"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beslenmenin ruh sağlığına etkileri (2)

Feyzullah ERGÜN
28 Haziran 2020, Pazar
Günümüz tüketim toplumu, beslenme ihtiyaçlarını karşılarken herhangi bir araştırma ve soruşturmaya gerek duymaksızın hareket ettiğinden maddî manevî değişim ve yıpranmalara uğramaktadır.

Endüstri ürünü paketlenmiş sun’î gıdalarda, hassas vitamin ve mineral dengeleri değiştirildiğinden, vücut fonksiyonlarının bozulmasına sebep olmaktadır. Dikkat çekici bir örnek “Vücudun tiroit hormonunu üretmek için kullandığı bir mineral olan iyot, sağlıklı beyin gelişimi için gereklidir. İyot eksikliği beyinde ve merkezî sinir sisteminde tamiri mümkün olmayan hasarlar bırakabilir. Yediğimiz gıdalardaki vitamin ve mineral eksikliğinden kaynaklanan, ruh halimizi bozabilen ve doktorların bile sebeplerini bulmakta zorlandığı hastalıkların kökenleri, bir ölçüde yanlış beslenmeye dayanıyor. Doğru beslenme ve probiyotiklerle güçlenen bağışıklık sistemi, anksiyete ve depresyonu da yani bizim ruh sağlığımıza da iyi geliyor.” 1 

Gıda üretim sektörünün beslenmeyi yönetme ve yönlendirmede en büyük rolün, tanıtım ve reklâmlar aracılığıyla sağlandığı rahatlıkla görülebilecektir.

Helâket ve felâketler asrı diyebileceğimiz günümüzde gıdayı ve nesilleri çürütme girişimleri, yaradılış ağacının en mükemmel meyvesi olan insanın, beden ve ruh sağlığını bozmaktadır. GDO müdahaleleri ve diğer kimyevî katkı maddeleri bedende, KANUN-U ADL ile yürütülen fizyolojik faaliyetler, KAYYUM ve KUDDÛS esmaları ile olan alâkalarından uzaklaştırıldığından, maneviyat yönünde de derin yaralar açmaktadır. “İnsan neslinin fıtrî gelişimiyle birlikte, ruhî erozyon yaşadığı asrımızda, kurgulanan ve etkili bir silâh haline getirilen besin maddelerinin iç yapısı farklılaştırılarak, GDO tahrifatlarıyla, nesiller daha ana rahminde (İntra uterin hayat döneminde) iken, vücut gelişimini ve sağlıklı ruhî dengesini yitirmektedir. Oysa ki, Kur’ân-ı Kerîm “Nimeti ve nesli mahvetmeye çalışmayın. Allah bozgunculuğu ve fesadı sevmez.” (Bakara: 205) gibi, birçok âyetleriyle insanları ikaz etmektedir. Bu ikaz, gıdalarımızın helâl ve temiz olması, insan nesline zarar verebilecek gıdaların araştırılması, bu açıdan sorgulanması ve bilgi aktarımlarıyla yardımlaşmamızı gerektiriyor. Çünkü tüketim toplumunu inşa edenlerin en korktuğu şey şuurlu, sorgulayan ve araştıran insanlardır.” 2 GDO müdahaleleri ve (E) emülgatörleriyle yüklü gıdalarla beslenenlerin huy ve davranışlarına yansımaları olacağı gibi, karakteri bozuk bir neslin yetişmesine sebep olacaktır. Çünkü; İNSAN NE YERSE ODUR.

Dengeli ve huzurlu bir ruh sağlığı için, katkılı besinlerden sakınmamız gerekir. Genetiği değişik yollarla değiştirilen gıdalar, kana karışarak, bozulmuş gen yapılarıyla vücut tarafından tanınmayan yabancı bir madde gibi işlem görür. İştah açıp, doyma hissini ortadan kaldıran ve özellikle karıştırılan kimyevî katkı maddeleri vücuttaki yığılmalar sonucunda, İmam-ı GAZALÎ’nin (ra) dediği gibi “Doyduktan sonra da yemek yemeye devam eden kimse, HİKMETTEN MAHRUM KALIR. Zira yemek dolu midede hikmet durmaz. Lokman Hekim, oğluna: ‘Mideni doldurursan, tefekkürün durur, hikmet söyleyemez, azaların da ibadet yapamaz olur. Fuzulî şeyler yerse, fuzulî işler yapar. Yemek, insanın yaptığı İŞLERİN TOHUMUDUR. Fiiller, yemek tohumundan beslenip, yetişirler, tokluk her hastalığın kaynağıdır. Sonra hastalık, insanı ibadetten alıkoyar, kalbi teşviş eder, karıştırarak bulandırır. Zikir ve fikirden meneder, hayatına keder katar, doktora ve ilâca muhtaç ve bunların hepsi insanı yorgunluğa, eziyet altında inlemeye sürükler.” 3

Fıtrat kanunlarında tahrifatlar yapılarak elde edilen binlerce kimyevî katkı maddesi, insan neslinin maddî ve manevî sağlığını fark ettirmeden alt üst eden boyutlar kazanmıştır. Hayatın her anına ışık tutan Kur’ân-ı Azimüşşân, “Allah’ın buyruklarını umursamaz hâle gelen şu insanların, kendi elleri ile yapıp ettikleri sonucunda karada ve denizlerde (FESAD) çürüme ve bozulma başladı. Bu şekilde Allah, belki doğru yola geri dönerler diye, yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını, onlara tattıracaktır.” (Rûm Sûresi, 41-42) âyetleriyle, insanın kendi elleri ile yaptığı seçimlerin sonuçlarını görüp, yaşayacağı uyarısını yapmıştır.

Konumuzu reçetelerini şiir şeklinde yazan, eski bir halk hekimi olan Larendeli (Karaman) Derviş Siyahî’nin reçetesiyle noktalayalım:

“Bu fasl içre sükûn üzere olasın,

Kabul et sözlerim sıhhat bulasın.“

SAĞLICAKLA KALIN

Dipnotlar:

1) İsmail TOKALAK, Age. s. 56. 2) Feyzullah ERGÜN, Köprü Dergisi, sayı: 149, s. 100. 3) Seyyid ALİZADE, Şir’at’ül İslâm, s. 252-254 Berekât Yayınları 197.

Okunma Sayısı: 2450
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı