"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Karanlıktan kurtaracak iksir

Halil ELİTOK
12 Eylül 2020, Cumartesi
Ortaçağ karanlığından insanlığı kurtaracak iksirlerden biri de nuranî rabıtaları bilmemektir.

Nuranî rabıtaların başında hakaiki İslâmiyeyi, şeraiti İslâmiyeyi öğrenip yaşamaktır. Çünkü; Millet-i İslâmiyenin sebeb-i saadeti yalnız ve yalnız hakaik-i İslâmiye ile olabilir. Hayat-ı içtimaiyesi ve saadet-i dünyeviyesi şeriat-ı İslâmiye ile olabilir. 1

Ehl-i imanı birbirine bağlayan bağları birkaç yönden değerlendirebiliriz. Bunlar; inanç birliği, amel ve ibadet birlikteliği v.s gibi bağlardır.

Ömrünü Müslümanlar arasındaki “rabıtaların ve bağların” takviyesine sarfeden Bediüzzaman, Eski Said dönemi eserlerinden şöyle tanımlamıştır:

“Bu ittihadın cihetü’l-vahdeti ve irtibatı, tevhid-i İlâhidir. Peyman ve yemini, imandır. Müntesipleri, kalû belâdan dahil olan umum mü’minlerdir. Defter-i esmaları da Levh-i Mahfuzdur. Bu ittihadın nâşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiyedir. Günlük gazeteleri de, İ’lâ-i kelimetullahı hedef-i maksat eden umum dini gazetelerdir. Kulüp ve encümenleri, cami ve mescidler ve dini medreseler ve zikirhanelerdir. Merkezi de Haremeyn-i Şerifeyn’dir.” 2

Bir nevî İslâm Birliği’nin projesi hükmünde olan bu esaslarını ve temel unsurlarını şöyle açılayabiliriz:

 A- İslâmî Rabıtaların Temel Unsurları:

1. Birliği ve irtibatı, tevhid-i İlâhidir.

2. Peyman ve yemini, imandır.

3- İslâm birliği, küremizi kuşatan nurlu bir dairedir. Birliğin üyeleri bütün mü’minlerdir. Kayıt defterleri Levh-i Mahfuzdur.

4- Neşir organları, İslâmî kitaplar ve Allah’ın adını yüceltmek için istikamet üzere hareket eden gazetelerdir.

5- Kulüpleri, cami, mescid, medreseler ve zikirhanelerdir. Merkezi de Haremeyn-i Şerifeyn; (Mekke’de Mescid-i Ha- ram, Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevî’dir.)

6- Meslekleri, herkesin kendi nefsi ile mücadele etmesi; İslâm’ın güzel ahlâkını yaşamak; Sünnet-i Seniyyeyi hayata geçirmektir. Zaten Şeriat da yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet ve faziletle ilgilidir. Şeriatın yüzde biri siyasete dairdir, onu da devlet idaresini elinde tutunlar düşünmelidir.

7- Birliğin nizamnamesi, Şeriat sahibinin emir ve yasakları; birlik üyelerinin silâhları, meselelerini ispat etmek için kullandıkları kesin delillerdir. Çünkü “medenilere galip gelmek ancak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi, icbar ile değildir.” 3

8- Birliğin hedefi, mü’minlerin terakki etmesi için uyarmaktır. Çünkü; “İ’lâ-yı Keli- metullah’ın bu zamanda en büyük vasıtası olan maddeten ve manen terakkiyata bir şevk ve âmir-i vicdani ile sevk etmektir.” 4 Terakkinin moturu İ’lâ-yı Kelimetullaha mani olan ve cehalet neticesi olan muhalefet-i şeriattır. Ve zaruret ve onun semeresi olan su-i ahlâk ve harekettir ve ihtilâf ve onun mahsulü olan ağraz ve nifaktır ki, ittihadımız bu üç insafsız düşmana hücumdur.”5

Bediüzzaman, İslâm birliğinin “nuranî rabıtalarını” Kur’ân ve Sünnet’e, göre mü’minler arasındaki ilişkilerin temel prensiplerini şöyle belirlemek mümkündür:

B- Birliğe Olan İhtiyaç

İnsanları birbirine bağlayan değişik rabıtalar vardır. Din, ırk, akrabalık, vatandaşlık, bölge, yerleşim alanı bunlardan bir kaçıdır. Şüphesiz en önemli bağ da dindir. Din, toplumları bir arada bağlayan en önemli rabıtadır. 

Bu hususta Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Dini inkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız, birbirinize yardımcı olmazsanız, dünyada bir fitne kopar, müthiş bir bozukluk, bir fesat ortaya çıkar.” 6

Âyette geçen “evliya” kelimesi aynı dine mensup insanlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın gereğini ifade eder. Nuranî rabıtaların başında gelir. “Evliya” kelimesinin gönüllü bir yardımlaşmanın ötesinde teknik bir anlamı da vardır. İhtiyaç anında bu yardımlaşma mirastan pay ayırmayı da ihtiva edebilir. 

Bu çerçevede, âyet, inkâr edenlerin de “birbirinin yardımcıları” oldukları gerçeğine dikkat çekiyor. 

Peygamberimiz (asm), bu âyetin ışığında ümmetini uyararak şöyle buyurmuştur: 

“Avf İbn-i Malik (ra) anlatıyor: 

“Resulullah (asm) buyurdular ki: “Yahudiler yetmişbir fırkaya bölündüler, onlardan sadece bir fırka Cennetliktir, yetmiş fırka Cehennemliktir. Hıristiyanlar ise, yetmişiki fırkaya bölündüler. Bunlardan da yetmişbir fırka Cehennemliktir, sadece biri Cennetliktir. Muhammed’in nefsi elinde olan Zat-ı Zülcelâl’e yemin olsun! Benim ümmetim yetmişüç fırkaya bölünecek, bunlardan biri Cennetlik, yetmişikisi Cehennemliktir.”

“Ey Allah’ın Resülü! Cennetlikler kimlerdir?” diye sorulmuştu. “Onlar, cemaattir” bu- yurdular.” 7 

Cemaat şuuru ile hareket edildiği takdirde ayrılıklar ol- maz. Çünkü, Cemaatler işlerini şûrâ ile istişare ile yürütürler bundan dolayı Hz. Peygamber (asm) buna dikkat çekiyor.

Bu hadis-i şerifi naklettikten sonra bu âyetin nüzul sebebini izah etmekte fayda vardır: İslâm birliğinin tesis ve takviyesi için bu âyet, kritik bir devirdeki uygulamayı yansıtmaktadır. Hz. Peygamber (asm) ve Mekkeli Müslümanları, inançlarını yaşama tehlikesi ile karşı karşıya kalınca Medine’ye hicret ettiler. Medine (Yesrib) Müslümanları muhacirleri kendi evlerine yerleştirdi, mallarına ortak etti. Bu sebeple Ensar ismini aldılar. Hz. Peygamber (asm) din kardeşliğini pekiştirmek için muhacir ve ensarı birbirine kardeşler ilân etti. Bu kardeşlik akdi ile onları, birbirine varis olmaya kadar uzanan bir dayanışmaya sevk etti. 

Bu durum (din kardeşlerinin mirasta bile birbirine ortak olması), dini yaşama hürriyetinin bulunmadığı, Müslümanların varlığına hayat hakkı tanımayan bir ortama münhasır kılınmıştı. 8

Dipnotlar:

1- Badıllı, Abdülkadir; Bediüzzaman Said Nursî Mufassal Tarihçe-i Hayatı, c. 1, s. 282. 

2- Bediüzzaman Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 23, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2000.

3- Tarihçe-i Hayat, (Hakikat), s. 52.

4- Nursî, Said; Hutbe-i Şamiye, s. 100.

5- Nursî, Said; Hutbe-i Şamiye, s. 102.

6- Enfal Sûresi, 8/73.

7- Canan, İbrahim; Kütübü’s-Sitte, c. 17, s. 534.

8- Tefsiru’l-Fahr’i-Razi, c. 115, s. 218.

Okunma Sayısı: 2785
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı