“Mevcudat içinde en lâtif, en güzel, en cami âyine-i samediyet de hayattır. Güzelin âyinesi güzeldir. Güzelin mehasinlerini gösteren âyine güzelleşir. O âyinenin başına o güzelden ne gelirse güzel olduğu gibi, hayatın başına dahi ne gelse, hakikat noktasında güzeldir. Çünkü, güzel olan o Esmâü’l Hüsnanın güzel nakışlarını gösterir.”
Varlık aleminin en değerli meyvesi olarak yaratılan insan, yaşayacağı hayat süresi içinde, Cenab-ı Hakk’ın (cc) güzel isimlerine ayna olup, hayatını değerlendirerek olgunlaşma yolculuğunda yüksek derecelere ulaşmaya yönlendirilmiştir. Elementler dünyasında bulunan cansız atomların, İlâhî emirle harekete geçerek, hayat meydanında canlandırılmaları tecell-i esma ile dikkate verilmektedir. İnsanın akıl ve tefekkür dünyasında gösterime giren bu sergileme faaliyeti, kainatın BÜYÜK SANİİ’nin (cc) vücudunu, sonsuz ilim, irade ve kudretini gösteren açık bir delildir. En değerli nimet olan hayat emaneti, bu yolculuğun esas sermayesidir. En güzel şekilde yaşandığında, SONSUZ GÜZEL’in (cc) güzel bir aynası olunabilecektir.
Esmaü’l-Hüsna’nın güzel nakışlarını yansıtan hayat, hastalıklarla arındırılarak güçlendirildiğinden, bu sayede insan, Esma’nın sırlarını tefekkür ederek, araştırma imkan ve derecesine de, ulaşabilecektir. Cenab-ı Hak (cc), zıtları (sağlık-hastalık, faydalı-zararlı) çok hikmetlerden dolayı karışık bir tarzda yaratmıştır. Bu hikmetlerin saklı bilgileri Esmaü’l-Hüsna’da toplanmıştır. Bu sırları araştıran ilimde derinleşmiş insanların varlığı, mutluluk kaynaklarındandır. Bu örneklerden birisini, dikkatli nazarlarınıza takdim ediyoruz:
“Esma-i Hüsna’nın en beğendiğim tarifi Mısırlı Dr. İbrahim Kerim’den: “Bedeni ve zihni öfke, nefret, pişmanlık, korku ve günah duygusundan meydana gelen zehirleri temizleyen en etkili güçtür. Hastalık, genelde bedenin herhangi bir yerinde enerjinin işlevini yapmaması sonucunda oluşur. Öfkelendiğimizde, bedenimizde öldürücü bir zehir meydana gelir. Eğer bu zehir NÖTRALİZE edilmezse, bazen uzun vadede ölümle sonuçlanır. İşte bu zehrin de, EN BÜYÜK PANZEHİRİ Esma-i Hüsna’dır.” Öfke, pişmanlık, korku gibi duygular KANSEROJEN olduğundan, vücuttan zehir benzeri çeşitli maddeler salgılanmasına neden olduklarından bahsetmiştim. Bunlar elektro-fizyolojik değerlerimizi alt-üst ediyor. Esma-i Hüsna’nın zikredilmesi, bu elektro-fizyolojik değişiklikleri yavaş yavaş normal değerlerine getiriyor.” (1)
Sağlık halinin aralıksız devamı ve bütün ihtiyaçlardan doyma derecesine gelen bir insanın yaşayacağı monoton hayatın, aynadaki yansıması eksik kalacağı gibi, psikolojik dünyası da, gerilim ve depresyonlar içerisinde elemli bir hal alacaktır. Bu yüksek refah düzeyindeki insan, çözümü ya eğlence düşkünlüğü veya GÜÇ-KONFOR zehirlenmesi sonucu psikolojik destek arayışına yönelecektir. Hiçbir engelle karşılaşmadan, monoton bir hayat süreci yaşayan insan iniş-çıkış hallerini ve sırlar aâlemini anlamaya engel olacağı gibi, dış dünyanın bazı gerçeklerini yaşayarak, kavrayamadığından, olgun bir insan haline de, gelemeyecektir. Zira, değişim yaşanmayan monoton bir hayat, canlılığın temeli olan duyguları da zayıflatır. Hareket ve değişim ise, halis hayır ve nur olduğundan, varoluşun gerçek sembolüdür.
Hastalıklarla vücutta biriken toksinler atılırken, vücudun savunma sistemini (oto-immun sistem) güçlendirir. Bir kısım hastalıklar, organizma için fıtrî aşılardır, diyebiliriz. Sağlığın korunmasını, hijyen kuralları içerisinde çevrenin hastalık kaynaklarını kuşatarak, organizmanın güvenliğini sağlamaya vesile olur. Hastalık, sağlığın değerini öğrettiği gibi, hayat nimetinin sırlarını anlamaya ve değerlendirme noktalarına ulaştıran emin bir kılavuzdur. Hastalık uyarılarını “DOST ACI SÖYLER” anlamında değerlendirerek, yaşam tarzına yön verilmelidir. Hastalıkların tedavi sürecinde, ”İMAN ŞİFANIN MAYASI” olacağı da unutulmamalıdır.
SAĞLICAKLA KALIN.
Dipnot:
1) Dr. Elif GÜVELOĞLU, Hastalıklar Öğretmendir, s.334, Hayykitap 2016