"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zengin ‘çatı’ların fakir bekçileri

Faruk ÇAKIR
12 Eylül 2026, Cumartesi
Başta madencilik olmak üzere tarımdaki plansızlığı da ortaya koymak için “Zengin toprakların fakir bekçileriyiz” ya da “Zengin toprakların fakir bekçileri olmayalım” benzeri özlü sözler meşhur olmuştur.

Aynı kıyaslama derelerimiz, denizlerimiz ya da yaylalarımız için de kullanılabilir. Bir yanda akan temiz dereler varken öte yanda bazı şehirlerimiz içme susu sıkıntısı çeker. Benzer şekilde ülkemizin neredeyse dört bir yanı denizlerle kaplı olduğu halde balık yemeye hasret kalırız. Bütün bunlar sahip olduğumuz imkanların farkına varmamaktan ya da bu imkânlardan istifade edememekten kaynaklanır.

Meğer, benzer bir durum “çatı”larımız için de geçerliymiş. Türkiye’deki çatıların yaklaşık 120 gigavatlık güneş fotovoltaik (PV) kapasitesi kurulum potansiyeline sahip olduğu ve bunun hayata geçirilmesi halinde ülkenin elektrik talebinin yüzde 45’inin yalnızca “çatı tipi güneş enerjisi”nden karşılanabileceği hesaplanmış.

İlgili haberde şu bilgiler var: “Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan ‘Türkiye Enerji Politikaları İncelemesi Raporu’na göre, çatı tipi güneş enerjisinin yaygınlaştırılması, elektrik üretiminin daha fazla noktaya dağıtılmasını sağlayarak enerji sisteminin merkezi yapısının azaltılmasına ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının artırılmasına imkan sunuyor. Bu model, aynı zamanda enerji üretiminde sübvansiyonlara bağımlılığın azaltılması ve tüketicilerin kendi elektriğini daha uygun maliyetlerle üretmesi açısından da önemli bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin en yüksek çatı tipi güneş enerjisi potansiyeline sahip 3 ili ise nüfus bakımından ülkenin en büyük şehirleri olan İzmir, İstanbul ve Ankara olarak öne çıkıyor. Rapora göre, çatı tipi güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması yalnızca yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması açısından değil, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi bakımından da önem taşıyor.” (aa.com.tr, 9 Eylül 2026)

Her şeyi bir yana bırakalım ve düşünelim: Çatılarımıza güneş enerji sistemi kurma suretiyle Türkiye’nin enerji ihtiyacının neredeyse yarısı karşılanıyorsa bu imkândan faydalanılmaz mı? Değil elektrik ihtiyacının yarısını, yüzde 15 ya da 20’si karşılanacak olsa bile bu saha boş bırakılır mı? 

Elbette bu yatırımın da maliyeti var ve bir anda bunları yapmak mümkün olmayabilir. Ancak bu sahaya yatırım yapmak ve yatırım yapacak olanları en uygun şekilde desteklemek icap etmez mi?

Böyle güzel bir imkân ve Allah’ın ihsanı varken “çatı”ları boş bırakmak, her gün doğup batan güneşe sadece uzaktan bakmak Türkiye’nin menfaatini düşünmekle izah edilebilir mi? 

“Su (boşuna) akar, biz bakarız” tavrını kınayıp da “Güneş parlar, biz akarız” tavrını alkışlamak olmaz. Bu arada, elbette sular boşuna akmaz... Zaten akmayan su, su özelliğini de kaybetmez mi?

Okunma Sayısı: 97
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı