Cenab-ı Allah’ın boşu boşuna ve gayesiz yarattığı hiçbir şey yoktur.
Zerreden şemse, sinekten semeğe kadar her varlığın bir yaratılış gayesi ve hikmeti vardır.
Allahu Teâlâ Hac Suresi’nin 65. ayetinde: “Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allahu Teâlâ insanlara çok çok şefkatli ve pek çok merhametlidir.” buyurmuştur.
Dünyâdaki bütün nimetler insana hizmet etmek için yaratılmıştır.
İnsan da bu nimetleri vereni bulmak, tanımak ve ona teşekkür etmek için yaratılmıştır.
Bol rızıkla veya az rızıkla veya çeşitli sıkıntılarla Allah insanı imtihan için yaratmıştır.
Cenab-ı Hak insanı bu geçici dünyada; iman, imtihan sabır, şükür ve kanâat için yaratmıştır.
Yaratılmışların en akıllısı ve en mükemmeli olan insanın gayesiz ve hikmetsiz yaratılması aklen muhaldir.
İnsanların ve cinlerin asıl yaratılış gâyesi, Hâlık-ı Kâinatı tanımak ve ona ibadet etmektir.
İnsanın en önemli yaratılış gayesi, imanda, ilimde, mârifetullahta ve muhabbetullahta terakkî etmesidir.
İnsanın iki dünyadaki huzur ve mutluluğu da buna bağlıdır.
Bir bilgisayarı en iyi bilen, onu icad edendir.
İşte insanı da en iyi bilen Rahman ve Rahîm olan Rabbimizdir. Hâlık’ımızdır.
İki cihanda nasıl mutlu ve huzurlu yaşayacağımızın formüllerini ve kurallarını Kur’ân’ da göstermiştir.
İşte maddî ve manevî terakkî etmenin, iki dünyada da mutlu ve huzurlu olmanın yolu Kur’ân ve sünnet yoludur.
Peygamberimiz (asm) gibi yaşamaya çalışmaktır.
Aklımızı, fikrimizi, kalb ve ruhumuzu ve diğer duygularımızı Allah yolunda kullanmaktır. Helâl dairede meşgul olmaktır. İlim, dua, ibadet, zikir, fikir, şükür ve takva ile terakkî etmektir. Gerçek terakkî budur.
Bu duyguları haram dairede kullanmak, kibir ve kebairle kirletmek terakkî değil, tedennîdir. Nefsin haram zevklerini tatmak sukuttur ve Cehenneme düşmedir.
“Dünya bir misafirhânedir. Öyle ise onu yapan Mihmandâr-ı Kerîm’in izni dairesinde ye, iç şükret. Kanunu dairesinde işle, hareket et. Sonra arkana bakma, çık, git; herzekerâne fuzulî bir surette karışma. Senden ayrılan ve sana ait olmayan şeylerle manasız uğraşma ve geçici işlerine bağlanıp boğulma.” (Sözler, s. 187.)
İman, ihlâs, istikâmet, ilim, hilm, marifetullah, muhabbetullah, tevbe, takva, tevazu, helâl daire, sabır, şükür, iktisad, ümit, şevk, Kur’ân ve sünnet üzere kalınız.
(Merhum İbrahim Günaydın’ın vefatından önce gönderdiği yazıları, rahmete vesile olması duasıyla yayınlıyoruz.)