"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

12 Eylül’ün dördüncü evresi: Köprüler rehinde - 2

Nurullah UDUN
12 Eylül 2026, Cumartesi
Kur garantili borç tuzağının bütçede açtığı yara kapanmayınca, sıra devletin elinde kalan son ve en kıymetli varlığa geldi: Kendiliğinden nakit üreten köprüler ve otoyollar. Bugün şahit olduğumuz bu adım, özelleştirmenin dördüncü ve en tehlikeli evresi: Hazır, borcu bitmiş kamusal yapıların nakit akışına el konulması.

Bu hamlenin öncekilerden temel bir farkı var: Ortada yeni bir şantiye ya da süren bir yatırım borcu yok. Boğaziçi Köprüsü 1973’ten, FSM Köprüsü, Anadolu ve Çukurova otoyolları ise geçmişten bu yana bu milletin vergileriyle ödendi; amortismanı tamamlandı. Sade söylemek gerekirse, bunlar artık maliyetsiz, düzenli gelir getiren doğal tekeller. Sabah Asya’dan Avrupa yakasına geçmek zorunda olan bir vatandaşın ya da fabrikadan limana yük taşıyan bir kamyon şoförünün bu güzergâhlara alternatifi yok.

Talebin neredeyse hiç değişmediği, bu kadar risksiz ve garanti bir geliri otuz yıllığına devretmek, Hazine garantili projelerin açtığı bütçe yangınını söndürmek için devletin son gerçek gelir kaynağını ucuza harcamaktır. Bir yanda döviz garantili YİD faturaları ödenirken, öte yanda onları kapatmak için borcu bitmiş eski köprüler rehin veriliyor.

Meselenin en can yakıcı yanı, iktisadî kayıpların çok ötesine geçen bir yargı egemenliği devri. İç kamuoyuna sabah akşam “yerli ve millî” nutukları çeken iktidar, iş küresel sermayeyle masaya oturmaya gelince kendi kurduğu yerel yargı düzenini bir kenara itiyor. Cezaî durumlarda, sözleşme ihlallerinde ya da ileride çıkabilecek tazminat davalarında Türk mahkemeleri yerine İngiliz hukukunun ve Londra Tahkim Mahkemesi’nin yetkili sayılması, modern bir teslimiyet belgesi gibi. Kendi topraklarındaki köprü üzerinde söz hakkı kuramayan bir devlet, ileride çıkabilecek bir anlaşmazlıkta Londra’daki tahkim heyetlerinin karşısında sanık sandalyesinde oturmayı şimdiden kabul ediyor demektir. Bu şart, yarın kamu yararını gözeterek bu sözleşmeleri denetlemek ya da feshetmek isteyecek bir hükümetin elini kolunu bağlamak, devleti hukuken rehin almaktır.

Siyasî tablonun en çarpıcı çelişkisi de tam burada ortaya çıkıyor. Boğaz köprülerini yabancı konsorsiyumlara devretme ve İngiliz yargısını yetkili kılma kararını demokrat ya da muhalif bir hükümet almış olsaydı, iktidar cephesinin koparacağı fırtınayı, sokaklara taşacak “vatana ihanet” suçlamalarını tahmin etmek zor değil. Ama milliyetçi söylemi tekeline alan AKP, en radikal kamu malı satışını bile kendi tabanına başarı diye sunabiliyor.

Demokratik denetimin bulunmadığı bu ortamda faturanın yine halka çıkacağı açık. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün düşük ücret tarifeleri, lojistik maliyetlerini bir nebze dizginliyordu. Bu hatlar kâr odaklı işletmecilere geçtikçe artacak navlun bedelleri; domatesten hammaddeye kadar her şeye yeni bir zam dalgası olarak yansıyacak.

Sonuçta 12 Eylül’le temeli atılan, fabrikaların satışıyla ve Hazine garantileriyle büyüyen bu çarkın bilançosu çok net: Kendi vergisiyle inşa ettirdiği köprüde artık kiracı durumuna düşen, hakkını aramaya kalktığında karşısında Londra tahkimini bulan ve bütün bu tablonun bedelini her geçen gün artan bir yoksullukla ödeyen bir toplum var karşımızda. Bir zamanlar gururla anlatılan o geniş otoyollar, bugün ülkenin kamusal zenginliğinin uğradığı bir kan kaybından başka bir şey değil artık.

Okunma Sayısı: 85
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı