"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB kapısı nasıl açılır?

Faruk ÇAKIR
11 Haziran 2019, Salı
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik macerasına değişik pencerelerden bakmak mümkün.

Bir pencereden bakanlar “AB bizi Müslüman olduğumuz için almıyor, oyalıyor” diyebilir. Başka bir pencereden bakılarak da “AB bizi, kriterlerine uymadığımız için almıyor. Uyalım, üye olalım” demek hakkı bulur.

Nasıl ki Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemeyen Avrupalılar var, benzer şekilde ülkemizin AB’ye üye olmasını istemeyen vatandaşlarımız da vardır. Herkesin kendisine göre haklı yönleri olabilir. Ancak hadiseye “Avrupa ikidir/ Türkiye ikidir” penceresinden bakanlar isabetli ve doğru hareket etmiş olur.

Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi’nde düzenlenen “Adalet ve Liyakat” seminerinde konuşan Prof. Dr. İlyas Doğan’ın bu husustaki tesbitleri dikkat çekici. Bir hatırasını da anlatan Prof. Dr. Doğan’ın tesbiti şöyle: 

“Avrupalılar bizim gibi değil tarihteki olayları unutmuyorlar. Ama bu olaylara da gömülüp kalmıyorlar. Tarihî geleceği inşa etmek için bir bilgi kaynağı olarak görüyorlar. Avrupa kültürü için bir zirve olan Roma İmparatorluğu’nun kavimler göçü sonrası yıkıldığını hatırlarsak göçün bugün için anlamı da ortaya çıkar. Her ne kadar günümüz Türkiyesinde birkaç milyon göçmenin ne anlama geldiği üzerinde çok düşünmesek de. Avrupa toplumları gerçekten bize karşı tarihten beslenen bazı korkular ve önyargıların etkisindedir. Bu giderilebilir mi tam bir cevabım yok. Buna ışık tutacak diğer bir hatıramı da aktarmak isterim. On on beş sene önce bir seyahatimde çocuklarımla birlikte Viyana’da bir kafede oturduk ve ben onlara atalarımız olan Türklerin buralara fetih için geliş hikâyesini biraz da heyecanla anlatıyordum. İstiyorum ki çocuklarım bizim kültürümüzü, tarihimizi öğrensinler. Komşu masada oturan bir Alman bize yaklaştı ve ‘Türk’sünüz değil mi?’ dedikten sonra ‘Ben buralarda bu hikâyeleri çocuklarına anlatan çok Türk gördüm, siz bu fetih hikâyeleriyle ve ele geçirme yaklaşımından beslenen kafayla, değil AB’ye üyelik, kapısının önünden bile zor geçersiniz’ dedi. 

“Buradan da anlıyoruz ki biz AB kapılarına ‘Avrupa, Avrupa, duy sesimizi’ diyerek ve güç gösterisi için gideceksek Avrupa bize bütün kapılarını kapatır. Ama ortak olmaya, medeniyetin güzelliklerini birlikte paylaşmaya gideceksek kapısını da aklını ve kalbini de açabilir. Bana kalırsa Avrupa değerlerini Avrupa Birliği’ne girmeden de almamız lâzım ve alabiliriz. Ve bu değerlerin neredeyse tümü esasen bizim dinimizde ve kültürümüzde de bulunan ortak insanî değerler. Ama bunları madem biz kendi içimizden gelerek istemeyi ve elde etmeyi başaramıyoruz, bize bir dış etken de lâzım demektir. Bu sebeple AB süreci önemli ve değerli. Ama insan haklarını ve adaleti ‘el desin’ diye değil hakikaten gerektiği için tatbik etmeliyiz.” (Yeni Asya, 9 Haziran 2019)

Meselenin özü bu noktada düğümleniyor: Avrupa Birliği’ne Avrupa’yı fethetmek, onları ‘mağlûp’ etmek için üye olmak istemeyeceğiz. Ortak insanî değerler olan hakkı, hukuku ve adaleti daha iyi uygulamak ve yardımlaşmak için üye olmak isteyeceğiz. Adaylık ve yolculuk yürüyüşü güç gösterisi yaparak ve sloganlarla devam ederse Avrupa ürker, korkar. Ama niyetimizin ortak olmak, medeniyetin güzelliklerini birlikte paylaşmak olduğunu Avrupalılara anlatıp ikna edebilirsek onlar da (Prof. Dr. Doğan’ın ifadesiyle) kapısını da aklını ve kalbini de Türkiye’ye, bize açabilir.

Ve “Avrupa değerleri” denilenlerin ekserisinin “bizim de değerlerimiz olduğunu” unutmamalıyız. Adeta bize küsmüşler ve Avrupalılar sahip çıktığı için onların yanına gitmişler. Evet, ‘başkaları desin’ diye değil, bizim için, milletimiz için, insanımız için, hakikaten gerektiği için AB üyeliğini, kurallarını, kriterlerini istemeliyiz vesselâm. 

Okunma Sayısı: 1675
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    11.6.2019 22:03:04

    Malum, çok partili hayata gayrın zorlaması ile geçebildik. Demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adalet, insan haklarına riayet ve benzeri konularda bile hâlâ ayak sürüyoruz.Demokrasi ve hukuk olacaksa illa AB'ye girmek için mi olmalıdır? Ülkenin insanları bunlara Avrupalı kadar layık değil mi? "Elbette layıktır!" denirse, o vakit, ülkenin getirildiği noktayı nasıl izah edeceğiz? Bediüzzaman'ın "Avrupa ikidir" tespitini her ülkeye uyarlayabiliriz. AB, ABD, Türkiye... de ikidir. Hakeza. Ülke, bölge ve dünya barışı için Birinci Avrupa ve benzeri Birinci Kısım ülkelerin ittifakı elzemdir. İkinci Kısım ile dünya barışı hep başka baharlara kalacaktır. "Güzel gören güzel düşünür..." gerçeğini AB için de söyleyebiliriz. AB'ye baktığımız pencere ve bakış açısı çok önemlidir. "...niyetimizin ortak olmak, medeniyetin güzelliklerini birlikte paylaşmak olduğunu Avrupalılara anlatıp ikna edebilirsek onlar da (Prof. Dr. Doğan’ın ifadesiyle) kapısını da aklını ve kalbini de Türkiye’ye, bize açabilir."

  • Gündüz Alp

    11.6.2019 21:43:12

    Sayın Çakır, "AB kapısı nasıl açılır?" hemen herkesin bildiğini zannettiğim bir konudur. Asıl "AB KAPISI NASIL KAPANIR?"konusunu işlerseniz AB ile ilgili gerçekçi yaklaşım ve icraat gözler önüne serilmiş olur. AB ile bir dargın bir barışık yol izleyen özellikle siyasal İslamcı ideolojisine sahip iktidarın yola çıkış hedeflerinden birisi olmakla beraber geldiğimiz nokta bu hedefin neresindedir? Ve 16 Nisan referandumu ile tesis olunan tekçi sistem ile AB'ye girmek imkanı var mıdır? Ankara Kriterlerini AB Kriterlerine bilerek tercih eden bir iktidar ve yönetim anlayışıyla kısa vadede AB üyeliği gerçek olabilir mi? "....Bana kalırsa Avrupa değerlerini Avrupa Birliği’ne girmeden de almamız lâzım ve alabiliriz. Ve bu değerlerin neredeyse tümü esasen bizim dinimizde ve kültürümüzde de bulunan ortak insanî değerler. Ama bunları madem biz kendi içimizden gelerek istemeyi ve elde etmeyi başaramıyoruz, bize bir dış etken de lâzım demektir" diyen Sn.Prof'un tespitlerine katılıyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı