"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sorumlusu kim?

Faruk ÇAKIR
15 Ocak 2020, Çarşamba
Basın ve ifade hürriyetinde ilerlemeler sağlanamadığı, aksine sıkıntıların artarak devam ettiği ve hatta ‘geriye gidildiği’ en yetkili isimlerce de ifade edilmeye başlandı.

Dert bilinince devası asan ve kolay olacağına göre, yapılacak iş bellidir: Basın ve ifade hürriyetinin önündeki engeller kaldırılsın.

“Yetkili isim”den kasıt, TBMM Başkanı Mustafa Şentop oluyor. Şentop, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla İstanbul’da görev yapan [bir kısım] basın mensubuyla bir araya gelmiş ve bazı değerlendirmelerde bulunmuş.  

Demokrasi, insan hakları, ifade ve basın hürriyeti bağlamında bakıldığında olumsuz gelişmelerin tüm dünyada olduğunu belirten Şentop, şöyle demiş: “İfade hürriyeti, demokrasi, basın hürriyeti bakımından bundan 10 yıl öncesine göre daha iyi bir durumda olduğumuzu söyleyemeyiz. Bunun dünyadaki şartlarla ve konjonktürle de ilgisi var. Özgürlük, güvenlik dengesi var. Zaman zaman bunun etkilediği bir tablo oluyor siyasette. Türkiye’yle ilgili değerlendirmeleri yaparken ülkemizi sadece kendi başına, uzayda, özel bir yere sahip müstakil bir varlık olarak değil, bu dünyanın şartları içerisinde değerlendirmek lâzım. Muhakkak dünyada da Türkiye’de de bu anlamda demokrasi, basın ve ifade hürriyetinin alanının genişlemesi için gerekli adımları atmak mecburiyetindeyiz.” (AA, 10 Ocak 2020)  

Elbette ülkemiz dünyadaki gelişmelerden etkilenir. Fakat, niçin ‘en kötü durum’da biz olalım? Basın ve ifade hürriyeti ‘liste’leri yapıldığında iyi durumda olan ülkeler arasında yer almak Türkiye’nin de hakkı değil mi? İçinde bulunduğumuz olumsuz tabloyu sadece ‘dünyanın şartları’yla açıklamak inandırıcı olur mu?

“İfade hürriyeti, demokrasi, basın hürriyeti bakımından bundan 10 yıl öncesine göre daha iyi bir durumda olduğumuzu söyleyemeyiz” deniliyorsa “daha iyi durum”da olmak için gayret göstermek icap etmez mi? Niçin dünya herkes için ‘daha iyiye’ gitsin de bizim için ‘10 yıl öncesinden daha kötü’ olsun? Dünyadaki şartlar niçin en önce bizi olumsuz anlamda etkilesin? 

TBMM Başkanı Şentop’un, “Muhakkak dünyada da Türkiye’de de bu anlamda demokrasi, basın ve ifade hürriyetinin alanının genişlemesi için gerekli adımları atmak mecburiyetindeyiz” tesbiti sözde kalmamalı, icra safhasına konulmalıdır. Elbette bütün dünya ve Türkiye’nin menfaati daha fazla hak, daha fazla hukuk, daha fazla ifade hürriyeti ve daha fazla demokrasidedir. Bu mesele konuşulduğuna göre gereğini yapmak da yine idarecilere düşer.

Son yıllarda “Aman, demokrasi ve hürriyetler noktasında geriye gidiş var. Bu gidişin ağır faturası olur. Millet zarar görür” diyenler hep susturulmadı mı?

Türkiye’de muhalif olmayı kabul etmeyen bir anlayış var. Türkiye’yi idare edenler her yaptıklarının alkışlanmasını istiyorlar. Oysa iktidar her yerde, muhalefet ise sadece demokrasilerde olur. Yapılan yanlış işlerin dahi alkışlanmak istenmesi Türkiye’yi ileri değil geri götürür ve nihayet gelinen tablo da bunu gösteriyor.

Ülkemiz 10 yıl geriye değil, mümkünse 100 yıl ileriye doğru gitmeli. Birlikte bunun için çalışalım vesselâm.

Okunma Sayısı: 1738
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı