"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Toprak sofrasında ikram edilen nimetler

Hüseyin Şahinoğlu
21 Eylül 2019, Cumartesi 15:39
Sofraya ya da yemek masasına oturduğumuzda yediğimiz sebzelerin ve meyvelerin hangi bölgede yetiştiğini yahut hangi şartlarda üretildiğini çoğunlukla bilmeyiz. Alanın uzmanı değilsek bu besinlerin muhtevalarını, kalori miktarlarını, vücuda yararlarını da açıklayamayız. Tabağımızdaki bir sebzenin meselâ, toprak altında mı yoksa toprak üstünde mi yetişen sebzelerden olduğunu da dikkate almayız veya önemsemeyiz.

Oysa yiyeceklerimizin ve içeceklerimizin ilginç özellikleri, deyim yerindeyse kendilerine has meraklı hikâyeleri vardır. Meselâ önümüzdeki bir dilim ekmek kim bilir hangi yörede, hangi çiftçinin, hangi tarlasında, hangi çaba ve emekleri sonucu oluşmuştur. Yudumladığımız su hangi zamanda, hangi bölgeye yağan yağmurun, hangi barajda tutulup, hangi işlemlerden sonra, hangi süreçlerden geçerek bardağımıza doldurulmuştur. Ya da çatalı batırdığımız bir karpuz dilimi hangi hayat hikâyesinin bir ürünü olarak ağzımıza kadar gelmiştir…

Bakkalı, manavı, marketi aşarak yiyecekler ve içecekler dünyasının arkaplanına baktığımızda, her birinin meselâ, geliş kanalının ayrı olduğunu fark ediyoruz. Zahiri itibariyle üzüm, asmadan; kayısı, ağaçtan; karpuz, toprak üstüne kol atmış ottan; havuç, toprak altında hazırlanmış olarak geliyor…

Sebzelerin ve meyvelerin çeşitli açılardan özellikleri dikkate alınarak birçok tasnifi yapılıyor. Bunlardan birisi ikili bir gruplandırma olarak toprak üstünde yetişen sebze ve meyveler, toprak altında yetişen sebze ve meyveler kategorisi.

Bu tasnif çerçevesinde, meselâ, toprak altında yetişen sebzeler ve meyveler hangileridir, denildiğinde, çok tanıdık ürünlerin de sıralandığını görüyoruz: Patates, havuç, soğan, sarımsak, pırasa, pancar, turp, yer elması, kereviz, zencefil, şalgam… Bunların yeşil yaprakları toprak üstünde olmakla birlikte sebze ya da meyveye dönüşen kök ve gövdeleri toprak altında vücut buluyor…

Toprak altında yetişen sebzeler genellikle yumrulu bitkiler adıyla da anılıyor. Bu bitkilerin sağlığımız açısından çok önemli değeri var. Uzmanların verdiği bilgilere göre bu bitkiler kanseri önlemeden, beynin daha aktif çalışmasına, kalp ve damar hastalıklarına iyi gelmesinden, vücut direncini arttırmasına kadar sayısız faydalar sağlıyor…

Bu bitkilerden söz gelimi, mutfaklarımızda asla eksik etmediğimiz patates tam anlamıyla potasyum deposu. Bünyesinde A, C, K, B6, E vitaminleri bulunan bu sebze aynı zamanda kalsiyum, demir, magnezyum ve manganez ihtiva ediyor. Bu vitamin ve mineraller dolayısıyla patates vücuda yüksek bir enerji verdiği gibi bağırsak sağlığını korumak, cildi canlı tutmak, sindirim sistemine yardımcı olmak gibi başka birçok fonksiyon da ifa ediyor.

Yumrulu bitkilerin yararlarıyla ilgili olarak uzmanların açıklamalarına baktıkça her birinin gerek vücudun beslenmesi gerekse hastalıklara karşı korunması açısından özel bir muhtevaya sahip kılındığı görülüyor. Meselâ havuç göz sağlığı, şalgam böbrek sağlığı açısından bünyeye çok büyük faydalar sağlıyor.

Burada insan olarak adeta zorunluluk içinde şunları düşünüyoruz ya da düşünmemiz gerekiyor: Yer altına bırakılan basit tohumlar ya da çekirdekler sert toprağı nasıl deliyor, nasıl filizleniyor, çiçekleniyor, yapraklanıyor? Yazın yakıcı sıcağı altında bu bitkilerin yaprakları yeşilliğini nasıl muhafaza ediyor? Tohum kuru toprak altında nasıl meyveye duruyor? Yemiş olmaya başlayan bu kök ve gövdelere en faydalı vitaminler ve mineraller nasıl yükleniyor?..

Bu ve benzeri soruların cevabı ile ilgili olarak toprağa baktığımızda onda işaret edilen neticeleri sağlayacak en küçük bir bilinç ve irade, en ufak bir akıl ve kudret görmüyoruz. 

Dolayısıyla akıl, irade, bilinç ve kudretten tamamıyla yoksun olan toprağın bu bitkilerin varlık kaynağı olamayacağını kesin şekilde anlıyoruz. Sonuçta her şeyi olduğu gibi yer altında yetişip hazırlanan sebze ve meyveleri yaratıp bize sunanın ancak ve ancak bizi, toprağı, güneşi… nihayet bütün varlıkları yaratan Allah olduğunu anlıyor, tasdik ediyoruz.

Kâinat kitabını Kur’ânî mesajlarla okuyup tefsir eden Üstad Bediuzzaman Said Nursî, “…Havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i sühuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi…” cümlesiyle yumrulu bitkilere işaret ediyor, bunların İlâhî irade ve kudret dahilinde meydana geldiği hakikatini tefekkür dünyamıza sunuyor!

Biz de insaniyetimize uygun olarak iman nuru ile bakarak yer üstünde yetişen ve yer altında yetişen sebzeler ve meyveler sayısınca Rabbimize hamdimizi ve şükrümüzü “Elhamdülillah” diyerek arz etmemiz gerekiyor.

Okunma Sayısı: 1348
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı