"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kriz doğuran kriz

Faruk ÇAKIR
12 Nisan 2020, Pazar
Umumî bir musîbet olarak yayılan virüs salgınına karşı büyük bir mücadele veriliyor. Ancak bu mücadelede yapılan bazı hatalar hastalığı durdurmak için yapılan çalışmaları neticesiz bırakma istidadı taşıyor.

10 Nisan Cuma akşamı geç saatlerde açıklanan ‘2 gün sokağa çıkma yasağı’ kararı sonrasında bilhassa büyük şehirlerde yaşananlar herkesi şok etti. Sosyal medyaya baktığımızda yasak kararının açıklanma şekli ve zamanlamasının uygun olmadığı noktasında bir ittifak var. Acaba bu karar bir ya da iki gün önce açıklanmış olsaydı Cuma akşamki ‘kargaşa’ görüntüsü meydana gelir miydi?

Esasında alınan kararlar herkesi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiriyor. Bu işin siyasî görüşle bir ilgisi yok ve olamaz. Ortada bütün dünyayı etkileyen bir salgın var. Dolayısıyla buna karşı tedbir almak herkesin ve hepimiz vazifesi. Aynı zamanda nasıl tedbir alınacağı da belli. Bu salgınla mücadele ederken başarılı olan ülkeler nasıl yapıyorsa Türkiye de öyle yapmalı. Yeniden bir keşfe, yeniden bir araştırmaya dahi gerek yok. Salgın kişiden kişiye ekseriyetle temasla bulaştığına göre mümkün olduğu kadar teması en aza indirmek gerekir. Bunun yolu da insanların evde kalması ya da mecburî olarak, iş ve benzeri sebeplerle dışarı çıkıldığında insanlarla belli bir mesafe ile muhatap olmak gerekir. Sağlık uzmanlarının beyanları ortada. “Şu kadar mesafe bırakın. Hastalarla doğrudan temas kurmayın. Ellerinizi sabunla yıkayın” gibi tavsiyeler yapılıyor ve esasında bu tavsiyelere büyük ölçüde uyuluyor. 

Cuma akşamı yaşanan ise belki bir ‘trafik kazası’ gibi görülebilir. Bu karar daha erken ve insanlara doğru bir şekilde anlatılabilseydi acaba böyle bir tablo ile karşılaşılır mıydı? Elbette bir ya da iki gün dışarı çıkmayanlar ölmez. Bunu fırınlarda kuyruğa girenler de biliyor. Mutlaka ihtiyaçlarını erkenden temin edemeyenler olmuştur. Ama komşuluk da tam olarak ölmedi ki? Hem bu salgın ülkemize dün gelmedi ki? Bir ayı aşkın bir süredir bununla mücadele ediliyor. Dolayısıyla erkenden kararların alınıp insanlara anlatılması icap ederdi.

Allah muhafaza etsin, uzmanların tahminine göre yasağın açıklanmasından sonra sokakları dolduranlar salgının bulaşmasını hızlandırmış oldu. İnşallah bu hatanın bedeli büyük ve ağır olmaz.

Bir başka yanlış da, telâşa kapılıp ekmek kuyruğuna girenlerin çok fazla eleştirilmesidir. Telâşa kapılıp fırınların önünde kuyruğa girenler bir hata yaptı, onları ölçüsüz eleştirmekle acaba ikinci bir hata yapılmış olmaz mı? Elbette böyle olması istenmez, ama Türkiye’nin şartları bu. Gerekleri görüp ona göre plan ve proje geliştirmek icap etmez mi? Yılın 365 gününde kendimizi övmekle bir yere varılamayacağı yaşanan bu hadiseler sebebiyle görülmüş oldu. Kendimizi övmeyi değil, hatalarımızı görmeye ihtiyacımız var. Hatalarımızı görüp kabul edersek, onların çözümünü ve çaresini de buluruz.

İyi bir imtihan verilmediği ortada. Bari bu hatadan gerekli dersli çıkarıp hataların tekrarlanmasına müsaade etmeyelim. Demek ki en büyük düşman cehaletmiş vesselâm.

Okunma Sayısı: 3498
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı