Emekli olduktan sonra bir özel okulda öğretmen olarak çalışıyorum.
Devlet okulundan sonra özel okulun çalışma sisteminin çok farklı olduğunu gördüm. Öğrenciler, veliler, öğretmenler, idare velhasıl her şey farklı idi. Şükür, kısa bir zaman diliminde intibak ettim. Hatırlanacağı üzere 1990’lı yıllarda okullarda mescid olmadığı için en büyük problem namaz kılacak bir yer bulmaktı.
Pertevniyal Lisesinde çalıştığım yıllarda okulun bitişiğinde Valide Camii’nin olması işimizi rahatlatıyordu. Cuma namazını kılmak isteyen öğrencileri camiye rahatlıkla götürebiliyordum. Okulda vakit namazlarını ise, genelde merdiven altlarında ve depo gibi yerlerde kılabiliyorduk. Daha sonra Allah bir kapı açtı. Ben çevre kulübü başkanı oldum. Bundan dolayı okul müdürü bana bir oda tahsis etti. Böylece uzun zaman o odayı hem çevre odası, hem de mescid olarak kullandık. Öğrenciler ve öğretmenler namazlarını rahatlıkla kılabildiler. Tâ ki okulda mescid açılana kadar.
Özel okullar farklı. 15 sene önce bir dönem bir başka özel okulda çalıştım. Orada da kapının üzerinde ‘İbadethane’ yazılı bir oda vardı, ama namaz kılamıyorduk. Ben yine bir merdiven boşluğunda bir tahtanın üzerinde namazımı kılıyordum. Şimdi ise, 18 yıldır çalıştığım özel okulda mescid yoktu. Namazlarımı hep dışarıda kılmak zorunda kaldım. Beş altı yıldır öğrencilerimiz “Hocam okulda mescid var mı?” sorularını sormaya başladılar. Ayrıca “Beraber cumaya gidelim, bizi namaza götür” diye sürekli mescid için hatırlatma yapıyorlardı.
Bundan beş altı sene önce çok etkisinde kaldığım bir rüya gördüm. Rüyada, okuldaki büyük bir mesdidde kalabalık bir cemaatle namaz kılıyorduk. Risale-i Nur hizmetlerinde gayretli Ahmet adında bir ağabey de sarıklı olarak ön tarafta idi. Rüya beni çok etkilediği için sabah okula gittiğimde bölüm arkadaşlarıma rüyayı sevinçle anlattım. Ben rüyaya çok anlam yüklememe rağmen arkadaşlar basit bir rüya gibi bakarak hiç tepki vermediler. İçimde bir his bu rüyanın gerçekleşeceğini haber veriyordu. Öğlen namazlarımı kılmak için yine sürekli okulun dışına çıkmak zorunda kaldım. İki sene önce müdüre “Öğrenciler bizi zorluyor artık okulda bir mescidin açılması gerekir” dedim. Müdür “Okulda falan binanın altında bir ibadethane var” dedi. Mescidi aradığımız halde bulamadık. Tabiî ki mescid hep gündemde kaldı. Bu sene okul başladıktan sonra hizmetlilerden birisine “Okulda mescid varmış diyorlar neredir?” diye sordum. Farklı bir binanın girişinde bir odayı gösterdi. Fakat depo olarak kullanıldığını gördüm. Bir başka gün yalnız namaz kılabilir miyim diye kontrol ettiğimde, odada kartonların olduğunu gördüm. Artık mescidimi bulmuştum. Bugüne kadar o odada karton üzerinde öğlen namazlarını kıldım. Yakın zamanda baktım ki depo boşaltılıyor. Arkadaşlara “Burasını mescide çevirebilirler” dedim. Ve bir sona hafta boyası, halısı, seccadesi, tesbihleri, Kur’ân-ı Kerîm dahil tam tekmil mescid olarak hazırlanmıştı. Allah’a binler şükür ki, bu sabah namazı ve tesbihatımı da okulumuzun mescidinde tamamladım.
Bu güzel haberi bütün sınıflar alkışlayarak karşıladılar. Hatta bir sınıfta “Bir müjdem var! Okulda mescid açıldı” dediğimde ayakta alkıştan sonra, günde bir vakit namaz kılmaya başlayan bir öğrencim mescidi görmek için sınıftan dışarı fırlayarak mescidi görüp geri geldi. Öğrenciler “Hocam bize Cuma namazını kıldır” diyorlar. İnşallah mescid, güzel hizmetlere vesile olacaktır. Dualarınızı bekliyorum.