H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK
Son iki yazımızda işlediğimiz “Gençlerimiz” ile ilgili meseleler elbette uzmanları tarafından kitap telif edilebilecek hacimde meseleler. Bu konunun yediden yetmişe herkesi ilgilendiriyor olması da aslında doğrudan memleketimizin hatta âlem-i İslâm’ın geleceğini etkiliyor olmasından kaynaklanıyor.
Çünkü bir ülkenin gençlerinin çoğunluğunun nelerle ilgilendiği, nelere baktığı, nerelerde bulunduğu, neler hissettiği ve düşündüğü bir memleketin geleceğinin aynası hükmünde. Ülkemizin geleceği açısından günümüz gençlerinin davranışlarını ve duygularını anlamak maddî-manevî felaketlerin önüne geçebilmek için olmazsa olmaz.
Bu sebeple ahirzaman insanının tüm problemlerine doğrudan Kur’ân’dan çözümler sunan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri dinlenmeyi bekliyor. Onun toplumun her kesimine hitap eden, asrın idrakine uygun çözümler sunması, eşsiz bir program olarak önümüzde duruyor. Bu kategorilerden birisi elbette “gençler”. Bu hususta yapılan çalışmalara bakıldığında Risale-i Nurlar’daki Kur’ânî düsturlarla bir uyum olduğu insaf sahibi kimseler tarafından elbette görülecektir. Neticede bilimsel çalışmalar Yaratıcı’mızın koyduğu fıtrî kanunların tasdiki ve izahı hükmündeler. Bu doğrultuda Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin gençlere hitap biçiminin tam olarak asrın hususiyetlerine uygun olduğu tereddüt edilmeden söylenebilir.
Bu hususiyetleri yüzeysel olarak incelediğimizde; kuvvetli bir empati duygusunun işlediği, bir otorite olarak hitap etmektense; şefkat ön planlı samimî bir sohbet üslûbunun hâkim olduğu hemen dikkatleri çekecektir. Gençlerin duygularının yok sayılmadığı, küçümsenmediği, ayıplanmadığı; aksine bu duyguların insan olmakla ve gençlik damarının taşınmasıyla geliştiği ve ne gibi tehlikeler barındırdıkları örneklerle açıklanır. Bu duyguların mecralarının iman eksenli bir yaklaşımla değiştirilebileceği işlenir.
Eğer bu duyguları yönetme, seyirlerini değiştirme, müspete kanalize etme olmazsa ne gibi dünyevî ve uhrevî felaketlere düşülebileceği gözler önüne serilir. Üslup; şefkat eksenli olmakla birlikte erkâna ait meselelerde asla taviz bulunmamaktadır. Aklı ve kalbi tatmin edecek asrın ikna metotları kullanılmaktadır. Bu üslûp ve yaklaşım gençlerle iletişimde son derece kritik olmakla birlikte elbette problemler sadece üslûp ya da yaklaşım problemleri değil; toplumun tüm kurumlarını ve kesimlerini ilgilendiren problemlere karşı biz şahsî dairemizde gençlere karşı üslûbumuzun ve yaklaşımımızın asra uygun Kur’ânî ölçüler ekseninde olmasına dikkat etmekle başlayabiliriz. Ülkemiz gençlerinin anketlerle ortaya konulan problemlerini işlemekle devam edelim.