte bu canlı misal, bize bir dersi ibret olup sıradan gördüğümüz, belki de değerini fark edemediğimiz ve bugün insanlığın yapmaktan âciz kaldığı, Kur’ân lisanıyla “mu’cize” ile tabir edilen göz, kulak gibi organların değerini bilmek lâzım geldiğini gösteriyor. “Sizin âzâlarınız içinde en kıymettar göz ve kulaklarınız” diyerek Üstadımızın 25. Sözde ifade ettiği bu gerçekle karşı karşıyayız.
Bir de şunu söylemek lâzım ki, engelli olmak insanı toplumdan uzaklaştırmaya sebep olamaz. Bilâkis toplumun bu insanlardan ibret almasına, istifade etmesine, en azından kendi hayatındaki azaların kıymetini anlamasına sebep olabilir. İşte toplumun bir gerçeği olarak, bu sıradan biri gibi görünüp sıradışı olan insanların hayatında sosyal hayat için ibret verici çok örnekler var. Bu örnekler bizim hayatımıza artı yönde ışık tutabilir ve tutmalıdır. Bizim bu köşedeki amacımız farkındalık kazandırmak ya da hayatında engelli olmayan insanlara engellileri kabul ettirmektir. İleriki yazılarda daha çok bu insanların hayatta karşılaştığı problemlerden hikayelerle -bilhassa ailelerin bilinçlendirilmesi adına- sizin önünüze hayatın içinden örnekler sunacağız. Çünkü bu vatandaşlar bu milletin evlâtlarıdır. Her birinin dünyası farklı… Kimisi müzikle, kimisi hafız olarak toplumun her kesimine girmiş. Ve elinde beyaz bastonla adeta “Biz toplumda varız” diyorlar. Toplumun bunu kabullenmesi, görmesi lazımdır.
Okunma Sayısı: 2740
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı