"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cennet ağaçlarından: Helile

Feyzullah ERGÜN
04 Ağustos 2019, Pazar
Zamanımızda az bilinen, bilenlerin de az kullandığı, aslı Cennet ağaçlarının bir ürünü olan helile (halile, helilec), hikmet, rahmet ve şifa kaynaklı, Tıbb-ı Nebevî kaynaklı, çok dertlerin devası ve fıtratın hediyesi olan bir Cennet iksiridir.

Orta Doğudan Uzakdoğu ülkelerine kadar helile, bitkilerin en şifalısı olarak bilindiğinden, şifalı bitki dünyasının siyah mücevheri olarak da tanınmaktadır. Doğu Hindistan, Malezya ve diğer Doğu Asya ülkelerinde yaygın olarak yetiştirilir. Tarihin eski çağlarından beri, bilinen ve kullanılan bir şifa kaynağıdır. Çok eski kaynaklarda, faydaları denenmiş ve detaylarıyla kaydedilmiştir. Helile konusunda en güvenilir kaynakların başta geleni, Peygamber Efendimizin (asm) şifa kaynağı, hadis-i şerifleridir. 

Tıbb-ı Nebevî’nin şifalı bir reçetesi olan, bu hadis-i şerif’lerinde: “Kara helile içmeye devam ediniz, şüphesiz ki O, CENNET AĞAÇLARINDANDIR. Lezzeti acı, lâkin HER DERDE ŞİFADIR” (Hâkim) buyurmuşlardır. Peygamber reçetesi olarak, bunu öğrenen Müslüman tıp âlimleri, araştırma ve deneyleriyle, çok faydalı sonuçlara ulaşmışlardır. Kara helile, sarı helile gibi birkaç türü bulunmaktadır. İslâm tıp âlimlerinin eskimeyen eserlerine ve günümüz tıp kaynaklarına dayanarak, faydalı bilgilere ulaşmaya ve şifalı reçeteler takdim etmeye çalışacağız.

Tanınmış hekimlerden er-Râzî’nin, el-Hâvi fi’t tıb adlı büyük eserinde: “Safra salgısını arttırarak, akışı kolaylaştıran özelliği bulunmaktadır. Kara helile, mide fonksiyonlarını destekleyerek, sindirim organlarını atık maddelerden temizler. Midenin iç yüzeyini korur. Yemeklerin sindirimini kolaylaştırır. İnsan davranışlarını güzelleştirerek, huyu yumuşatır. Özellikle hemoroit (basur) hastalığına ve safra kesesi fonksiyonlarına faydalıdır. Kalp çarpıntısına faydalı etkileri bulunmaktadır. Cilt sağlığını destekler ve güzelleştirir. Duyu organlarını, ZİHİN ve HAFIZA MERKEZLERİNİ güçlendirir. Baş ağrılarına, karında asit birikmesine fayda sağlar. Balgam söktürür, dalak fonksiyonlarını destekler. Gözün görme kabiliyetini arttırır.” 1

İbn-i Sina, helileye el-Kanûn fî’t Tıbb adlı ansiklopedik kitabında yer verirken: “Bütün helile türleri ağrıları giderir, zararları önler. Hisleri güçlendirir, hafızayı ve zihni açar. Baş ağrılarına ve göz sağlığına faydalıdır. Stres kaynaklı çarpıntıları dindirir. Yemeklerin kolay sindirilmesini ve bağırsak gazlarını rahatlatır. Zeytinyağı ile karıştırılırsa, vücutta su toplanmasını engeller” 2 demektedir. Eczacılık alanında İslâm dünyasının yetiştirdiği ender simalardan, Endülüs’lü Ziyaüddin İbnü’l Baytar, büyük eseri el- CÂMİ’de yaptığı ilâç araştırmalarında, helile “Midenin içini kuvvetlendirerek, sindirim fonksiyonlarını güçlendirir. Devamlı kullanıldığında, cildi güzelleştirir. İhtiyarlık belirtilerini geciktirir. Vücutta biriken atık maddelerin atılmasını sağlar. Hafıza, zihin ve duyuların fonksiyonlarını güçlendirir. Üzüntü ve stres kaynaklı baş ağrılarına fayda sağlar. Vücutta asit birikmesini önler. Kalp çarpıntılarını (taşikardi) sakinleştirir. Göz sağlığına destek sağlar. Toz haline getirildikten sonra, zeytinyağı ile karıştırılarak yenirse, huy ve davranışların düzelmesine destek verir. Kanı arındırarak, kalpteki kan dolaşımını ve beslenmesini düzenler. Stresi ferahlatır. Her gün bir adet helile, ağızda yavaş yavaş emilerek, eritilmeye çalışılır, erimeyen küçük parça yutulursa, ağız ve diş sağlığını güçlendirir. Vücudu birçok zararlardan koruyan, ÇOK ETKİLİ BİR İLÂÇTIR.” 3

Günümüz fitoterapi araştırma ve uygulamalarında, helilenin kimyevî bileşenleri sınıflandırılmış ve tıbbî faydaları bilimsel olarak da ispatlanmıştır. “Helile, kanama kesici, antihistaminik (kaşıntı ve alerji önleyici), spazm çözücü, KOLESTEROL ve TRİGLİSERİD düşürücü, anti mikrobiyel (bakteri, mantar, virüs) etkileri de vardır. Sulu özütleri, birçok mantar ve bakterinin (özellikle midede etkili, HELİCO-BACTER PYLORİ) üremesini engeller. Haricen % 20 helile tozu, antiseptik ve yara iyileştirici olarak kullanılır. Kara helile, % 5 infüzyon halinde (suda eritilmiş), basur tedavisinde, günde 2-3 bardak içilerek kullanılır. Helile, ham madde ve özütleri şeklinde kullanılır.” 4

Helilenin, insan sağlığına olan desteklerine örnek, uygulaması kolay ve başarıyla denenmiş karışım tariflerinden birkaç tanesini, faydalı olacağı düşüncesiyle, takdim ediyoruz. 

Beden ve zihin yorgunluğuna dinçlik veren ve hafızayı kuvvetlendirici olarak: Kara helile 50 gram, zencefil 50 gram, dar-ül fülfül 50 gram, karanfil 20 gram, 250 gram çiğ badem toz haline getirildikten sonra, 1 kg. organik balla karıştırılarak macun yapılır. Günde bir tatlı kaşığı miktarı, yemekten sonra yenir. Kolay ve zevkle hazırlanabilen bu karışımın, gerekli malzemeleri baharatçılardan rahatlıkla sağlanabilir. Hemoroide karşı ise, bir bardak kaynar suya, 5 gram kadar kırık helile parçaları konur. 15-20 dakika bekletilir. Hazırlanan bu çaydan, günde 2-3 bardak içilir. Helilenin basurdaki denenmiş ve faydası görülmüş, bir uygulamasını, merhum Halil Uslu’dan bir anekdotla tamamlayalım. “Helile, toz haline getirilip, günde yemek üstü, bir çay kaşığı miktarında alınırsa, kısa zamanda basuru tedavi ettiği görülmüştür. Kendimin tavsiye ettiği, fakat hafife alıp kullanmadığı bir un tüccarı kardeşimiz, ikinci basur ameliyatı sonunda, Ankara’da doktor beye sorar, kurtuluşu nedir? diye, o muhterem doktor da, KARA HELİLE der. Un tüccarı iki yıl önceki tavsiyemizi anlatır, doktor bey de ’Eğer o zatın dediğini yapsaydın, bu gün benim karşıma gelmezdin v.s.’ der. 

Basur için terkip: 100 gram kırılmış kara helile, 100 gram kırılmış ardıç tohumu, 2 su bardağı hakikî zeytinyağı ile karışacak ve akşam sabah, makat kısmına sürülüp, yedirilecek ve mutlaka sıcak yere oturulacak.” 5

Bazı araştırmacılar helileyi, özellikle ALZHEİMERE karşı korunma ve tedavideki fonksiyonları başta olmak üzere, daha birçok hastalığın tedavisindeki etki mekanizmalarını, araştırma laboratuvarlarında, deneylerini sürdürmektedir. İnsanlığın çare aradığı bazı yıkıcı hastalıklara karşı, faydalar sağlayacağı beklenen, Cennet bitkisi ve Resulullâh’ın (asm) övdüğü helile, şifa hazinelerinden, aciz ve hasta insanların imdadına gönderilen, İlâhî rahmetin değerli bir hediyesidir. İlim, hikmet ve kudretin sonsuz kaynaklarından, bu nimetleri bize gönderen Sanatkâra, söz ve davranışlarımızla yapacağımız teşekkürler, bu desteklere lâyık olduğumuzu beyan etmemizin ve bağlılığımızın bir işareti olacaktır.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

1) Ebubekir er- Râzî, el-HÂVÎ fi’t Tıbb, c. 21-22, s. 3399, Dar el Kûtub el ilmiyye 2000.

2) İbn-i Sinâ, el-Kanûn fi’t Tıbb, c. 2, s. 211, Akm. Yayınları 2017.

3) Ziyaüddin İbnü’l Baytar, el-Câmi’ fî müfredati’l edviye ve’l ağdiye, c. 3-4, s. 503, Dar el kûtub el ilmiyye 2001.

4) Prof. Dr. Sezaî KAYA, Tıbbî botanik ve Tıbbî bitkiler, s. 309, Medisan Yayınları 2013.

5) Halil USLU, Şifa Yaprakları, s. 152, Kardelen Yayınları 2013.

Okunma Sayısı: 1606
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı