"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nizam-ı âlemin müşâhidi olmak

İrfan Çakmak
05 Temmuz 2026, Pazar
Âlemin nizamını inkar etmek mümkün değildir. Çünkü kâinatta yaratılmış olan her şeye mükemmel bir ölçü ve kasıtlı bir nizam farz ve vacip kılınmıştır. Canlı cansız her varlık şu intizamın aşığıdır. Nizam-ı âlemin kurallarına ve kanunlarına şevkle uymak onları kudret sahibi Allah'a şahit kılmaktadır. “Her bir şey, nizam-ı âlemi teşkil eden düsturlara ve muvazene-i mevcudatı idame eden kanunlara tatbik-i hareket etmekle o Alîm-i Kadîr'e şehadet eder.”1

İnsan da âlemin nizamının bir parçasıdır. O nizamı en ileri seviyede algılayan maddî ve manevî duygularla donatılmıştır. Bu sebeple Allah’ı tanıyacak kabiliyete sahiptir. Ve duygularının sınırı yoktur. Arzuları bu âleme sığmamaktadır. Çünkü daha geniş bir âlemin kodlarını taşımaktadır. Hissiyatı ancak o şekilde hakikî mahiyetini sünbül verecektir. Böylece nizam-ı âlemle bütünleşir. Evet “Belki geniş ve müzahemetsiz bir âlem lâzımdır. Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemalâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.”2

İnsanın ahval ve kemâlatına nizam vermesi ise; “Ben cinleri ve insanları yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım.”3 ayetine bakar. Çünkü “İnsan, ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Belki bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zapt edilir.”4

Öyleyse şu nizam-ı âlemin kemâli, muhasebenin yapılacağı ebedî hayatla mümkün olacaktır. “Eğer saadet-i ebediye olmazsa şu esaslı nizam, bir suret-i zaîfe-i vâhiyeden ibaret kalır. (Yani manasız saçma birşey olur). Yalancı, esassız bir nizam olur. Nizam ve intizamın ruhu olan maneviyat ve revabıt ve niseb, heba olup gider. (Yani her şeyin manası, ilişkileri, ölçüleri faydasız kalır). Demek nizamı nizam eden, saadet-i ebediyedir. Öyle ise nizam-ı âlem, saadet-i ebediyeye işaret ediyor.”5

O halde Yaratıcı’ın insanlardan istediği nedir? O da peygamberlerin önderliğinde sunulmuştur. “Nübüvvet beşerde zaruriyedir. Karıncayı emîrsiz, arıları ya'subsuz (beysiz) bırakmayan kudret-i ezeliye elbette beşeri de bırakmaz şeriatsız, nebisiz. Sırr-ı nizam-ı âlem, böyle ister elbette.”6

Demek bütün hikmetlerin merkezi olan âlemin nizamı insanın keyfine bağlanmamıştır. İnsandaki akıl şu nizamın şahidi olmak için onun kafasına takılmıştır. Evet “Delil-i Sâni' olan nizam-ı âlemin esası olan hikmetullahın şahidi ise istihsan-ı akliye…”dir.7 Nizam-ı âlem insanın ‘istihsan-ı akliyesi’ne havale edilmektedir. Bu ise aklın nizam-ı âlemin şifrelerini açacak şekilde ayarlandığını ifade etmektedir. İnsana düşen ise kevnî ve İlâhî şeriatla dizayn edilen âlemin nizamının tamamlayıcı cüz’ü olarak; bakmak, görmek, tetkik etmek, gözlemlemek ve itaat etmek manasında nizam-ı âlemin müşahidi olmaktır.

İnsan şu marifet şuası ile insaniyet-i kübra makamının sahibi olacaktır. Aksi halde dünyada vicdan ızdırabı, kalb sıkıntısı ve ruh ürküntüsünü çekecek, ahirette de ebedî azab ile ‘hasirü’d-dünya ve’l-ahiret’ olacaklardır. Nizam-ı âlem böyle işlemektedir.

Dipnotlar:

1- Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, 

2013, s. 310.

2- Muhakemat, Yeni Asya Neşriyat, 

2013, s. 186, 187.

3- Zâriyât: 56.

4- Sözler, Yeni Asya Neşriyat, 

2013, s. 129. 

5- Age., s. 844.     

6- Age., s. 1142.

7- Muhakemat, Yeni Asya Neşriyat, 

2013, s. 114.

Okunma Sayısı: 169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı