"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Peygamber Efendimize (asm) selâm veren taş

Hikmet Günaydın
09 Ocak 2026, Cuma
Pandemi sonrası Hac için o mübarek topraklara gitmek nasip oldu. Biz önce hacı olup daha sonra Medine ziyareti yapan gruptaydık. Çok güzel hizmetler, arkadaşlıklar, hatıralar oldu. Bir kısmını da buradan paylaşmıştık.

Düzce'de umumî dersler Cuma akşamları oluyor. Son dersin konusu 19. Mektub idi, yani Mu’cizat-ı Ahmediye Risalesi. Orada, Nur dağındaki Hira Mağarasında ilk vahiy geldikten sonra Peygamber Efendimiz büyük bir heyecan içinde telâşla evine gidiyor. Giderken yolda rast geldiği taşlar, kayalar kendisine selâm veriyor, “Esselâmu aleyke Ya Resullalah” diyorlar. Bu mu’cizeyi çocukluğumuzdan beri çok hocalardan, hutbelerden biliyoruz, ancak bana göre en tatlı ve okuması/dinlemesi hoş olan Mu’cizat-ı Ahmediye Risalesindeki anlatımdır.

Biz ekibimizle birlikte hacı olduktan sonra Medine’ye geçtik. Orada ziyaretlerimize devam ettik. Savaşların olduğu yerleri, mühim hatıraların olduğu mekânları ziyaret ettik, dualar ettik, hatıralar kaydettik.

Hem mevsim olarak (Temmuz ayı), hem havalar çok sıcak olduğundan bir gece Nur dağına, Hira mağarasına çıkış planlandı.

Plana uygun olarak gece dağa tırmandık, mağarayı ziyaret ettik, ibadetler ve dualar ettik. Sabah namazını da Nur dağında kıldık elhamdülillah. Sabah namazından sonra güneş doğarken o müthiş manzarayı ve hacıların büyük gayretlerle dağa tırmanışını izleyerek dönüşe geçtik. Bir süre sonra hem dinlenmek, hem de ders yapmak için duralım dedik, patika yol inenler ve çıkanlar sebebiyle oldukça kalabalıktı. Mola için bakarken yolun kenarında üzeri düz kocaman bir kaya parçası gördük ve ders yapmak için orayı seçtik. 

Bulunduğumuz mevki Peygamber Efendimizin peygamberliğinin bildirildiği ilk yer olması ve değişik mu’cizelere vesile olması sebebiyle 19. Mektub’tan, Mu’cizat-ı Ahmediye’ den okuyalım dedik. 

Üzerinde ders yapmak için mola verdiğimiz kaya parçası da bize adeta; "Ben de o mu’cizelerin bir parçasıyım, Resulallah’a o zaman ben de selâm verdim" dercesine gözümüzde büyüdü, ulvîleşti, manen ve hayalen bizi o zamanlara götürdü.

Çünkü baktığımız zaman; o kaya parçası bulunduğu yere herhangi bir makine ile getirilemeyecek kadar büyük, yanındaki yol da patika, yani makine ile çıkılıp müdahele edilebilecek bir durum gözükmüyor, zaten duruşu ile de “Ben o zamanlardan beri buradayım” diyordu. Biz böyle yerde olmaktan o mu’cizelere şahit olmuş bir kaya ile tanışıp arkadaş olmaktan çok mutlu olduk, Rabbimize şükür ettik.

Dersi de tabiî ki Kâbe’ye en yakın arkadaşımız okudu, Mu’cizat-ı Ahmediye’den o kaya parçasının Peygamber Efendimize selâm vermesi ve devamı, Allah razı olsun. 

Bir hatıra fotoğrafı çektirmiştik, böyle bir hatıra yazısına ve paylaşımına vesile oldu elhamdülillah.

Sağlıcakla kalın!

Okunma Sayısı: 762
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı